Orfozumu Vurma Arkadaş!

Geçtiğimiz günlerde Facebook sayfamızda bir su altı avcısını ve önüne iftiharla serdiği ölü orfozları gösteren bir fotoğraf paylaştım. Aslında kişileri açıkça deşifre eden fotoğraflardan kaçınmaya, onları rencide etmemeye çalışırım ancak bu sefer burama kadar geldi (nereye kadar olduğunu biliyorsunuz, kendimi sizinle konuşur gibi hissettim bir an :).

Bu fotoğraf ve yaptığım yorum, sizler tarafından ilgiyle karşılandı.

Dalalim.com okuyucusunun ne kadar bilinçli olduğunun kanıtı bu.

Bu yazıyı yazmaya başladığım zaman bu fotoğraf ve naçizane yorumum tam 17.584 kişiye ulaştı ve 210 paylaşım yapıldı. Bu sayılar her saat artmaya devam ediyor.

Durum böyle olunca, sizlerin adına da konuşmak istedim. Olayı bir Facebook iletisi ile sınırlandırmak yetersiz. Neden ve neye karşı durduğumuzu dillendirmemiz gerekiyor. Bu sayede hem yanlış anlaşılmaktan kurtulmuş oluruz, hem de hedeflediğimiz kitleye daha rahat ulaşabiliriz.

Orfoz2

Foto: Volkan Anık

Su Altı Avcılığına Karşı Mıyız?

Cevap hayır. Sorunun cevabı aslında bu.

İnsanlar yemek yiyebilmek, protein ihtiyacını karşılayabilmek için avlanmak durumunda.

Aksini düşünüyor olsaydık  olta avcılığına da “hayııııır” diye bağırmamız gerekirdi.

Ancak yiyecek ihtiyacı için nesli tükenmekte olan hayvanlar seçilmemeli.

Olay, bilinçli avlanmaktan ibaret.

Eğitim ve bilinç.

Konuyu daha spesifik hale getirelim, orfozdan bahsedelim.

Orfozun nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu çoğumuz biliyoruz.

Bilmeyenler için söyleyeyim:

“Orfoz, nesli tükenmekte olan bir tür.”

Vakt-i zamanında yasa gereği avlanılamıyordu, daha doğrusu avlanması yasaktı.

Geçtiğimiz yıllarda “yeni bir düzenleme” ile av yasağı kaldırıldı ancak sınırlama getirildi.

Her avcı, günde sadece bir orfoz vurabilme hakkına sahipmiş.

Neden?

Neden bu istek? Bırakalım çoğalsınlar, avlamak yerine yaşam alanlarını genişletelim. Sonra sınırlama konusuna göz atarız.

Avcılık Ve Soykırım

Konu, burada başlıyor.

Avlanmak ile soykırım yapmak arasında ince bir çizgi var.

Hırs (gerek para gerek kişisel limitleri zorlamak açısından) bu ince çizginin neresinde olduğunuzu belirleyen faktörler arasında.

Bırakın nesli tükenmekte olan bir türü, denizlerde bol olan balıklarda dahi aşırı avlanmak hepimiz için kötü sonuçlar doğuruyor.

Anlıyorum ki bu sonuçları göremiyoruz, ya da hiç farkında değiliz.

Eğer bir hayvanın nesli tükenirse, o balığı yakalayıp evine götürüp yiyen insanlar kaybeder, gidip bir yerlere satan insanlar kaybeder, dalış yaptırıp bu işten para kazanan dalış merkezleri ve eğitmenler kaybeder, bu balığı göremeyen dalgıçlar kaybeder.

Ateş ettiğiniz balığı görebiliyorsunuz.

Belli bir büyüklüğün altındaki balıkları vurmayın, çiftleşme mevsiminde avlanmayın.

Bana ne be! Avlanırım, sen mi durduracaksın?” diyen arkadaşlar vardır mutlaka, bunu size de soracaklardır.

