Dalışta İlk ve Son 10 Metrenin Önemi

Tüplü dalış yaptığımızı kimle paylaşsak, üç aşağı beş yukarı aynı sorulara maruz kaldığımızı tahmin ediyorum. 

“Ben 3 metreye dalsam bile kulağım acıyor, siz nasıl onlarca metreye dalabiliyorsunuz?” 

Kaç metreye dalıyorsunuz?” 

Bir tüp ne kadar yetiyor?” 

Dalışta İlk ve Son 10 Metrenin ÖnemiSize de bu soruların sorulduğunu biliyorum. 

Şu anda ekrana bakarken bir taraftan gülümsüyorsunuz, çünkü tanıdık geliyor

Dikkat ederseniz, tüm bu sorular aslında derinlikle, insanoğlunun derine karşı duyduğu ilgi ve merakla alakalı. 

Daha derin, daha güzel, daha gizemli… 

Ama derinlik arttıkça, daha riskli olduğunu düşünüyorlar. 

Bu, tabi ki doğru. 

Azot narkozu, dekompresyon, kulak eşitleme… 

Derinlerden bahsederken bunlar akla geliyor haliyle.  [Devamını oku…]

Dalıcı Mı Yoksa Dalgıç Mı?

Son zamanlarda dikkatimi çeken ve dalışa yeni başlayan arkadaşlara yanlış öğretilmesi sebebiyle hızla yayılan bir hata var.

Dalış Yapan İnsanlara Ne Denir?Dalış yapan insanlara ne deniyor?

-Dalıcı?

-Dalgıç? 

Sizce hangisi? 

Yıllardır, özel donanımla (scuba) sualtında gezen insanlara “dalgıç” deniyordu. 

Ta ki Türkiye Sualtı Sporlar Federasyonu bir gün “dalıcı” sıfatını bazı belgelerinde yayınlayana kadar. 

Dikkat ederseniz, “sıfat” dedim. 

Çünkü “dalıcı” bir sıfattır. Dalış yapma yeteneğine sahip hayvan demektir.  [Devamını oku…]

Dalış “Kazaları” Gerçekten “Kaza” Mı?

Dahab - Blue Hole'de DalışDalış hastalıkları, dalış kazaları, vurgun, dekompresyon, azot narkozu, derinlik sarhoşluğu ve buna benzer bir çok negatif kavramla zaman zaman karşılaşıyoruz.

Dalışla alakası olmayan kimseler televizyonu açtığında, gazete sayfalarını çevirdiğinde “dalgıç sualtında vurgun yedi” haberleriyle karşılaşıyor. Zaten bir dalgıç herhangi bir sebeple kaza geçirdiğinde, ülkemiz basınında sadece “vurgun” olarak geçiyor.

75 yaşında bir dalgıç, bundan yıllar önce Marmaris’te dalışa giriyor, güzel bir dalış geçiriyor, güvenlik beklemesini yaptığı sırada kalp krizi geçiriyor ve hayatını kaybediyor. Otopsi raporu, bu ölümün dalışla hiç bir alakası olmadığını, aynı kişi o anda kaldırımda yürüseydi de bunun başına gelebileceğini söylese de basında yine “vurgun” olarak geçiyor.

Peki, bizler ne yapıyoruz? Dalış profesyonelleri? [Devamını oku…]

Bravo SeaWorld: Tilikum da Ölüyor!

Son yıllarda yunus parkları gibi yerlere gidenleri kınamaya başladık, doğrudur. Gerek dalalim.com olarak, gerek Murat Demirağ olarak yunus parklarına gidilmesini sadece yanlış bulmuyor, aynı zamanda bir insanlık ayıbı olarak görüyorum.

Peki, çocuğumuzu, eşimizi, dostumuzu alıp yunus parkı gibi “masum” bir mekana gitmek neden yanlış oluyor, hatta bir de üzerine suç oluyor?

Aslında hikaye, buradan binlerce kilometre ötede başlıyor. [Devamını oku…]

Adidas’tan Atık Plastik Ayakkabı

Alman spor giyim üreticisi olan ve aynı zamanda Reebok’ı da içinde bulunduran Adidas Group, özellikle balık ağı ve plastikten oluşan okyanus atıkları ile yapılmış olan yeni bir prototipi tanıttı. Yeni ayakkabı, New York City’de, Ocean Climate Life (Okyanus İklim Yaşamı) sloganlı organizasyonda tanıtıldı. Okyanus İklim Yaşamı sloganı, iklim değişikliği ve okyanusların korunma ihtiyacına dikkat çekme amacını taşıyor.

