Dalış Yapmak Tehlikeli Midir?

Tüplü dalışa merak salıp, bu spora başlamak isteyen insanların aklına ilk gelen sorulardan biri “dalış yapmak tehlikeli midir” oluyor. Dalış Yapmak Tehlikeli Midir?

Bunun başlıca sebebi, dalışla ilgili yıllar içinde gazetelerde okunan, televizyonda izlenen haberler. 

Kulaktan dolma bilgiler ve bu sporun karada değil, suda yapılıyor olması da dalışın tehlikeli bir aktivite olduğu düşüncesini destekliyor.

Ne zaman yeni birileriyle tanışsam, bana sordukları sorulardan birkaçı şöyle oluyor: 

  • kaç metreye kadar dalıyorsun?
  • sualtında yaşayan canlılar sana bir şey yapmıyor mu? 
  • Türkiye’de köpekbalığı var mı? 
  • kaç kere vurgun yedin (kesin yeniyor demek ki, orası garanti ama kaç kez yedin…)?

liste uzayıp gidiyor ama genellikle bu dört sorudan en az biri kesin geliyor. 

Bu yazıyı okuyan dalgıç arkadaşlarımın şu anda gülümsediğini tahmin edebiliyorum; bu sorularla karşılaşan tek kişinin ben olmadığımı biliyorum. 

Gördüğünüz gibi, bu soruların tamamı endişe taşıyor ve dalışın tehlikeli olduğu görüşünün gölgesinden çıkan bir düşünceyle yöneltiliyor. 

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, hayatımızın her anı aslında risklerle dolu, hatta bunların birçoğu, dalışta oluşabilecek risklerden çok daha yüksek. 

Örneğin, eğer araba kullanıyorsanız, dalış yapmaktan onlarca kat daha fazla risk altındasınız demektir. Çünkü araba kullanırken kontrolünüz dışında gelişen çok fazla durum mevcut. İyi ve dikkatli bir sürücü olabilirsiniz, emniyet kemerinizi her daim takıyor olabilirsiniz, arabanızın bakımını aksatmıyor da olabilirsiniz. Bunlar, kontrol edebileceğiniz unsurlar. 

Ancak trafiğe çıktığınız andan itibaren yönetemeyeceğiniz, kontrol edemeyeceğiniz çok fazla parametre var. 

Örneğin, karşıdan gelen kamyon sürücüsünün o anda uzun bir yolculuk sonrasında direksiyon başında uyuya kalıp kalmadığını bilemez ve yönetemezsiniz. 

Ya da karşıdan gelen arabadaki sürücünün telefonla konuşuyor olduğu için dalgın olup olmadığını bilemezsiniz. 

Bir trafik kazasında ölme ihtimaliniz 8.000’de 1 iken, DAN‘ın (Diver Alert Network) açıklamasına göre bir alış kazasında (kaza geçirme ihtimali değil, geçirilen kazada ölme ihtimali) 100.000’de 0.48.

Okumaktan hoşlanmayanlardansanız aşağıdaki videoyu izleyin. 


 
Konumuza geri dönelim.

Dalış Yapmanın Riskleri Nelerdir?

Bu sorunun cevabını şöyle verebilirim:

Dalış yapmak, tehlikeli olabilecek bazı riskler taşıyor, evet.

Bu riskleri iki alt başlık altında inceleyebiliriz:

Genel Riskler

Bu tarz riskler, karada da aldığınız riskler.

Dalış merkezinde hazırlanırken ayağınızın kayıp düşmenize yol açması gibi. Tıpkı yüzme havuzunun yanından geçerken (ki bu daha yüksek bir ihtimal) düşme riskiniz gibi.

Karada, normal hayatınızda, evinizde otururken kalp krizi, felç ve benzeri rahatsızlıkların oluşturduğu riskler gibi. Bu riskleri azaltabilmek için, düzenli olarak sağlık kontrolünüzü yaptırmanız gerekiyor. 

Bunu dalışla bağlarsak; tıpkı araba ehliyetiniz gibi, dalış sertifikanızı da sadece bir kez alır, ömür boyu kullanırsınız.

