Kızıldeniz Dalış Günlüğü 3

Bir önceki gün Ras Bob ve Middle Garden‘da yaptığımız dalışların tadı damağımızda.

Türkiye-Mısır yolculuğu ve uykusuzluktan kaynaklanan yorgunluğu üstümüzden atmış durumdayız.

Maceramızın ikinci günü ve bizi yepyeni Kızıldeniz dalışları bekliyor.

Bu sefer sabah 07:00’de uyanıp, hemen kahvaltıya iniyoruz.

Bir önceki sabah, sadece 1-1.5 saatlik uykuyla kahvaltıyı ayak üstü yapmak zorunda kalmış ve gün içinde bundan çok çekmiştik.

Yemek salonuna inip, güzel bir kahvaltı yaptık.

Ufak bir öneri: Kızıldeniz’de havanın çoğu zaman rüzgarlı, denizin de bu sebeple dalgalı olduğundan bahsetmiştim. Bu nedenle kahvaltınızı olabildiğince hafif tutmanızı öneririm.

Saat 08:00’de Camel Dive Center’ın önündeyiz.

Kısa bir yürüyüşün ardından o gün dalışlarımızı yapacağımız bir başka tekneye biniyoruz.

Dalış liderimiz Deniz bizi karşılıyor.

Scuba kuruluyor, ekipman hazırlanıyor.

Brifing için üst kata çıkıyoruz.

Bugün, bir önceki güne göre daha heyecanlıyız.

Camel Dive CenterÇünkü dalışlarımızı dünyanın en iyi dalış noktalarından biri olan Tiran Adası etrafında yapacağız. 

Tiran Adası çevresinde, dalış yapabileceğiniz çok fazla nokta var.

Biz, ilk dalışımızı Jackson Reef’e yapıyor olacağız.

Suya atladığımızda şiddetli bir akıntıyla karşılaşıyoruz.

Ancak kaptan dalış noktalarını çok iyi biliyor.

Bizi, Jackson Reef’in yakınına değil, akıntıyı hesap ederek epey bir gerisine bırakıyor.

Sadece kendimizi akıntıya bırakarak alçalıyoruz. Yani inişimiz dikeyde değil, çaprazda gerçekleşiyor.

Akıntı bizi Jackson Reef’e ulaştırıyor.

Yine her yer mercanlarla kaplı, irili ufaklı bir çok balık bizleri karşılıyor.

Karşımıza ilk olarak bir Pufferfish (Arothron hispidus) çıkıyor. Bizde Balon Balığı olarak da anılan bu canlı, tehlikeBalon Balığı anında şişip top şekline geldiğini gördüğünüze emin olduğum balık…

Bizi selamlayıp, yoluna devam ediyor.

İlk günümüzde yaptığımız dalışlarımızda da görmekten büyük keyif aldığımız bir Anemon Balığı ailesi, Balon Balığı’nın bize veda ettiği noktada karşılıyor bizi.

Anemon Balığı ve Anemon’un ilişkisi güzel bir doğa olayı aslında.

Simbiyotik ilişkinin bir çeşidi olan Mutualizm var aralarında, yani bir nevi bildiğiniz menfaat ilişkisi.

Anemon (Anemon Balığı’nın içinde yaşadığı, uzun balonu andıran kolları olan canlı), Anemon Balıklarının yemek artıklarıyla besleniyor.

Anemon & Anemon BalığıDiğer taraftan Anemon Balığı da Anemon’u güvenli bir yuva olarak kullanıyor. Çünkü Anemon, aslında zehirli. Sadece Anemon Balığı bu zehre karşı koyabiliyor. Anemon Balığının vücudundaki mukus benzeri yapı, bu zehirden korunmasını sağlıyor.

Anemon Balığını avlamak isteyen bir canlı, saldırı anında Anemon tarafından zehirleniyor.

Bu güzel canlılara şimdilik veda ediyoruz.