Nesli Tükenen Hayvanların Size Etkisi

Orfoz

Foto: Volkan Anık

Yahu bu balık yok olacak, yapmayın” dediğim arkadaşlarımıza bağırıp çağırarak peynir gemisinin yürümediği aşikar.

Onlara bunun sebebini aktarabilmemiz lazım.

Ben, hayatım boyunca “yanlış şekilde avlanan” iki insan tipi gördüm.

Yüksek Egolular

Bir gün dalıştan döndüm. Yaz, akşam üzeri.

Kaldığım pansiyonun balkonunda oturuyorum.

Balkon direk sahile bakıyor.

Bir kalabalık var. “Birine bir şey mi oldu acaba?” diye düşünüyorum. İlk yardım gerekir mi diye aşağıya iniyorum koşa koşa. Sahile varmam bir kaç dakikamı alıyor.

Yirmili yaşlarda biri, elindeki müren balığını tutup, cep telefonuyla kendisini ve balığı çeken meraklı objektiflere poz veriyor. Keyfi çok yerinde.

Müren! Dişleri, çene yapısı, yılanı andıran görüntüsü.

Ve onu yendi! Zıpkınıyla avlayıp sahile getirdi!

Dünyayı bu acımasız katilden kurtardı ?!

Negatif bir tepki verirsem amacını söylemek yerine benimle kavga edebilecek bu zihin yapısı dolayısıyla gerçek olmayan bir tavra büründüm. Yanına yaklaştım.

Tebrik ederim! Harika iş çıkarmışsın, ne yapacaksın şimdi bu balığı” diye sordum…

müren

Foto: Volkan Anık

Cevap veremedi.

Bu hayvanı vurarak bir yere varamazsın, sadece gösteri için avlanmamalısın” dediğimde tahmin ettiğiniz gibi bana kızdı ve uzaklaştı.

Bir iki saat şovunu yaptıktan sonra çöpe bırakıp gitti gariban hayvanı.

Şu kadar ağırlıkta orfoz vurdum bee!” diyen zihniyet de aynı.

Arkadaşlar, daha önce de söylediğim gibi, avlanmaya karşı değilim, ama belli başlı kurallar dahilinde.

Sonrasında ne yapacağınızı bilmediğiniz hayvanları avladığınızda, nesli tükenmekte olan bilmem kaç kilo balığı avladığınızda kimse size madalya vermeyecek, hediyelere boğmayacak.

Yaptığınız şeyle iftihar etmek istiyorsunuz, kabul.

Bunu daha güzel bir şeyle yapmaya ne dersiniz?

Mesela o mürenin, orfozun, lahosun yanına gidip bir fotoğrafını çekseniz?

Hem de canlı iken!

Sonra da benim gibi bir site kursanız, ya da bir Facebook sayfası…

Burada yayınlasanız?

Wow! Bu hayvan canlıyken yanına yaklaşmış ve hatta fotoğrafını çekecek kadar suda kalmışsınız!!!

Emin olun hayranlarınız artacak ;)

Para Kazanmak Durumunda Olanlar

Discovery Channel‘da Kral Yengeci avcılarını izlemişsinizdir.

Adamlar her bir yengeci üşenmeyip ölçüyorlar. Belirli bir boyun altındaysa o anda serbest bırakıyorlar.

Bu adamlar 20 orfoz vurup, “ne yapalım abi, ekmek parası” diyen insanlardan kat kat daha fazla kazanıyorlar. “Tüh be, o yengeci de avlasaydık keşke” demiyorlar.

Neden?

Çünkü bilinçliler.

Konu şöyle oluyor sevgili avcı arkadaşlar.

Öncelikle denizler sonsuz yiyecek kaynağı değil. Balık dediğiniz şey üreyemeyince bitiyor. Bir daha göremiyor, dolayısıyla da avlanamıyorsunuz. Para da kazanamıyorsunuz.