Dalış kursuna başlayabilmeniz için sizden bir doktor raporu istenir. Bu raporu 20 yaşında aldığınızda hiçbir sağlık sorununuz olmayabilir. Dalış kursunuzu tamamladıktan sonra alacağınız sertifika ile hayatınız boyunca dalabileceğinizi düşünürsek, 20 yaş ile 60 yaş arasında ister istemez bir fark olacağını göz ardı etmemeniz gerekir.

Dalış, güç gerektirmese de bazı durumlarda dayanıklılık gerektiren, efor sarf edilen bir spordur ve vücudumuz dalışlarımızda basınca maruz kalır.

Bütün bunları düşündüğümüzde, düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmemiz, sadece dalış için değil, genel olarak sağlığımız için faydalıdır ve hatta zorunludur.

Dalış Ait Riskler

Dalış yaptığımı söylediğimde yukarıda bahsettiğim soruları soran arkadaşlarımın düşüncelerinin aksine, dalışın içerdiği riskler daha teknik konuların birer sonucudur.

Bu riskler, basınç değişiminden kaynaklanan durumların birer sonucudur.

Dekompresyon hastalığı (vurgun), azot narkozu (derinlik sarhoşluğu) ve akciğer genleşme yaralanmaları örnek olarak gösterilebilir.

Bunlar, her dalışta başımıza gelen durumlar değildir. 

Başlıca sebepleri panik, ekipmanın doğru çalışmaması ve bilgi eksikliğidir.

Üç sebep de aldığınız dalış eğitiminizle alakalıdır. 

İyi bir dalış eğitimi aldığınızda ve bilgi birikiminizi artırdığınızda suda rahatlar, panik yapmazsınız. Ekipman kontrolünün önemini ve nasıl yapılacağını öğrenirsiniz, ekipmanla ilgili riskleri minimize eder, orta çıkması halinde, sizin ve dalış arkadaşınızın ekipman hatası durumunu nasıl yönetebileceğinizi öğrenirsiniz.

Özetle dalış ile ilgili istenmeyen durumlar, iyi bir eğitim (sadece suda iyi olmanız değil, teorik bilginizin de iyi olmasından bahsediyorum), iyi bir ekipman (zamanla kendi ekipmanınıza sahip olmanız hem dalış güvenliğiniz hem de rahatlığınız için büyük önem taşı), dalış kurallarına uyulması ve kişisel limitlerin (sertifikanız yeterli olsa dahi kendinizi yoracağını düşündüğünüz dalışları yapmamak gibi) bilinmesi, dalış yapmanın risklerini minimize eder.

Okumanızı tavsiye ederim: Dalış Kazaları Gerçekten Kaza mı?

Dalış “Kazaları” Gerçekten “Kaza” Mı?

Dahab - Blue Hole'de DalışDalış hastalıkları, dalış kazaları, vurgun, dekompresyon, azot narkozu, derinlik sarhoşluğu ve buna benzer bir çok negatif kavramla zaman zaman karşılaşıyoruz.

Dalışla alakası olmayan kimseler televizyonu açtığında, gazete sayfalarını çevirdiğinde “dalgıç sualtında vurgun yedi” haberleriyle karşılaşıyor. Zaten bir dalgıç herhangi bir sebeple kaza geçirdiğinde, ülkemiz basınında sadece “vurgun” olarak geçiyor.

75 yaşında bir dalgıç, bundan yıllar önce Marmaris’te dalışa giriyor, güzel bir dalış geçiriyor, güvenlik beklemesini yaptığı sırada kalp krizi geçiriyor ve hayatını kaybediyor. Otopsi raporu, bu ölümün dalışla hiç bir alakası olmadığını, aynı kişi o anda kaldırımda yürüseydi de bunun başına gelebileceğini söylese de basında yine “vurgun” olarak geçiyor.

Peki, bizler ne yapıyoruz? Dalış profesyonelleri? [Devamını oku…]

CLOSE
CLOSE
Pin It