Aslında plastik ve diğer okyanus atıklarından spor giyim ya da moda yaratmak yeni bir kavram değil. Amerikan outdoor markası Patagonia, 90’lı yıllarda plastik soda şişelerini geri dönüştürerek hırka üretmişti. Geçen yıl, bir Hollanda markası olan G-Star Raw, müzisyen Pharrell Williams ile birlikte okyanustan çıkarılan plastikten kot pantolon serisi üretmişlerdi. Parley for the Oceans da Adidas ile bu projede beraber çalışıyor. [Devamını oku…]

Gizemli Bir Haftasonu: Antalya Akvaryumu

Güzel, yazdan kalma bir pazar sabahı.

Antalya’dayım.

Antalya AkvaryumuAğustos 2012’de ilk ziyaretçisini ağırlayan ve “dünyanın en büyük tünel akvaryumu” gibi iddialı bir ünvana sahip olan Antalya Akvaryumu’na doğru yürüyorum.

Konyaaltı’nda yer alan Antalya Akvaryumu, 30 dönümlük büyük bir araziye yayılmış durumda.

Girişinde sizi büyük bir havuz bekliyor. İçinde de size doğru su püskürtmeye hazır bir balina maketi var.

Aslına bakarsanız Antalya Akvarumu’nun içinde sadece akvaryum yok. [Devamını oku…]

Orfozumu Vurma Arkadaş!

Geçtiğimiz günlerde Facebook sayfamızda bir su altı avcısını ve önüne iftiharla serdiği ölü orfozları gösteren bir fotoğraf paylaştım. Aslında kişileri açıkça deşifre eden fotoğraflardan kaçınmaya, onları rencide etmemeye çalışırım ancak bu sefer burama kadar geldi (nereye kadar olduğunu biliyorsunuz, kendimi sizinle konuşur gibi hissettim bir an :).

Bu fotoğraf ve yaptığım yorum, sizler tarafından ilgiyle karşılandı.

Dalalim.com okuyucusunun ne kadar bilinçli olduğunun kanıtı bu.

Bu yazıyı yazmaya başladığım zaman bu fotoğraf ve naçizane yorumum tam 17.584 kişiye ulaştı ve 210 paylaşım yapıldı. Bu sayılar her saat artmaya devam ediyor.

Durum böyle olunca, sizlerin adına da konuşmak istedim. Olayı bir Facebook iletisi ile sınırlandırmak yetersiz. Neden ve neye karşı durduğumuzu dillendirmemiz gerekiyor. Bu sayede hem yanlış anlaşılmaktan kurtulmuş oluruz, hem de hedeflediğimiz kitleye daha rahat ulaşabiliriz. [Devamını oku…]

Hani Kabuklar Denizde Kalacaktı?

Daha önce sizlere deniz kabuğu koleksiyonculuğunun masum bir hobi olarak görülmesine rağmen bir cinayet olduğunu anlatmıştım. O yazımı okumamış olanlar için: Bırakın Kabuklar Denizde Kalsın.

Bu yazımın yayınlanmasından kısa bir süre sonra sizlerden oldukça iyi sayılabilecek geri dönüşler aldım.

Kimi “hiç böyle düşünmemiş olduğunu ve bundan sonra bunu dikkate alacağını,” kimi “evindeki ve iş yerindeki dekoratif amaçlı deniz kabuklarını denize bıraktığını,” kimi de “çocuklarına bu yazıyı okuttuğunu ve erken yaşta doğa bilinci yaratmaya çalıştığını” söyledi.

Tüm dalalim.com okurlarına bu bilinçli yaklaşım için teşekkür ediyorum. 


 
Bugün sizlere, bu işin aslında sadece bizlerin kumsallardan ya da denizden topladığımız bir kaç deniz kabuğundan ibaret olmadığını, deniz kabuğu ve deniz canlıları satışının nasıl kanlı bir sektör olduğundan bahsetmek istiyorum.

Deniz Kabulari3Deniz Kabuğu Sektörü

Artık buna bir sektör demeye başladık, çünkü deniz kabukçuluğu artık ciddi bir paranın döndüğü bir platform.

Hediyelik eşya olarak özellikle turistik bölgelerde deniz kabukları ve bir çok deniz canlısı satışa çıkarılıyor.

Bunlar, doğada kalması halinde yaşayıp üreyecek, dalış turizmini ve balıkçılığı destekleyecek canlıların yok oluş süreci. 

