Hani Kabuklar Denizde Kalacaktı?

Daha önce sizlere deniz kabuğu koleksiyonculuğunun masum bir hobi olarak görülmesine rağmen bir cinayet olduğunu anlatmıştım. O yazımı okumamış olanlar için: Bırakın Kabuklar Denizde Kalsın.

Bu yazımın yayınlanmasından kısa bir süre sonra sizlerden oldukça iyi sayılabilecek geri dönüşler aldım.

Kimi “hiç böyle düşünmemiş olduğunu ve bundan sonra bunu dikkate alacağını,” kimi “evindeki ve iş yerindeki dekoratif amaçlı deniz kabuklarını denize bıraktığını,” kimi de “çocuklarına bu yazıyı okuttuğunu ve erken yaşta doğa bilinci yaratmaya çalıştığını” söyledi.

Tüm dalalim.com okurlarına bu bilinçli yaklaşım için teşekkür ediyorum. 


 
Bugün sizlere, bu işin aslında sadece bizlerin kumsallardan ya da denizden topladığımız bir kaç deniz kabuğundan ibaret olmadığını, deniz kabuğu ve deniz canlıları satışının nasıl kanlı bir sektör olduğundan bahsetmek istiyorum.

Deniz Kabulari3Deniz Kabuğu Sektörü

Artık buna bir sektör demeye başladık, çünkü deniz kabukçuluğu artık ciddi bir paranın döndüğü bir platform.

Hediyelik eşya olarak özellikle turistik bölgelerde deniz kabukları ve bir çok deniz canlısı satışa çıkarılıyor.

Bunlar, doğada kalması halinde yaşayıp üreyecek, dalış turizmini ve balıkçılığı destekleyecek canlıların yok oluş süreci. 

Deniz kabukları da aynı şekilde su altı canlılarına yuva, üreme alanı ve hatta Keşiş Yengeci (Dardanus calidus) gibi canlılar için yaşam kalkanı görevi görüyor. Yani, deniz kabuklarının ölüleri bile doğada başka canlıların hayatta kalmalarına ve çoğalmalarına olanak sağlıyor. Tıpkı organ bağışı yapılıp, başka bedenlerde yaşamaya devam edebilmek gibi.

Bu konuya daha önceki yazımda detaylı bir şekilde değindiğim için kısa kesiyorum.

Bütün bunları görmezden gelen, ya da bilinçsizlikten (umarım sadece bilinçsizliktir, bunu değiştirmek daha kolay) dolayı bu şekilde hareket eden insanlar mevcut.

Bir koy bulup, oradaki canlıları ve hatta daha doğmamış canlıları (ölü deniz kabuklarının potansiyel yuva olma ihtimalini bile ortadan kaldırarak) cinayetini işleyip, tezgahlar açılıyor.

Önce Öldürülüyor

Deniz Yıldızı ve Balon Balığı (Arothron hispidus) gibi “rağbet gören” balıklar denizden çıkarılıyor.

Vücutlarında delik olursa satış potansiyeli kaybedeceği için zıpkın gibi aletler kullanılmıyor, canlının hemen, acı çekmeden ölmesi sağlanmıyor.

Balıklar taşlara vurularak ya da bir kenara atılarak “ölümü bekleniyor.

Bulunan deniz kabukları hala yaşıyorsa da süreç buna benzer bir şekilde devam ediyor.

Bin bir zorluktan sonra “ölebilmeyi başaran” bu bedenler sonrasında kurutuluyor.

Ceset Satışı Başlıyor

Sonrasında tezgahlar açılıyor, bu “hediyelik eşyalar” kendilerine bu tezgahlarda yer buluyor ve alıcılarını bekliyor.

Bu bilince sahip olmayan insanlar da o tezgahın önünden geçerken “aaa mutfakta ne güzel durur” deyip bu cesetleri satın alıyor, isteyerek ya da istemeyerek bu kanlı ticaretin devamını sağlıyorlar.