Balığı koruyup, soykırım yapmadan, belirli bir ölçüde avlanırsanız sürekli çoğalacaklar.

Avcılığınızı uzun bir süreye yaymış olacak, toplamda daha fazla kazanacaksınız.

Sonuç

Bir canlının neslinin tükenmesi çok zor olacak bir şey değildir.

Aşırı avlanma, nesli tükenen hayvanların kısa bir süre içinde yok olmasına sebebiyet verecektir.

Bir türün yok olması, besin zincirini, yani nesli tükenen canlıyla beslenen ya da bu canlının avı olan diğer tüm türleri etkileyecektir.

Diğer türlerle olan ilişkisinin yanında, bir türün yok olması, hepimiz için zararlıdır.

Dalışlarda göremeyecek olunması dalış turizmini derinden sarsacaktır.

Avcılar için ise nesli tükenen hayvanın bir daha avlanamayacak olması çok ciddi bir maddi zarar yaratacaktır.

Lütfen avcılığı soykırım olarak görmeyelim, bilinçli avlanalım.

Bu hayvanlara hepimizin ihtiyacı var.

 

Yorumlar

  1. M.AYHAN TUNÇSİPER der ki:

    5 yıl öncesine kadar herhaftasonu zıpkınla avlanan bir sualtı avcısıydım.Yaşadığım izmir de karaburunda avlanırken (not; hiç orfoz vurmadım) neredeyse karaburundaki tüm balık meralarına balık çiftlikleri açılması,zeytin alanları yarattılması ile,zıpkıncılığı bıraktım.
    ancak büyülü sualtı dünyasından kopmamak için scuba kursuna katılarak cmas 3 yıldız dalıcı oldum, ve 5 sezondur yılda ortalama 8 ayın hafta sayısı kadar dalış yaptığımdan bu işte en az bir eğitmen kadar ustalaştım.
    facebookta üyesi olduğum zıpkıncılar grubundaki paylaşımları sürekli izliyorum.madalyonun heriki yanında da bulunmuş bir kişi olarak fikrim şudur.
    1- Hemen hemen hergün ustalarım bu işe yeni başladım şunu nasıl yaparım bunu nasıl yaparım diye soru soran, hangi malzemeyi almalyım diyen birileri çıkıyor,buda gösteriyor ki internet paylaşımları sayesinde bu işe gönül verenlerin çoğaldığı görünüyor.
    Acemi olup sigara paketi kadar balıkları avlayıp,fotoğraflarını paylaşan kişilermi ararsınız.Kediye atsan yemiceği türden balıklar (Hiçbir ekonomik değeri olmayan) avlayanlar mı istersiniz ,direkt suç unsuru teşkil eden yarı m kilodan daha az orfoz vuranmı istersiniz,türlü türlü kişiler mevcut.
    Bazılarında yasak olmasına rağmen gece dalışı yaptığı açıkça belli olan ellerinde fenerler ,sahilde ateş yakılmış ıslak insanlar vurduğu balığı gösterenler mi istersiniz, neler var neler.BU işi layığı ile yapanların bir kaç cılız tepkisi haricinde hiçbir yaptırım görmeyen bu kişiler bu sporu maalesef kirletmektedir. Birkaç balıktan ne olur demeyin , hertarafta bir kaç balık yüzlerce balık yapar, görünürde hiçbir özelliği olmayan balıklar belki de o merada besin zincirinin bir halkası zararlı bir türün yokedicisi olabilir.Bu denetimsizliğin bir an önce sona erdirecek tedbirler aslında çok basit önlemlerle giderilebilir.