Deniz kabukları da aynı şekilde su altı canlılarına yuva, üreme alanı ve hatta Keşiş Yengeci (Dardanus calidus) gibi canlılar için yaşam kalkanı görevi görüyor. Yani, deniz kabuklarının ölüleri bile doğada başka canlıların hayatta kalmalarına ve çoğalmalarına olanak sağlıyor. Tıpkı organ bağışı yapılıp, başka bedenlerde yaşamaya devam edebilmek gibi.

Bu konuya daha önceki yazımda detaylı bir şekilde değindiğim için kısa kesiyorum.

Bütün bunları görmezden gelen, ya da bilinçsizlikten (umarım sadece bilinçsizliktir, bunu değiştirmek daha kolay) dolayı bu şekilde hareket eden insanlar mevcut.

Bir koy bulup, oradaki canlıları ve hatta daha doğmamış canlıları (ölü deniz kabuklarının potansiyel yuva olma ihtimalini bile ortadan kaldırarak) cinayetini işleyip, tezgahlar açılıyor.

Önce Öldürülüyor

Deniz Yıldızı ve Balon Balığı (Arothron hispidus) gibi “rağbet gören” balıklar denizden çıkarılıyor.

Vücutlarında delik olursa satış potansiyeli kaybedeceği için zıpkın gibi aletler kullanılmıyor, canlının hemen, acı çekmeden ölmesi sağlanmıyor.

Balıklar taşlara vurularak ya da bir kenara atılarak “ölümü bekleniyor.

Bulunan deniz kabukları hala yaşıyorsa da süreç buna benzer bir şekilde devam ediyor.

Bin bir zorluktan sonra “ölebilmeyi başaran” bu bedenler sonrasında kurutuluyor.

Ceset Satışı Başlıyor

Sonrasında tezgahlar açılıyor, bu “hediyelik eşyalar” kendilerine bu tezgahlarda yer buluyor ve alıcılarını bekliyor.

Bu bilince sahip olmayan insanlar da o tezgahın önünden geçerken “aaa mutfakta ne güzel durur” deyip bu cesetleri satın alıyor, isteyerek ya da istemeyerek bu kanlı ticaretin devamını sağlıyorlar.

Nasıl Olsa Başkası Alacak Yaklaşımı

Ya Seaman, iyi hoş diyorsun da ben almasam zaten başkası alacak abi?” yaklaşımı tamamen yanlış. Deniz Kabulari2

Çünkü her bir kişinin satın alması demek, o raftan bir “ürünün” daha eksilmesi ve yerine yenisinin gelmesini sağlanması ve yeni cinayetler işlenmesi demek. 

Tam tersine, bizler alış-veriş yapmayacağız ve benim şu anda yapmaya çalıştığım gibi, başkalarına bu bilinci aşılamaya çalışacağız.

Örnek Durum

Bu yazımda görmüş olduğunuz tüm fotoğraflar Bodrum’da bir arkadaşım tarafından çekildi.

Hem de gizli bir şekilde. 

Neden mi?

Çünkü eline fotoğraf makinesini alıp alenen çekmeye başladığında yanına bir görevli geliyor ve ne amaçla fotoğraf çektiğini soruyor.

bir internet sitesinde yayınlayacağız” diye cevap alınca, fotoğraf çekmesine izin vermiyor.

Bu ne demektir?

Yorum sizin…

Deniz KabulariTabi ki Dükkanlar Kapanmasın

Bu yazımdan yanlış bir sonuç çıkarılmasını istemiyorum.

Kimsenin dükkanını kapatıp evine eli boş gitmesini tabi ki istemiyorum.

Dükkanların değil, sektörün kapanmasını istiyorum!

Bodrum’da, hem de bu fotoğrafların çekildiği aynı bölgede farklı hediyelik eşyalar satan sevimli dükkanlar var. İnsan eliyle yapılmış, “cesetleştirilmemiş” ürünler bunlar.

Yani “rüzgarı değiştiremiyorsan, yelkenini değiştir” durumu, herkes için daha faydalı olacaktır. Tabi önce bizim rüzgar olup, ters tarafa esmemiz lazım.

Hediyelik eşya satıp geçimini sağlamak mı istiyorsun? O zaman dükkanındaki cesetleri çıkar ve diğer hediyelik eşya dükkanları gibi “kansız” ürünleri satmaya başla.

Gerçekler Çarpıtılıyor

Yıllar önce dalış için gittiğim Bodrum’da bu dükkanlardan birine girmiştim.

Satış yapmaya çalışan biri yanıma geldi.

Ne aramıştınız?

Hemen önümdeki süngerlere bakıyordum.

Bu süngerlerin denizlerde kalması gerekmiyor mu sizce?” diye sorduğumda tezgahtar bana şöyle bir cevap verdi.

