Dalışta İlk ve Son 10 Metrenin Önemi

Tüplü dalış yaptığımızı kimle paylaşsak, üç aşağı beş yukarı aynı sorulara maruz kaldığımızı tahmin ediyorum. 

“Ben 3 metreye dalsam bile kulağım acıyor, siz nasıl onlarca metreye dalabiliyorsunuz?” 

Kaç metreye dalıyorsunuz?” 

Bir tüp ne kadar yetiyor?” 

Dalışta İlk ve Son 10 Metrenin ÖnemiSize de bu soruların sorulduğunu biliyorum. 

Şu anda ekrana bakarken bir taraftan gülümsüyorsunuz, çünkü tanıdık geliyor

Dikkat ederseniz, tüm bu sorular aslında derinlikle, insanoğlunun derine karşı duyduğu ilgi ve merakla alakalı. 

Daha derin, daha güzel, daha gizemli… 

Ama derinlik arttıkça, daha riskli olduğunu düşünüyorlar. 

Bu, tabi ki doğru. 

Azot narkozu, dekompresyon, kulak eşitleme… 

Derinlerden bahsederken bunlar akla geliyor haliyle.  [Devamını oku…]

Nitrox: Zengin Havanın Hali Başkadır

Nitrox.

Bu kelimeyi mutlaka duymuşsunuzdur. Dalış merkezinde konuşan dalgıçlardan, dalış dergilerinden, belgesellerden…

Araba modifiye tutkunları da kendine pay çıkarır bu kelimeyi duyunca.. Nitro !

Ama bizimki dalışla alakalı, biraz farklı.

Enriched Air Nitrox diye geçer esasen literatürde. Yani Zenginleştirilmiş Hava ! 

Zenginleştirilmiş … Nasıl yani?

Daha derine mi gidilir bu Nitroxla, hava mıdır sadece, yoksa farklı gazlar da var mıdır içinde, dip zamanımı nı arttırır?!

Genelde Nitrox denilince hemen her dalgıcın bir fikri vardır ama net değildir.

Bugün bunu netleştirelim istedim.

Buyrun…

[Devamını oku…]

Deniz Tutmasını Önlemenin 8 Yolu

Dalgıçlar olarak hayatımızın bir kısmı teknelerde geçiyor.

Hatta bir dalış seyahatimizde suyun altından çok teknenin üzerinde zaman geçiriyoruz.

Kimimiz nadiren, kimimiz sıklıkla da olsa hepimiz deniz tutmasını tecrübe ediyoruz.

Peki bu deniz tutması nedir, neden kaynaklanır ve önleyebilmek için yapabileceğimiz bir şeyler var mıdır?

Image courtesy of esadaphorn / FreeDigitalPhotos.net

Image courtesy of esadaphorn / FreeDigitalPhotos.net

Deniz Tutması Nedir?

Deniz tutması, tıpkı yol tutması gibi bir devinim (hareket) rahatsızlığı (motion sickness) çeşididir. Genellikle dalgalı sularda ya da uzun deniz yolculuklarında gözlemlenir.

Belirtileri mide bulantısı, baş dönmesi, kusma ve kimi zaman soğuk terlemedir.

Bazı insanlar deniz tutmasının “alışılabilen” bir kavram olduğunu ve bunun sonucunda fazla deniz seyahati yapan kişilerde görülmeyeceğini söylerler.

Bu konuda kesin bir şey söylenemese de kimi insanların deniz tutmasına karşı daha hassas oldukları bir gerçek.

4000’in üzerinde dalışım olmasına ve hayatımı genellikle deniz ve teknelerde geçirmeme rağmen ben de nadiren de olsa deniz tutmasına yakalanıyorum. Bu nedenle deniz tutmasının tecrübeyle ortadan kalktığı konusunda şüphelerim var. Ancak denizcilikle içli dışlı olan insanların diğerlerine göre daha az hassas olduğu da yadsınamaz.

Deniz Tutması Neden Kaynaklanır?

Deniz tutmasının nedenini açıklayan popüler teorilerden biri, beyne ulaşan algısal girdilerin farklı olmasına dayanıyor.

Örnek olarak, bir dalış teknesindeyken gözleriniz cisimlerin sabit olduğunu “görüyor.” Alt güvertede bir şeyler içerken, ekipmanınızı kontrol ederken ya da teknenin içinde soyunma kabinindeyken gördüğünüz hiç bir şey hareket etmiyor.

Ancak aynı zamanda iç kulağınız teknenin hareketini hissediyor (bu nedenle özellikle dalgalı havalarda deniz tutmasına daha fazla yakalanıyoruz).

Gözlerimiz, beynimize sabit durduğumuzu, iç kulağımız ise hareket ettiğimizi söylüyor.

Beyin, halüsinasyon görmüş olduğumuzu, bunun da zehirlenmeden kaynaklanabileceğini düşünüyor ve bizi zehirleyen şeyden kurtulmamızı istiyor.

Yani deniz tutması, aslında bizim için endişelenen beynimizden kaynaklanıyor diyebilirim :)

Deniz Tutmasını Nasıl Önleyebiliriz?

Şimdi dönelim bu makalenin ana konusuna.

İyi güzel de bunu nasıl önleyeceğiz?

Bu konuda sizlere yardımcı olacağını düşündüğüm 8 çözüm önerim var.

