Van Gölü’nde Neler Oluyor?

Van Gölü, son bir kaç yıldır dalış turizmi açısından önemli bir nokta haline geldi. 

Şahika Ercümen, endemik (dünya üzerinde sadece belirli bir bölgede yaşayan) bir tür olan İnci Kefali‘ne (Chalcalburnus tarichi) dikkat çekebilmek adına, 2013 yılında değişken ağırlıklı paletsiz kategorisinde, 61 metre ile serbest dalış tatlı su dünya rekorunu kırmak için Van Gölü’nde dalış yapmış ve bu hedefine de ulaşmıştı. 

Foto: milliyet.com.tr

Burada amaç,  dünya üzerinde sadece Van Gölü’nde yaşayan İnci Kefali’ni hem Türkiye’ye, hem de dünyaya tanıtmaktı. Bana kalırsa başarılı da olundu, bu konu uzun süre Trend Topic olarak kaldı, Türkiye ve dünyadan bir çok yerli ve yabancı turist bölgeye akın etti. (İnci Kefali hakkında daha fazla bilgili için: İnci Kefali)

Aynı zamanda Şahika, TRT için bir belgesel sundu. 

Yine Van’da, Van Gölü’ndeki İnci Kefali’nin göçü esnasında gerçekleştirilen festivalde… 

Bu vesileyle bir çok dalgıç kalktı İzmir’den, İstanbul’dan, Bursa’dan, Antalya’dan, taaa Van’a gitti. 

Dalış merkezi bulunan bölgeye ilgi arttı, Van tüm Türkiye’den dalgıçlara ev sahiliği yaptı. 

Bu dalgıçlar tabi ki oraya gidince sadece dalıp çıkmadı. 

Yemek yedi, bir şeyler içti, büfeye girip atıştırmalık aldı, kafeye oturdu, sokaklarında gezerken alış veriş yaptı, hediyelik eşya aldı, otelde kaldı… 

Van’a ilaç gibi geldi İnci Kefali’nin tanıtımı. 

Cumartesi sabahı İzmir’de 10:00 gibi uyandıktan sonra, kahvaltıyı da balkonda yapıp, 14:00 gibi Çeşme’ye kendini zar zor atan ve dalış teknesi sahibini, sanki her şeyi kendisi doğru yapmış da suç onunmuş gibi arayarak “abi biz geldik ama siz gitmişsiniz çoktan ya” diyen azıcık rahat dalgıçlar bile Van’a gider ya da gitmek ister oldu. Dalış için 1 saatlik mesafeyi bile giderken üşenen adamlar yani.. 

Ve gittiler de. Beğendiler de… Yine gittiler, başkalarına da övdüler, onları da götürdüler. 

Hiç bir şeyin gönüllü olarak yapılmasının kolay olmadığı bu güzel ülkede, bir kaç insan, Van’ı, insanını ve doğasını tanıtmaya başladı. Ve başarılı da oldu. 

National Geographic’de neden Türklerin, Türkiye’de yaptıkları hiç anlatılmazdı ki? O kadar kayda değer bir şeyler mi olmuyordu?

Derken… 

O da oldu. 

Foto: Tahsin Ceylan

Kasım 2017’de, sualtı görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan, Van Gölü’nün o güzel sularının altına gizlenmiş olan bir şeyi keşfettiğini açıklamıştı sosyal medyada. 

İnci Kefali’ni, insanının, doğasını, kültürünü, festivalini farketmemizi, tanımamızı sağlayan Tahsin Ceylan, bu sefer de bölgede bulunan müze müdürü ve arkeologların “buralarda sur yok” demesine aldanmadan, aramalarına devam etmiş ve 3.000 yıllık, Urartulara ait olduğu düşünülen kale kalıntılarını bulmuştu!

Kalıntı derken, öyle yıkık dökük de değil. 

Bildiğin sur. 

3000 yıl… 

Şöyle söyleyeyim daha kolay anlaşılması için. Yani Mısırlılar o dönem piramitleri inşa ederken, bizim Urartular da bu kaleyi inşa ediyormuş. O kadar eski yani. 

Tahsin Hoca, bu keşfin haklı gururunu yaşıyordu. 

Sadece Türkiye için değil, dünya için muazzam bir keşifti. Bu keşif hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın.

Haberin ayrıntılarını okuduktan sonra kollarımı bağlayıp, ofis koltuğuma sırtımı yasladım ve düşündüm. 

Böyle bir keşif, Avrupa ya da ABD’de olsaydı, uluslararası outdoor, yaşam ya da coğrafya kanalları bunu haber olarak geçerdi… 

Ertesi günü, Tahsin Ceylan’ın bir paylaşımını görüp o kadar çok sevindim ki, anlatamam. 

National Geographic, galiba iç sesimi duymuştu. 

Tahsin Hoca ve ekibinin, Van Gölü’nde keşfettiği 3000 yıllık Urartu kalesi, Sarah Gibbens tarafından haber yapılmıştı. Haberin tamamı için buraya tıklayın.

Şimdi ne olacak? 

Biz, sadece sevinmekle kalmayacağız. 

Dünya da bu keşfe sevinecek ve 3000 yıl önce o surlara dokunmuş olan insanları anmak, aynı surlara dokunmak, tarih kokan dalışlar yapmak için ülkemize, hem de öyle kalabalık metropollere, gece kulüplerine değil, Van Gölü’ne gelecek. 

İşte tam olarak dalış turizmi budur. 

Yapılmak istenen de bu olmalıdır. 

Van Gölü’nü, doğasını, kültürünü, insanını bizlere ve dünyaya bu kadar güzel şekilde tanıttıkları için Tahsin Ceylan, Şahika Ercümen ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. 

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It