Temel Bakımla Ekipmanınızın Ömrünü Arttırın

Dün, Karaburun’da dalıştaydım.

Benim için heyecanlı bir gündü. Çünkü 15 yıl önce verilmiş bir sözün tutulacağı bir sabaha uyanmıştım.

Lise arkadaşım Ali Can ile birlikte dalacaktık.

AlicanNihayet Türkiye’ye dönmüştü ve lise yıllarında “beraber dalışın” hayalini kurduğumuz gün gelip çatmıştı.

Sadece bu da değil!

Sevgili Tuğçe ile uzun zamandır istediği derin dalışı da nihayet yapabilecektik. Uzun süredir bunun için bekliyordu.

Yüzeye ulaştıktan sonra gözlerindeki heyecanı paylaşmak için de ben bekliyordum.

Karaburun cKc Divers‘a ayak bastık sabah.

Deniz güzel, hava güzel, heyecanımız başka güzeldi.

Birer çay içtikten sonra ekipmanımızı hazırlamaya başladık.

Sürekli gidip geldiğim için tüm ekipmanım dalış merkezinde durur.

Her birini tek tek bulup çıkardım.

Bir şey fark ettim.

Maskem kullanılmıştı.

Bu normal bir şey, ihtiyaç dahilinde kullanabileceklerini ben söylüyorum dalış merkezindeki arkadaşlara.

Ancak kullanan kişi, tuzlu sudan çıkar çıkmaz maskemi yerine asmıştı.

Bunu maskenin üzerindeki kurumuş tuzlardan ve maskenin sertliğinden anladım.

***

Bota attık kendimizi.

Açıldık.

Karaburun’daki favori dalış noktama, Büyük Ada – İzmir Burnu’na dalmak için kendimizi sırt üstü suya bıraktık.

Görüş, 30 metreye yakındı. Yüzeyde su sıcaklığı 19°.

Balık sürüleri yüzeyde son hazırlıklarımızı yaparken altımızdan geçiyor.

Özetle deniz, “dalış yapın” diye bize bağırıyor.

***

Müthiş bir ilk dalışın ardından güvenlik beklememizi yapıyoruz.Temel Ekipman Bakimi

5 metredeyiz, yüzeyi ve yüzeye doğru ulaşmaya çalışan kabarcıklarımızı izliyoruz.

Ve birden bire maskem yüzümden çıkıyor !!

Kayışının kopmuş olduğunu düşünüyorum, maskeyi bulup tekrar yüzüme oturtuyorum.

İçindeki suyu tahliye ediyorum ve elimle maskemi tuta tuta dalışı bitirip yüzeye geliyorum.

Dalış, harika!

Ama yaşanan ve ufak bir sorun gibi gelen bu durum üzerinde düşünülmesi gerekiyor.

İsterseniz bu yazının esas amacı olan bu konuya gelelim.

Sizlere ekipmanınıza çok az zamanınızı ayırarak yapacağınız temel bakımla, ekipman ömrünün 5-6 kat uzayacağını hatırlatarak tavsiyelerime başlamak istiyorum.

Ekipmanın En Büyük İki Düşmanı

Dalış ekipmanlarının büyük bir kısmı plastik, silikon ve neoprenden üretiliyor.

Bu maddeleri negatif yönde etkileyen unsular var.

Hem de o kadar derinden etkiliyor ki, ekipmanınızın ömrü dramatik bir şekilde kısalıyor.

Yukarıda anlattığım maskemi geçtiğimiz yıldan beri kullanıyorum. Bir yıl… En fazla benimle 50 dalışa girmiştir.

Üç aşağı beş yukarı aynı kaliteye sahip olan bir önceki maskemi 9 yıl, 600’ün üzerinde dalışa kullanmıştım. Sonrasında bir dalış teknesinde dalış çantamın üzerine yanlışlıkla düşen bir tüp sonucunda kırılmıştı. Yoksa daha yıllarca kullanacağıma emindim.

Peki, bu fark neden kaynaklandı?

Cevabı basit; Temel bakım.

Tuzlu Su

İşte ekipmanımızın katili!

Tuzlu su, ekipmanınızı içten içe kemiriyor. Sertleştiriyor ve kopmalara, kırılmalara, parçalanmalara sebebiyet veriyor.

Yukarıdaki tecrübemde yaşadığım şey, işte tam olarak buydu.

Maskem, uzunluğunu bilmediğim bir süre boyunca tuzlu kalmış, dalışın sonunda da maskeyi kayışa bağlayan noktadan kırılmıştı.

Her dalışınızdan sonra (“bugün bir dalış daha yapacağım zaten, günün sonunda yıkarım” demeden) ekipmanınızın TAMAMINI tatlı sudan geçirmelisiniz.

Bu sayede ekipmanınızın tuzundan arınmasını sağlamış olursunuz.

Bunu yapmanın en kolay ve etkili yolu, içi tatlı su dolu geniş bir kova kullanmaktır.

Bir çeşme kullanarak ekipmanınızı tuzundan arındırmayı düşünebilirsiniz. Ancak bu yolla tatlı suyun, ekipmanınızın tamamını sardığından emin olamayabilirsiniz.

Dalış merkezleri, genellikle büyük tatlı su tankları bulundurur.

Bunları kullanmanızı tavsiye etsem de, ekipmanınızla evinize geldiğinizde aynı işlemi tekrarlamanızda büyük fayda var.

Çünkü özellikle yüksek sezonda dalış merkezlerindeki tatlı su tankları, bir çok tuzlu ekipmana maruz kaldıklarından dolayı gün sonunda genellikle deniz suyundan daha tuzlu olur.

Biraz göstermelik bir yıkama yapmış olmamak adına, bunu evinizde tekrarlamanızı şiddetle tavsiye ederim.

Güneş

Güneş de en az tuzlu su kadar kuvvetli bir ekipman düşmanıdır.

Hemen her şeyde olduğu gibi güneş, ekipmanlarımıza da zarar verir.

Bu nedenle ekipmanınızı hiç bir zaman güneşi direk gören bir yerde saklamayın.

Ekipmanınızı yukarıda anlattığım üzere dalış sonrasında yıkadıktan sonra “bagaja koymadan önce biraz kurusun” mantığıyla güneşe bırakmayın.

Ekipmanınızı, muhakkak gölgede kurumaya bırakın.

Genellikle dalış merkezlerinde sundurma tarzı bir ekipman gölgelik sistemi bulunmaktadır.

Daha da Önemlisi Güvenlik

Maskemin güvenlik beklemesi esnasında yüzümden çıkmış olması belki tecrübeli bir dalgıç için büyük bir sorun olmayabilir.

Ancak bu durum, dalışın ortasında, pek fazla tecrübesi olmayan bir dalgıcın da pekala başına gelebilir.

Küçük gibi görünen bu olay, önüne geçilemediğinde önce strese, sonra paniğe, en sonunda da kurtarmaya kadar gidebilecek bir durum haline gelebilir.

Özet olarak, hem ekipmanınızın ömrünü uzatmak, hem de güvenliğinizi arttırabilmek adına ekipmanınıza iyi bakın.

Dalıştan sonra tuzlu sudan tamamen arındırın ve güneş almayan bir yerde kurumaya bırakın.

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It