Sonrasında liderimizin regülatörünün arkasından gelen tiz bir sevinç çığlığını duyuyoruz.

Kafamızı Anemondan ayırıp, liderimize bakıyoruz.

Bize kaplumbağa işareti veriyor!

Koşa koşa (“palete palete” mi denir bilmiyorum:) gidiyoruz.

Büyük bir mercanın üzerinde dinlenen bir yavru bu!

Türkçede Şahin Gagalı Kaplumbağa (Hawksbill – Eretmochelys imbricata) olarak bilinen bu güzel su canlısı, bize Şahin Gagalı Kaplumbağakorku dolu gözlerle bakıyor, çünkü daha çok küçük.

Dünya sularında gittikçe az görülen bu tarz canlıların ürüyor olduğunu görmek gerçekten çok keyif verici.

Bu makalede kullandığım tüm sualtı fotoğraflarını objektifinden bizlere taşıyan Deniz ÖZÇELİK, bir kaç kare fotoğraf alabiliyor. Ancak sonra bu Şahin Gagalı Kaplumbağa bizden ürküp uzaklaşıyor.

Fotoğraflarımızda, hayvanları ürkütmemek adına flaş kullanmasak dahi, sadece objektiften, hatta varlığımızdan ürken canlılar mevcut. Bu nedenle çok fazla ısrarcı olmuyoruz.

Bu keyifli dalıştan sonra tekneye dönmek oldukça zor oluyor, çünkü güçlü akıntı devam ediyor.

Tekneye doğru yüzmek imkansıza yakın. Bu nedenle liderimiz, 5 metrede güvenlik beklememizi yaparken yüzeye bir şamandıra gönderiyor. Biz tekneye doğru yüzmüyoruz, tekne bize doğru geliyor.

3 dakikalık güvenlik beklememiz bittikten sonra bir kaç palet atarak tekneye doğru yaklaşıyoruz.

Dikey Akıntı İpiİşimizi kolaylaştırmak adına tekne, ucunda bir kaç kilogram ağırlık olan kalın bir halat atıyor suya. Ağırlıklar dibe değmiyor tabi (doğayı korumak adına). Bu ipe tutunarak yüzeye çıkıyoruz.

Tekne merdiveni, akıntı dalışları için dizayn edilmiş. Merdivenin kenarları yok, sadece adım atacağınız silindirler var. Çünkü tekneye paletlerinizle çıkıyorsunuz, maskeniz ve regülatörünüz de sualtındaymış gibi yerli yerinde.

Bunu uygulamanın sebebi, akıntıdan dolayı merdivenden düşerseniz palet kullanarak tekrar tekneye yaklaşabilmek, bunu yaparken de maske ile görebilmek, regülatör ile de nefes alabilmek…

Biraz efor harcadıktan sonra kendimizi tekneye atıyoruz.

Yarım saatlik dinlenmeden sonra tekne, rotasını Kormoron Batığı‘na çeviriyor.

1984 yılında batan bu gemi, oldukça deforme olmuş durumda.

Ancak hala bize anlatacak bir hikayesi ve ev sahipliği yaptığı onlarca yüzen arkadaşı var.

BC’lerimizin içindeki havayı boşaltıp, yavaş yavaş adı gibi kızıl olmayan masmavi sulara gömülüyoruz.

Görüş gayet iyi.

Batık, önümüzde yatıyor.Kormoron Batığı

22 Ağustos 1984’de yaşadığı kaza, onu bambaşka bir şeye dönüştürmüş.

Artık bir gemi değil, bir yapay resif olmuş durumda.

Batığın üzeri resiflerde yaşayan balıklarla dolu. O kadar fazlalar ki neredeyse batığın bedeni görünmüyor.

Bir zamanlar bir gemi olarak hizmet veren bu ihtiyar, artık üzerinde mercanların yetiştiği, canlıların yuva olarak kullandığı bir sualtı abidesine dönüşmüş.

