Vurgun Nedir?

Halk arasında vurgun olarak da bilinen ‘dekompresyon hastalığı,‘ bilinenin aksine sadece dalışta gerçekleşmez.

Belgelenmiş olan ilk dekompresyon vakası 1841 yılında bir madende ortaya çıktı. Suyu dışarı vakumlamak için yüksek basınçlı maden kuyularında çalışan maden işçileri, ağrı ve kramplardan şikayet ediyorlardı.

Günümüzde ise her dalış yapanın mutlaka yakalandığı ve nedeni bilinmeyen bir hastalıkmış gibi davranılan dekompresyon hastalığı (vurgun), kurallara uyulduğunda size zarar verme ihtimali olmayan bir durumdur. 

Yani ‘her dalgıç mutlaka vurgun yer‘ düşüncesi bir efsanedir.

Çözünürlük

“Image courtesy of Suat Eman / FreeDigitalPhotos.net”

Bir bardak sıcak, dumanı tüten çay düşünün.

İçine bir kesme şeker atıp karıştırırsanız rahatlıkla çayın içinde kaybolduğunu, yani çözündüğünü görürsünüz.

İki kesme şeker çözünür mü? Büyük ihtimalle.

3? Belki.

4? Zor.

Bir çağ bardağı yeni demlenmiş mis gibi çayın içinde 3 kesme şekerin kolayca çözündüğünü varsayalım.

Peki o çayı içmez ve saatlerce bekletirseniz? Çay soğur.

Artık o soğuk çayın dibine çökmüş şekerleri görürsünüz. Sıcakken çözünmüş olan üç kesme şeker, artık çay soğuduğu için bardağın dibindeki toz şekere dönüşmüştür.

Demek ki sıcaklık, sıvının içinde çözünen katılar için önemli bir faktördür diyebiliriz. 

Sıvı (örneğimizde çaydı) ne kadar sıcaksa, içindeki katı o kadar iyi çözünür.

Gelelim Gazlara

Sıvı içinde çözünen gazlar için olay tam tersidir.

Coca Cola’yı düşünün.

İçinde ‘asit‘ dediğimiz karbondioksit gazı mevcut. Eğer Coca Cola soğuksa, bu gazı göremeyiz, çünkü Coca Cola’nın içinde çözünmüştür.

Hatta bu yüzden şişenin üzerinde “Soğuk İçiniz” ibaresi yer alır. Ne kadar soğuksa, karbondioksit o kadar iyi çözünür ve damakta daha güzel bir tat bırakır.

Demek ki sıvı içinde çözünen gazlar, soğukta çok daha iyi çözünürler. 

Aynı zamanda Coca Cola şişesi basınçlıdır. Yani, ne kadar basınç ve soğuk, o kadar iyi çözünme, o kadar iyi lezzet!

Dalışla Bağlantısı?

Dalgıçların soluduğu tüpün içinde şu anda solumakta olduğunuz ‘hava’ bulunur, sadece oksijen değil (okuyun: Dalış Tüpünün İçinde Ne Var?). Eğer sadece oksijen olsaydı oksijenin zehirleyici özelliğinden dolayı dalgıçlar yaralanabilirdi.

Regülatörden nefes alan bir dalgıç, tüpün içindeki azot, oksijen ve diğer gazları vücuduna çekmiş olur.

Derinlik arttıkça basınç artar, sıcaklık düşer. Bu da tam gazların çözünmeyi sevdiği ortamı yaratır. 

Yüzeydeyken, kanımızda ve dokularımızda bir birim azot çözünebilirken -örneğin- 20 metrede 3 birim azot çözünebilir.

Bu, çay soğukken bir şeker çözünebilirken, sıcak olduğunda 3 şeker çözünebilmesiyle aynı mantık.

Sorun Nerede?

Sorun, iki şekilde meydana gelebilir ve her ikisi de bir sürprize değil, dalgıcın kendisine (bilincine) bağlıdır.

Coca Cola örneğine geri dönelim. Tıpkı dalgıcın damarlarında ve dokularında çözünmüş olan azot gibi, Coca Cola sıvısının içinde de soğuk ve basınçtan dolayı çözünmüş  karbondioksit bulunduğundan bahsetmiştik.

Şişeyi yavaşça açarsanız kabarcık oluşmaz, sıvı taşmaz. Ancak kapağı hızlıca açarsanız, çözünmüş olan karbondioksit gazı, kabarcıklar halinde şişenin ağız kısmında toplanacaktır. 

Dalgıçlar da, yüzeye doğru hızlı bir şekilde yükselirlerse (dakikada 9 metreden daha hızlı) doku ve damarlarında eriyik halde bulunan azot, büyük kabarcıklar halinde vücudu terk etmeye çalışacaklardır. 

Bu da damarlarda tıkanmalara yol açacak, özellikle kalp ve beyinde gerçekleşirse felç, kalp krizi gibi ölümcül sonuçlar doğurabilecektir.

