Neden Dalıyoruz?

Dalış yapmak, sadece dünyada değil, evrende yapacağınız en can alıcı aktivitelerden biridir. Bunu kolayca söyleyebilmemin farklı sebepleri var. İnsanlar, karada yaşamak için evrim geçirdi/yaratıldı (hangisini seviyorsanız). Biyolojik olarak bulunmamanız gereken bir ortamda bulunmamanız gerekir. Sadece bir astronot/kozmonot olarak uzayda, bazı ciddi irtifalarda –Everest‘e tırmanırken- ve suyun altında buna meydan okuyabilirsiniz. Bu meydan okuyuş, biyolojik olarak radikal bir duruşunuzun olması insanda ister istemez bir haz yaratır.

İlkokuldan beri öğrendiğimiz şey dünyamızın %70’inin sularla kaplı olduğu. Tam aksini düşünelim. Dünyamızın sadece %30’u karalarla kaplı ve insanlar bu %30’da sıkışıp kalmış durumda. Dalgıç olmayan biri olarak, dünyanın sadece %30’unun tadını çıkartabiliyor, keşfedebiliyorsunuz. Bir Amphibious Outfitters dizaynında söylendiği gibi; “Aynı Gezegen, Farklı Dünya” dır sualtı.

Binlerce renkli küçük balık, bizlerde çoğu zaman gereksiz yere dehşet uyandıran -başka bir makale konusu- Büyük Beyaz Köpek Balığı (Carcharodon carcharias), balinalar, yunuslar, foklar, kaplumbağalar, süngerler, mercanlar, deniz yıldızlarıyla dolu mavi bir dünya. Bu dünyayı görmeden yaşayan ve ölen milyarlarca insan oldu yeryüzünde, bir o kadarı (hatta fazlası) daha olacak. Bu dünyayı gören, fotoğraflayan, paylaşan, birer elçi olan bizler, dalgıçlar, bu dünyayı görebilen ayrıcalıklı insanlarız. %30’uyla yetinmeyip, dünyanın %100’ünün tadını çıkarıyoruz. 

Futbol, basketbol, beyzbol, aklınıza gelen tüm spor dallarını düşünün. Tamamı iki boyutlu sporlardır. Sağa, sola, ileriye ya da geriye hareket edebilirsiniz sadece. Dalarken üç boyutlu yaşarsınız. Uçmanın verdiği özgürlüğü yaşayabilirsiniz. Bir gezegenin uzayda asılı kaldığı gibi asılı kalabilir, kollarınızı açıp yukarı ve aşağıya da hareket edebilirsiniz. Sonrasında yere düşmeden takla atabilirsiniz ve bu taklanın sonunda size “ne yapıyorsun?!?!” bakışı atan bir Gün Balığı ile karşılaşabilirsiniz. 

Dalmak, eşitliktir. Sualtında engel yoktur! Bir bacağı, kolu olmayan insanlar dalış yapabilirler. Deniz, herkesi selamlar, bünyesine davet eder. Dalış hayatımda göremeyen insanların dahi dalış yaptığını gördüm. Peki dalış bir şeyler görebilmek için değil miydi? Dalış yaptığımızı ya da yapmak istediğimizi söylediğimizde ilk sorulan soru “suyun altında neler görüyorsun?” olmuyor muydu? 

Ben de bu soruyu sormuştum dalıştan hemen sonra görmeyen dalgıç arkadaşıma. Suyun altında, full-mask* kullanarak, bu maskenin içindeki hoperlör ile hemen arkasındaki eğitmeniyle diyalog kurup dalışını yapan bu insan neden keyif alıyordu göremezken? “Ağırlıksızlık, huzur, sessizlik, üç boyut… Aşağıda ikimiz de eşitiz” diye cevap verdi. 

Hepimiz farklı sebeplerle dalıyor, bundan keyif alıyoruz. Belki de neden keyif aldığımızı sorgulamıyor, ya da bunu umursamıyoruz. Bir sonraki dalışınızda, ya da eğer dalışa başlamak istiyorsanız eğitim dalışlarınızda yazdıklarımı düşünmenizi, neden dalışı sevdiğinizi, neden dalmak istediğinizi düşünün. Eğer cevaplarınızı bulabilirseniz bu benzersiz aktiviteden daha da keyif alabilirsiniz. 

*Ağız dahil yüzün tamamını kaplayan dalış maskesi

Sizler ne sebeplerle dalıyorsunuz/dalmak istiyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum. 

Herkese iyi dalışlar.

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It