Batık dalışı olarak keyif alacağınız bir dalıştan ziyade, canlı ve çeşitlilik için dalış yapılacak bir nokta.

Kormoron Batığı PenceresiKormoron’un batık olduğunu bizlere hatırlattığı tek nokta, neredeyse yüzeye ulaşan, bir duvar görünümündeki kısmı. Bu duvarın aralarındaki pencerelerden, aslına bunun geminin çürümemeyi başarmış gövdesi olduğunu anlıyorsunuz.

82.4 metre uzunluğunda, 12.7 metre genişliğinde olan bu batık (daha doğrusu batıktan arta kalanlar), her seviyeden dalgıç için ideal.

Çünkü 12 metrede yatıyor.

Ancak kimi zaman kendini hissettiren güçlü akıntılara karşı dikkatli olunması gerekiyor.

Bir anda önümüzde yatan bir Mavi Benekli Vatoz (Blue Spotted Stingray – Neotrygon kuhlii) hayret dolu gözlerle bizi izliyor.

Bir kaç dakika onunla zaman geçiriyor ve daha fazla rahatsız etmeden yanından ayrılıyoruz.

Mavi Benekli Vatoz

Bu enteresan dalıştan sonra teknede güzel bir öğle yemeği yiyoruz.

Yemek üstü kahvelerimizi (Türk kahvesi değil tabi, bunu maalesef bilmiyorlar) yudumlarken tekne de limana yanaşıyor.

Yine güzel bir dalış günü böylece sonlanmış oluyor.

Dalış merkezine dönüyoruz, saat 17:30.

Odalarımıza gidip duş alıyor, gördüğümüz canlıları konuşuyoruz.

Dalış kayıt defterlerine günün dalışları kaydediliyor.

Ben de bir taraftan sizlere bu yazı dizisini yazarken unutmamak adına dalışlarım ve genel olarak Sharm El Sheikh ile ilgili notlar alıyorum.

Bugün dışarı çıkıp bir şeyler içelim” diyoruz.

Kaldığımız otel ve dalış merkeziyle ayı adı taşıyan ve otelimizin hemen yanında bulunan Camel Roof‘a çıkıyoruz.

Hava güzel, ortam kırmızı mumlarla süslenmiş. Günün yorgunluğunu atmak için çok keyifli bir ortam.Camel Roof

Bira konusunda seçici iseniz işiniz biraz zor diyebilirim.

Tanıdık olan tek marka Heineken. Bunun dışında Mısır’da en çok satılan iki bira markası var: Stella ve Sakara.

Stella, hafif bira sevenler için hiç fena değil. Sakara Gold da bizim Marmara Gold’un hemen hemen aynısı.

Günün yorgunluğunu attıktan sonra bir de kendimize bir Exchange Office bulmamız ve üzerimizdeki paraları Mısır Pound’una çevirmemiz gerekiyor.

Dolar ve Euro bozdurmak için en kolay yöntem bir kaç noktada bulunan ATM benzeri makineler.

Hangi para birimini bozdurmak istediğinizi seçiyorsunuz, kapak açılıyor, parayı yerleştiriyorsunuz ve size karşılığında Mısır Pound’u veriyor. Tuşlar Arapça, ancak ekranda İngilizce de çıkıyor ve zaten dokunmatik olduğu için işinizi kısa sürede hallediyorsunuz.

Türk Lirası bozdurmak için yakında bir Exchange Office de var. Bir Türk Lirası, yaklaşık olarak (2014 tarihi için) 3 Mısır Pound’una eş değer.

Çoğu yerde genellikle Mısır Pound’u geçiyor.

Ertesi günü yapacağımız dalışlar için dinlenmek adına odalarımıza çıkıp derin bir uykuya dalıyoruz.

Fotoğrafar: Deniz ÖZÇELİK

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It