Fok Badem Şimdi Nerede?

Yıllar önce bir Akdeniz Foku (Monachus monachus) Didim’de yaralı bir halde bulunmuştu.

Adını Badem koyduk.

Badem, dünyada nesli hızla tükenen türünün Türkiye’deki temsilcisi haline gelmişti.

Gazeteler Badem’i yazdı, televizyonlarda Akdeniz Foku‘ndan ilk kez bu kadar bahsedildi.

Herkes O’nun sevimliliğinden bahsediyordu.

Ben, 2006 yılında Badem’i çoğumuz gibi medyadan tanıdım.

Akdeniz Foku Badem

Foto: radikal.com.tr

Olacakları çok merak ettim. Yaralı bir Akdeniz Foku’nun bulunması ve ona ilgi gösterilmesi tabi ki iyi bir şeydi. Ancak dünya üzerinde sayısı iyi bir tahminle bir kaç yüz olan ve insanlara alışmaması gereken bir türün nasıl rehabilite edileceği konusunda tereddütlerim vardı.

Maalesef korktuğum başıma geldi.

Bu konuda SAD-AFAG‘a güveniyordum çünkü başka alternatif yoktu.

80’lerden beri Akdeniz Foku ile ilgili çalışmalar yapan Sualtı Derneği – Akdeniz Foku Araştırma Grubu konuya beklendiği gibi el attı.

Ancak onların da rehabilitasyon konusunda tecrübesi yoktu, bütçesi de.

Nasıl olduğunu, bağlantıyı bilmiyorum ama çok geçmeden Mustafa Koç çıktı ekranlara. Badem’in ihtiyaçlarını finanse edeceğini söyledi.

Hollanda’dan alanında tecrübeli bir bakıcı Foça’ya getirildi.

Rehabilitasyon başladı.

Ancak Badem, evcil bir fok değildi ve evcil olmaması, doğal hayata geri dönmesi gerekiyordu.

Bu rehabilitasyon süreci çok ciddi bir emek ve bilgi birikimi gerektiriyordu.

Badem, bu süreçte insanlardan uzak durmalıydı. Yoksa doğaya salındığında da insanlara yakın olacak, O insanlara, insanlar da ona bilinçli ya da bilinçsiz şekilde zarar verebilecekti.

İnsanları görmemesi gerekiyordu da… Bu böyle olmadı, olamadı.

Sırtı okşandı, ellerle beslendi, hatta bazı takım elbiseli “önemli” insanlar bile ziyaretine gittiler Badem’in.

Bunlar olayın iyi denebilecek tarafıydı bile.

Bir ara Badem’in sopayla eğitildiği, kötü muamele edildiği iddia edildi hatta bununla ilgili fotoğraflar paylaşıldı. Halen bunların doğru olmadığını bilmiyorum, sadece iddia olduğuna inanmak istiyorum.

Özetle Badem, iyi ya da kötü bir tavırla da olsa insanlarla haşır neşir oldu. Bize alıştı.

Yaklaşık beş ay sonra rehabilitasyon bitti. Badem, kendini toparladı ve Datça’dan doğaya geri kazandırıldı (!).

Badem sanıldığı üzere denizde gözlerden kaybolup kendisine bir aile falan kurmadı. Bize alışmıştı.

Karaya çıktı.

Badem’e dokunulmaması, hatta dokunmayı bırakın herhangi bir şekilde ikili ilişki kurulmaması konusunda çağrılar ve uyarılar yapıldı.

Tabi ki Türk insanı bunları dinlemedi, nedenini öğrenmek istemedi, aldırmadı.

Neticede Badem artık bir fenomendi.

Gözlük taktılar, börek çörek yedirdiler, O’nunla fotoğraf çekildiler. “Canlı olmayan balık yedirilmemeli, yoksa avlanma iç güdüsü kaybolur” denildi ama Badem’e tavada kızarmış balık sunuldu sahillerde. O da afiyetle yedi.

Yalıkavak Belediye Başkanı Mustafa Saruhan’ın “Bayram” ismini koyduğu ve kayıtlara “en yaşlı erkek Akdeniz Foku” olarak geçen bir arkadaş buldu Badem kendisine.

Badem, Bayram’la teknede yakalandı” magazinine maruz kaldı.

Beklenen kötü haberler gelmeye başladı. Badem, yerli ve yabancı turistlere saldırdı hatta bazen yaraladı.

Genetiğini değiştirdiğimiz bir canlıya yine biz kızdık, öfkelendik.

Suçlandı. Taşlandı. Sopa ile dövüldü.

Sonra Badem, unutuldu. Unutturuldu.

Bundan sonra O’na ne olduğunu bilen var mı?

Peki, anlatmaya devam edeyim.

Badem, bu olaylardan sonra Deniz Canlıları Rehabilitasyon Merkezi’ne (Muğla’nın Marmaris ilçesi, Karacasöğüt Köyü, Karaca mahallesi) gidip gelmeye başladı.

Badem, hamileydi!

Ancak Badem’in canlı balık yemesi yasaklanmıştı çünkü çevreyi kirletiyordu (?!) sonra da bu rehabilitasyon merkezi taşınmak zorunda kaldı.

Badem, yeterince beslenemediği için bebeğini ölü doğurdu.

Depresyona girdi. Kayalıklarda uzanıp günlerce inledi.

Sonra gitti…

Yıllardır haber yok.

Öldü? Belki… Taşındı, aile kurdu ya da siz bu yazıyı okurken O denizlerde özgürce yüzüyor…

Bilmiyoruz.

Akdeniz Fokları, nesilleri tükenen ürkek hayvanlardır.

Nesillerini sürdürebilmeleri için insanlardan uzak yerlere ihtiyaç duyuyorlar. Vahşiler ve vahşi kalmalılar.

Yoksa çocuklarımıza onları sadece fotoğraflarda gösterebileceğiz.

Bilinçlenelim, bilinçlendirelim.

 

 Referans: http://www.radikal.com.tr/yazarlar/pinar_ogunc/mechul_fok_bademin_asiri_dokunakli_hikayesi-1111373

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It