    1- Bildiğim kadarı ile kara avcılığı yapacak bir kişi satın almış olduğu tüfeği emniyete kaydettirmek zorunda ve bu tüfek bir ruhsata tabii, bununla insan öldürdüğünüz zaman herhangi bir tabanca yada tüfek ile öldürdüğünüz adam kadar ceza alıyorsunuz. Ancak zıpkında böye bir durum sözkonusu değil isteyen gidip istediği model ve ebatta zıpkını elini kolunu sallayarak satın almakta.Ateşli bir silah olmadığı için TCK na göre yaptırımı bir bıçak kadar. Oysa bu alet hepinizin bildiği gibi çıkış hızı suda saatte 150 km civarındadır. İşin özüne bakarsanız etkili bir silahtır da aynı zamanda.Böyle ölümcül bir alete bu kadar kolay sahip olmak bu kadar ucuz olmamalı diye düşünüyorum.Kİmin elinde ne kadar zıpkın var ise hepsinin bir kayıt altına alınması gerektiğini ,bu silahları satın alırken de tıpkı av tüfeği alıyormuşcasına ruhsata tabi olması gerektiğini düşünüyorum.İşin aslına bakarsanız ateşli bir silahın gücünün 5 te 6 da bir güce sahip olan sualtı tüfklerinin yaptırımı da , ateşli bir silahın 5 te 6 da bir oranda değerlendirilecek şekilde yani ruhsatsız bir silah ile yakalandığınız zaman başınıza gelebilecek para cezasının 6 da biri, oluşabilecek hapis cezasının da 6 da biri kadar olması gerektiğini düşünüyorum. Böylece denizler her elini kolunu sallayanın rahatlıkla bir silah alıp girebileceği istediği canlıyı rahatlıkla öldürebileciği bir mecra olmaktan kurtulur.
    2-Kesinlikle bu sporu yapacak kişiler lisanslandırılmalıdır. Liyakat sınırı nasıl ve ne şekilde olur bilmem ama bir şekilde denize girip avlanmak niyetinde olan bir kişinin bir lisansa sahip olması gerektiğini düşünüyorum.Biz Scuba dalıcıları herhangi bir tekne ile denize açılacağımız zaman kursun yetkilisinin bizden istediği hemen lisansımızı görmek oluyor, ayrıca açılıdığımız tekne o sırada teknede bulunan dalıcı,dalıcı olmayan herkezin kimlik bilgilerini sahil güvenlik komutanlığına bildirmek ile yükümlü yani öyle her elini kolunu sallayan ben dalacam diyemiyor.Herşey bir nizam intizam içerisinde tamamı ile planlanarak yapılıyor. Plansız programsız hiçbir şey yapılmıyor. Scuba dalışı çok daha uzmanlık gerektirdiği halde, ve zıpkına göre çok daha kalabalık grupların yapmasına rağmen üzücü olayların en az yaşandığı bir spor olarak yerinde durmakta,oysa ki zıpkınla dalışta hemen hemen herhafta bir kişi ölmektedir.Ayrıca burada orfozlardan bahseden arkadaşıma da belirteceğim şu ki insan ölümleri bu sporu herhangi bir yaptırıma kurala bağlatmıyor,orfoz ölümlerinin önemini sen düşün :)
    3- Yukarıda ki makalede orfoz ve diğer canlıdan bahseden arkadaşa eminim bir sürü zıpkıncı hadi ordan ukala diye tepki verdiğini biliyorum. Bende bir kaç yıl önce bu tepkiyi verirdim. Ancak herşeyde emeğe saygı olması gerekir. Hepiniz yaşamışınızdır,Elinize zıpkını almış bulunduğunuz merada ilerliyorsunuz, bir koy geçiyorsunuz orda balık yok bir koy bir koy daha derken sürekli olarak yüzeyden bir hareket halindesiniz. Ama o da ne geçtiğiniz bir koyda bir takım bağırmalar sağınıza solununuza yada isabet ettiyse herhangi bir yerinize gelen (benim başıma isabet etti) taşlardan kafanızı kaldırdığınızda o da ne gördüğünüz şu; denize bir kaç olta birden atmış bir kişi buradan geçme şöle böle diye emirler yağdırıyor, o sırada benim aklımdan geçen şu