  1. Ufuk çizgisine bakın. Dışarı ve ileri doğru baktığınızda iç kulak ve göz arasındaki sinyal farkı minimize olacaktır. Çünkü bu şekilde gözleriniz, teknenin sallandığını hesaba katabiliyor.
  2. Beslenme şeklinizi değiştirin. Ne yemiş olduğunuz, teknedeki durumunuzu çok ciddi şekilde etkileyecektir. Yeşil elma, deniz tutmasına karşı iyi gelecektir. Aslında kola içmek de fosforik asit ve şeker barındırdığı için iyi gelebilir ancak dalışlarınızda sizi rahatsız edebileceği için bunu tavsiye etmiyorum. Yağlı ve baharatlı yiyeceklerden hem dalış teknesinde, hem de dalıştan bir gece önce kesinlikle uzak durun. Tuzlu krakerler de yararlı tekne atıştırmalıklarındandır (böyle bir kelime var mıydı?:)
  3. Eğer içinizde tutamıyorsanız, bırakın gitsin! İstifra etmek, çok hoş bir tecrübe olmasa da belirtilerin ortadan kalkmasına ve rahatlamanıza yardımcı olur. Fakat bunu yaparken rüzgara dikkat edin. Eğer önünüzden esiyorsa arkanıza dönüp bunu yapın.
  4. Deniz bileklikleri kullanın. Bir çok eczanede bulabileceğiniz bu bilekliklerin, bilekteki bir akapunktur noktasını bulduğunu ve mide bulantısına iyi geldiğini söyleyenler son zamanlarda bir hayli artmış durumda.
  5. Skopolamin deri yaması kullanın. Doktorunuzun reçetesiyle satın alacağınız bu yamaları kulak altına yapıştırıyorsunuz. Uyuşukluğa sebebiyet veren yan etkileri olabileceği için doktorunuza dalış yapacağınızı söylemeyi unutmayın.
  6. Dalış sonrası (öncesinden bahsetmiyorum bile:) teknede alkol tüketmemeye çalışın. Alkol, sizi dehidre (su kaybı) edecek ve deniz tutmasına maruz kalma ihtimalinizi yükseltecektir.
  7. Müziğin sesi kapatıldığında sandalye kapma yarışı yapar gibi hareket etmeyin. Tercihen teknenin ortasında (ortada daha az hareket olacağı için) oturup ufuk çizgisine bakın. Mutfaktan gelen yemek kokusu ya da teknenin motorundan gelen mazot kokusundan uzakta bir sandalye seçin.
  8. Bol temiz hava alabileceğiniz bir yere oturun ve kendinizi kasmayın. Rahatlayın… Deniz tutmasından etkilenmiş olan diğer insanlardan uzak durun.

Bunlardan farklı bir öneriniz varsa lütfen aşağıya yorum bırakın, hepimiz öğrenelim. 

Mide bulantısız, baş dönmesiz dalışlar diliyorum :)))

Dalışın Altın Kuralı

10 metredesiniz. Paletleriniz dibe değiyor, ayaklarınızın üzerinde duruyorsunuz.

Elinizde bir balon var. 

Balon

“Image courtesy of artur84 / FreeDigitalPhotos.net”.

Balonu yedek hava kaynağınız ile şişirip, ağzını hava kaçırmayacak şekilde sıkıca bağlıyorsunuz.

Yedek hava kaynağınız yardımıyla balonun içine 1 litre hava bastığınızı düşünelim.

Balon, artık içinde hava olduğu için yüzeye çıkmak istiyor.

Parmaklarınızın ucuyla tuttuğunuz balonu bırakıyor ve arkasından bakıyorsunuz.  Balon, yüzeye doğru hareket etmeye başlıyor.

Soru şu … 

“Balon yüzeye ulaştığında ne gibi bir değişime uğrayacak?” [Devamını oku…]

Dalışta Çişim Geliyor !

Elbiseme işemiyorum diyen dalgıç yalan söylüyordur” derler, ben de buna katılmıyor değilim. Özellikle bayan dalgıçlarda bunu konuşmak bile ‘tabu’dur. Ayıp bir konu olarak algılandığı için genellikle dillendirilmeyen, ancak her dalgıcın bildiği bir gerçek vardır: “dalışta, karaya oranla daha çok çişimiz gelir!

Her dalgıcın başına gelen ve kimi zaman “hayııır, elbiseme bunu yapamam!!” diyen dalgıçların kabusu olan bu durum, çeşitli şehir efsaneleriyle aklanmaya çalışılır. Bunun en güzel örneği “soğuk kış günlerinde dalış yapanlar elbiselerine işer, bu sayede sıcak kalır” bahanesidir. [Devamını oku…]

Sudayken Parmaklarımız Neden Buruşur?

Denizde, havuzda veya duşta fazla vakit geçirdiğimizde el parmaklarımız ve ayaklarımızın bir kısmı buruşuyor. Bu, aslında bir çok insanın nedenini bilmediği bir durum. Sadece buna alışkın olduğumuz ve kısa zamanda eski halini aldığı için bize normal geliyor. Bana hiç araştırma yapmadan bunun nedenini sormuş olsaydınız cevabım basitti: Osmoz. [Devamını oku…]

CLOSE
CLOSE
Pin It