Diğer taraftan, yavaş yükselen bir dalgıcın damar ve dokularındaki sıvı azot, çok küçük kabarcıklara (vurguna sebebiyet vermeyen, ‘sessiz kabarcıklar‘) dönüşerek solunum yoluyla vücuttan atılmaya başlayacaktır.

İkinci sorun, dalgıç limitlere uymadığında meydana gelebilir. 

Dalış bilgisayarları ve geleneksel dalış tabloları, bir dalgıcın hangi metrede, maksimum kaç dakika kalacağını hesaplayabilmektedirler.

Örneğin, SSI dalış tablosuna göre, 18 metreye inmek isteyen bir sportif dalgıç, o derinlikte en fazla 50 dakika kalabilir.

51. dakikadan itibaren vurgun (dekompresyon hastalığı) riski altındadır.

Bunu suyun altında fark eden bir dalgıcın, dalışını güvenli bir şekilde bitirme olasılığı hala vardır. İlave güvenlik beklemeleriyle sorun ortadan kaldırılabilir ancak bu, sportif dalıştan çıkar ve teknik dalışa girer (dalgıçlar arasında dekolu dalış olarak da bilinir).

Yeterli teknik dalış eğitimi olmayan bir dalgıç için bu, istenmeyen bir duruma sebebiyet verebilir.

Semptom ve Belirtiler

Dekompresyon hastalığına yakalanmış olan bir dalgıç:

  • mide bulantısı
  • baş dönmesi
  • kas ağrısı
  • kusma
  • aşırı yorgunluk
  • bayılma
  • göğüs ağrısı
  • eklem ağrısı
  • hissizlik
  • deride kaşınma ve kızarıklık

gibi belirti ve semptomlardan birine ya da birden fazlasına sahip olabilir.

İlk Yardım & Tedavi

“Image courtesy of dream designs / FreeDigitalPhotos.net”

Dekompresyon hastalığından şüphelenilen birine %100 saf oksijen verilerek difüzyon yardımıyla vücuttaki fazla azot azaltılmalı, bilinçli ise aspirin ve alkolsüz sıvı içecekler yardımıyla kan sulandırılmalıdır.

Bu nedenle her dalış teknesi ve dalış merkezinde %100 saf oksijen bulundurulmalıdır. 

Dalış merkezinizden oksijen sağlayıcı eğitiminizi de alabilirsiniz.

Örneğin, SSI‘ın React Right Oxygen Provider kursu, oksijen kitini tanımanızı ve gerekli durumlarda kazazedelere güvenli bir şekilde oksijen sağlayabilmenizi sağlar.

Tedavi ise basınç odasında yapılır. ‘Hiberbarik Basınç Odası,‘ kazazedenin tekrar basınç altına alınması ve saf oksijen solutulmaya devam edilmesiyle kişiyi tedavi eder.

Buradaki mantık, ilk olarak dalgıcın vücudunda kabarcık formatında bulunan azotun tekrar çözünmesini sağlamak, ikinci adımda ise bu sefer yavaş yavaş  basıncı azaltarak dekompresyon hastalığının tamamen geçmesine olanak tanımaktır.

Kısaca kazazede, tekrar suyun altına inmiş ve bu sefer yavaş yavaş yükselmiş gibi olur. Önemli fark, bu sefer bir taraftan hava yerine saf oksijen solumasıdır.

 

Bu nedenle, vurgundan (dekompresyon hastalığı) şüphelenilen bir dalgıç, tekrar aynı derinliğe indirilerek tedavi edilmeye çalışılmamalıdır.

Özet

Dekompresyon hastalığı (vurgun), dalgıcın vücudunda sıvı olarak çözünmüş olan azotun, hızlı yükselme ve limitlere uymamaktan dolayı kabarcıklar haline gelerek damarlarda tıkanıklığa sebebiyet vermesidir.

Tıkanmanın oluştuğu yere göre sonuçlar farklılık gösterebilir. Kol ve bacaklarda oluşursa kazazedenin kalıcı bir tahribat olmadan tedavisi mümkün olabilir. Ancak kalp ve beyinde oluşan bir tıkanma, felç ve ölüm gibi istenmeyen sonuçlar doğurabilir.

Limitlere uyan, yavaş yükselen, kısacası bilinçli ve eğitimli bir dalgıç, güvenle dalışlar yapabilir, dekompresyon hasatalığından (vurgun) uzak kalabilir.   

Referans:

http://en.wikipedia.org/wiki/Decompression_sickness#History

Yorumlar

  1. Sayın Demirağ,
    http://www.acilveilkyardim.com isimli sitemi yeniliyor ve güncelliyorum. Örnekleriniz çok hoşuma gitti eğer müsaade ederseniz örneklerinizi kaynak göstererek dalma acilleri konusunda ilave etmek istiyorum.
    Hemen yanıtlayabilirseniz çok sevinirim.
    Sağlıklı, başarılı ve mutlu günler dileğiyle,
    Hülya Ünalan Gedik

    • Murat Demirağ der ki:

      Merhabalar,

      Kaynağı link olarak gösterdiğiniz müddetçe istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

      Teşekkürler.

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It