oluyordu her zaman ,adama bak ya denize 2 liralık olta atmış, benim üzerimdeki teçhizat 2 bin lira ama denizi sahiplenmiş ,ama o karada ve ayakları yere bastığı için avantajlı konumda (alimallah şeytan taşlar gibi taşlamalarından korktum hep) yoksa ettiği küfürleri de attığı taşlarıda ona iade etmesini bilirim ama sudayım ve elim kolum bağlı yapacak bir şey yok deyip açıktan aldım.Bazen küfür karşısında kıyıya çıkıp adamı zıpkınlamayı bile düşündüğüm olmadı değil:) Hiç kimse bu geçsin diye oltasını toplamadı.Yani av için o adamdan çok daha fazla emek sarfettiğim halde ,emeğime saygı babında bir karşılık alamadığım için benim canım bu duruma çok sıkıldı. Bu durumdan bir empati çıkatacak olursanız.Sizden çok daha fazla emek sarfederek ( kursu,lisansı, teçhizatı,fotoğraf makinası yolu,seyahati,konaklaması hizmet satın alımı vs vs) dalan bir birey ile ilgili söz söyleme hakkı elbette sizden daha fazla olması gerekir. O adam bulunduğu şehirden dalış yaptığı dalış merkezi aracığı ile dalış yapmak üzere çok fazla emek ve para harcamak durumunda,e bu adamında bu kadar eziyete katlandıktan sonra bir kaç orfoz görmek de hakkıdır yani.Bilinçsiz bir avcının yanlışlarının faturasını ödemek zorunda değildir.
    Dolayısı ile bu camianın eleştirilerine ukalalar diyerek karşılık vermek , sizi yukarıda bahsetttiğim oltacının konumuna sokar ki bu da gerçektek ironik bir durumdur.
    4- Eğitim kesinlikle ve kesinlikle şarttır.
    Hemen aklıma gelen bir kaç konu başlığı olması gereken dersler şunlardır.
    _ Yüzeysel bir deniz biyolojisi ( zararlı türler,bulunduğu bölge itibari ile endemik türler,doğanın korunması ( Örnek mercanlar) ,balık türleri,vs vs vs.)
    – İlkyardım ( Keisnlikle şart; bulunduğum bir koyda beni arı soktu)
    -Malzeme techizat bilgisi
    – Limitler , Su altı avcılığı kanunları
    gibi aklıma gelen ilk konular bunlar; bu kursu bitirme sertifkası olmayan bir kişiye zıpkın satın almak için lisans verilmezse bu işin önüne baya bir set çekilir.Tabi bu durumda her zıpkın için bir seri numarası ve her şiş için de ait olduğu zıpkın ile eşleşen bir seri numarası şartıda getirilecek, cezai yaptırımlar ruhsat sahibine de ait olucak.
    Bu fikirler üzerinde çalışılırsa daha fazla yaptırımla bu işin önüne rahatlıkla geçilir.
    DALIN SAĞLICAKLA
    M.Ayhan Tunçsiper CMAS ***

    • Murat Demirağ der ki:

      Selam Ayhan,

      Yorumun için teşekkürler.

      Aslında anlatmak istediklerimi özetlemişsin, hatta pek de özet değil, yeni bir makale yazmışsın konuyla alakalı :)

      Herkesin bir birinin emeğine tabi ki saygısı olmalı. Benim burada emeğine saygı duymadığım insanlar “soykırım” yapar gibi avcılık yapanlar ve etik dışı (üreme mevsiminde avlanmak ve küçük balığı hedef almak, nesli tükenmekte olan hayvanı göz kırpmadan vurmak gibi) balık avı yapan kimselerdir.

      Ben de genelde Karaburun’da dalıyorum, umarım bir gün karşılaşır, bunları yüzyüze de paylaşırız.

      Sevgiler.

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It