Abi biliyorsun dalış, bu süngerler sayesinde başladı. Bugün hala Aksona Mehmet sünger çıkarır. Sen de dalgıç adamsın, bunu anlarsın.

Evet güzel kardeşim, ben de dalgıcım ve yapılanları çok iyi anlıyorum. 

Örnek aldığım dalgıçlardan biridir Aksona Mehmet. Kendisine ve hayat hikayesine çok saygı duyarım.

Ancak dalışın süngerle başladığı ve o usta Bodrum dalgıçlarının çıkardığı süngerler senin yaptığın gibi hediyelik eşya olarak satılmıyordu. O süngerler hala sadece hediyelik eşya olarak satılmıyor. 

Süngerler, temizlik, boya işleri, bir çok endüstri kolu ve hatta ilaç sanayisinde kullanılıyor*.

ÖzetDeniz Kabulari4

Deniz kabukları ve hediyelik eşya olarak satılan diğer tüm kurutulmuş deniz canlıları denizlere aittir.

Daha fazla yaşamaları, üremeleri gerekmektedir. Bu, dalış turizmi ve balıkçılık için çok büyük önem taşır.

Deniz kabukları da yuva, yavrulama ve başka canlılara iskelet olması açısından denizlerde kalmalıdır.

Evlerimize vazo, mum, cam içinde gemi de alabiliriz.

Ancak bu kanlı ticarete ortak olmayın.

Bırakın kabuklar denizlerde kalsın…

* Kaynak: Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü – Yüksek Lisans Tezi – Mert Gökalp

Bırakın Kabuklar Denizde Kalsın

Dün, dalış yapan bir arkadaşımın doğum günüydü.

Ufak çapta bir kutlama yapmak istedi. Kendi evinde, mütevazi bir kutlama…

Bu arkadaşıma yazımda kısaca “E” diyeceğim.

E’nin bir deniz sever ve dalış aşığı olduğunu biliyorum. Aynı zamanda sıkı bir Dalalim.com takipçisi.

Olabildiğince kendisini dalışta geliştirmeye çalışıyor. Seviyesi PADI Dive Master.

Daha iyi bir dalgıç olmak için becerilerini sıklıkla gözden geçiriyor, eğitmen kursuna hazırlanıyor, su altı fiziği ve fizyolojisi konularında oldukça bilgili.

Dün geceki küçük ev partisinde mumlar üflenip, dalış temalı pasta kesildikten sonra en son çekimini yaptığı su altı videosu için E, bizleri odasına yönlendirdi.

Video güzeldi, ancak benim dikkatimi odadaki başka bir şey çekti.

Çalışma masasının üzerinde bir fanus vardı. Hani şu içi su ile doldurulup japon balığı beslenen fanuslardan…

Fanusta su yoktu. İçinde sergilenen deniz kabukları, dibinde de sahilden geldiği belli olan bir avuç kum vardı.

Göze güzel görünüyordu.

Dalışa böyle meraklı, aynı zamanda iyi bir dalgıç olan E, beni bu hareketiyle çok üzdü, hayal kırıklığı yaşattı.

Ahtapot

Foto: Volkan Anık

Hayal Kırıklığı?

Evet.

Çünkü bu deniz kabukları Karşıyaka’daki bir evin odasında, küçük bir fanusta değil, denizde bulunmalıydı.

Bir çoğumuz, deniz kabuğu koleksiyonunu güzel ve masum olarak nitelendiririz.

Aslında durum maalesef pek de öyle değil.

Bugün, sizlere deniz kabuğu toplayıcılığının neden bilinçsizce bir davranış biçimi olduğundan ve iyi niyetle de olsa su altı yaşamına nasıl zarar verdiğimizden bahsetmek istiyorum.

Deniz kabuklarının neden suda kalması gerektiğini 4 alt başlık şeklinde inceleyelim.

1. Yuva Olarak Deniz Kabukları

Hiç birimizin zaten canlı olan bir deniz kabuklusunu alıp, kurutup sergilediğini zaten düşünmüyorum.

İçinizden bazılarının iyi niyetli (ancak maalesef eksik bilgiyle) bir şekilde “benim topladığım deniz kabukları zaten sahilde ölü olanlar ki?” dediğini duyar gibiyim.

Ancak konu aslında bu değil.

Ölü deniz kabukları, küçük balık ırklarının yumurtlama döneminde önemli bir yuva görevi görüyor.

Boyutu ne kadar küçük olursa olsun, her deniz kabuğuna bu bağlamda büyük ihtiyaç duyan küçük balıklarımız mevcut.