Nasıl Olsa Başkası Alacak Yaklaşımı

Ya Seaman, iyi hoş diyorsun da ben almasam zaten başkası alacak abi?” yaklaşımı tamamen yanlış. Deniz Kabulari2

Çünkü her bir kişinin satın alması demek, o raftan bir “ürünün” daha eksilmesi ve yerine yenisinin gelmesini sağlanması ve yeni cinayetler işlenmesi demek. 

Tam tersine, bizler alış-veriş yapmayacağız ve benim şu anda yapmaya çalıştığım gibi, başkalarına bu bilinci aşılamaya çalışacağız.

Örnek Durum

Bu yazımda görmüş olduğunuz tüm fotoğraflar Bodrum’da bir arkadaşım tarafından çekildi.

Hem de gizli bir şekilde. 

Neden mi?

Çünkü eline fotoğraf makinesini alıp alenen çekmeye başladığında yanına bir görevli geliyor ve ne amaçla fotoğraf çektiğini soruyor.

bir internet sitesinde yayınlayacağız” diye cevap alınca, fotoğraf çekmesine izin vermiyor.

Bu ne demektir?

Yorum sizin…

Deniz KabulariTabi ki Dükkanlar Kapanmasın

Bu yazımdan yanlış bir sonuç çıkarılmasını istemiyorum.

Kimsenin dükkanını kapatıp evine eli boş gitmesini tabi ki istemiyorum.

Dükkanların değil, sektörün kapanmasını istiyorum!

Bodrum’da, hem de bu fotoğrafların çekildiği aynı bölgede farklı hediyelik eşyalar satan sevimli dükkanlar var. İnsan eliyle yapılmış, “cesetleştirilmemiş” ürünler bunlar.

Yani “rüzgarı değiştiremiyorsan, yelkenini değiştir” durumu, herkes için daha faydalı olacaktır. Tabi önce bizim rüzgar olup, ters tarafa esmemiz lazım.

Hediyelik eşya satıp geçimini sağlamak mı istiyorsun? O zaman dükkanındaki cesetleri çıkar ve diğer hediyelik eşya dükkanları gibi “kansız” ürünleri satmaya başla.

Gerçekler Çarpıtılıyor

Yıllar önce dalış için gittiğim Bodrum’da bu dükkanlardan birine girmiştim.

Satış yapmaya çalışan biri yanıma geldi.

Ne aramıştınız?

Hemen önümdeki süngerlere bakıyordum.

Bu süngerlerin denizlerde kalması gerekmiyor mu sizce?” diye sorduğumda tezgahtar bana şöyle bir cevap verdi.

Abi biliyorsun dalış, bu süngerler sayesinde başladı. Bugün hala Aksona Mehmet sünger çıkarır. Sen de dalgıç adamsın, bunu anlarsın.

Evet güzel kardeşim, ben de dalgıcım ve yapılanları çok iyi anlıyorum. 

Örnek aldığım dalgıçlardan biridir Aksona Mehmet. Kendisine ve hayat hikayesine çok saygı duyarım.

Ancak dalışın süngerle başladığı ve o usta Bodrum dalgıçlarının çıkardığı süngerler senin yaptığın gibi hediyelik eşya olarak satılmıyordu. O süngerler hala sadece hediyelik eşya olarak satılmıyor. 

Süngerler, temizlik, boya işleri, bir çok endüstri kolu ve hatta ilaç sanayisinde kullanılıyor*.

ÖzetDeniz Kabulari4

Deniz kabukları ve hediyelik eşya olarak satılan diğer tüm kurutulmuş deniz canlıları denizlere aittir.

Daha fazla yaşamaları, üremeleri gerekmektedir. Bu, dalış turizmi ve balıkçılık için çok büyük önem taşır.

Deniz kabukları da yuva, yavrulama ve başka canlılara iskelet olması açısından denizlerde kalmalıdır.

Evlerimize vazo, mum, cam içinde gemi de alabiliriz.

Ancak bu kanlı ticarete ortak olmayın.

Bırakın kabuklar denizlerde kalsın…

* Kaynak: Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü – Yüksek Lisans Tezi – Mert Gökalp

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It