Örneğin sık gözlemlediğimiz Gümüş Balığı (Atherina), yetişkinken bile bir kaç santimetre boyunda.

Bu balığın yavrularının ne kadar küçük olduğunu hayal edin, hem de dünyaya gözlerini yeni açtığında…

Bu ufaklıkların, evde sergilediğiniz küçük büyük, tüm deniz kabuklarına ihtiyacı var.

Eğer yuva yoksa, bu yavrular da yok.

Bu durum, her yönden kötü. Neresinden bakmak isterseniz…

Ekonomik değeri olan bu balığın üreyememesi balıkçıları, genel olarak sektörlerini etkiliyor. Yavruların ölmesi, vicdani yanımızı ortaya koyuyor, ve/veya dalışlarınızda bu güzel balıkları artık görememeniz, fotoğraflarını çekemeyeceğiniz anlamına geliyor.

Bunun ötesinde, sadece bu küçük balıkların popülasyonu azalmayacak, bu küçük balıklarla beslenen ve besin zincirinde tepeye doğru gözünüzün önüne gelen diğer canlılar da av bulamakta zorlanacak. Bu, onların da popülasyonunu düşürecek.

2. Deniz Kabuklarını Kullanan Diğer Canlılar

kesis-yengeci

Foto: Volkan Anık

İçi boş olan deniz kabuklarını dahi (ölüydü, sahilden toplamıştık ya, onlar işte) yavruları için değil de, direk kendileri için kullanan diğer deniz canlıları mevcut.

Örneğin, Keşiş Yengeci (Dardanus calidus) kabuğu olmadan doğar.

Yani tamamen korumasızdır.

Doğumundan hemen sonra kendisine küçük bir deniz kabuğu (ya da şakayık) arar.

Boş bir deniz kabuğu bulduğunda, bunu sırtına alır ve kendine bir anlamda bir kalkan bulmuş olur.

Kabuk yoksa, Keşiş Yengeci de yok olur.

3. Deniz Kabukları Denize Aittir

Bu madde, daha çok işin ruhsal tarafı.

Denizde ölen bir canlının, yine denizde kalması gerekir.

Bu, herhangi bir kural değildir ya da “denizde kalmazsa böyle olur” gibi bir sonuca varmaz.

Şahsen ben, öldükten sonra iki kılıç balığı tarafından toprağın altından çıkartılıp sırtlanarak denize götürülüp, bu iki kılıç balığının evini süslemek istemem.

Bu, kişiye ait bir histir. Bu nedenle çok uzatmayacağım.

4. Dalış Noktası Çeşitliliğinde Deniz Kabukluları

Buraya kadar, deniz kabuklarının yuva görevi gördüğünü, bazı deniz canlılarının da yaşayabilmek için bu kabukları kalkan olarak kullandığını ve hiç bir şeye yaramasalardı dahi denizde bulunmaları gerektiğini konuştuk.

Eğer deniz kabuklarını toplamaya, evimizde sergilemeye devam edersek;

  • Evimizde bulunduğu için bizden başkası dalışlarında o deniz kabuğunu göremeyecek
  • Keşiş Yengeci gibi canlılar azalacak (ki azalıyor da) ve bu hayvanları da göremeyeceğiz
  • Deniz kabuklarını yuva olarak kullanan yavru balıkların görülme olasılığı azalacak

Deniz kabuklarının besin zincirindeki önemi büyüktür.

Yavruları için deniz kabuğu bulamayan küçük balıklar, korunaksız bölgelere yavrulayacak ve bu yavruların hayatta kalma olasılığı düşecektir.

Bunun sonucunda da bu küçük balıklarla beslenen diğer canlılar av bulmakta zorlanacak ve onların da sayısı azalacaktır.

Bu, hem balıkçılığı, hem de dalış turizmini negatif yönde etkileyecektir.

Deniz kabuklarını korunma amaçlı üzerlerinde taşıyan Keşiş Yengeci gibi canlıların da görülme olasılığı oldukça düşecektir.

Dalışlarımızda daha fazla canlılık görmek istiyorsak, deniz kabuğu toplamayalım, topladıklarımızı da denizlere iade edelim.

Tek bir küçük deniz kabuğu ile bir Keşiş Yengeci, binlerce yavru balık kurtarabilirsiniz.

Bu yazıyı buraya kadar okuduysanız durmayın. Evinizde bulunan deniz kabuklarını hafta sonu denize bırakmak için küçük bir torbaya koyun. Onları denize bırakırken kaç canlıyı kurtardığınızı düşünün.

CLOSE
CLOSE
Pin It