Dalışta Teorik Ders Süreci

National Geographic‘te sualtı belgeselleri izliyorsunuz. Keyif ve ilham verici… Belgesel bitiyor, televizyonu kapatıp, uzaktan kumandayı bir kenara atıp ceketinizi alıyorsunuz.

Uzun zamandır yapmak istediğiniz şeyi yapmak için bu defa oldukça kararlısınız. 

Evden çıkıp, iş çıkışı her gün önünden geçip “mutlaka bir gün uğrayacağım” dediğiniz dalış merkezine gidiyorsunuz.

İçeri girdiğinizde ne işe yaradığını, belki de henüz adını bile bilmediğiniz ekipmanlarla karşılaşıyorsunuz. Size tanıdık gelen deniz gözlüğü (sonrasında ona deniz gözlüğü değil, maske demeye alışmaya çalışacaksınız) ve paletler dahi çok farklı görünüyor. Oldukça profesyonel ve sıra dışı.

Sizi karşılayan eğitmen ile koyu bir sohbete başlıyorsunuz.

Çok da uzak olduğunu düşünmediğiniz bir gelecekte dakikalar önce televizyonda gördüğünüz o National Geographic sualtı fotoğrafçıları gibi dalacağınızı düşünüp, şimdiden kendinizi daha “havalı” hissediyorsunuz.

Ama o da ne?!

Konuştuğunuz eğitmen size bir teorik ders sürecinden bahsediyor! 

Bir dalış kitabı, dvd, slaytlarla geçecek olan ve her şeyin soyut geçeceği bir süreç mi? İş/okul sonrası yorgunluğuyla ders dinlemek mi?

Hayır…

Bunu düşünmemiştiniz. Dalış, adrenalin, NatGeo? 

Sonrasında.

Eğitmeniniz yüzünüzden hayal kırıklığınızı anlıyor ve iki alternatif öneriyor. 

Self-study ve e-learning (okuyun: İlk Seviye Dalış Eğitimi). Böylelikle derslikte geçireceğiniz zaman oldukça azalıyor. Ama yine de bu süreç gözünüzde büyüyor.

Bir çok dalış severin, dalışa başlamak isteyen kişinin bir dalış kursuna başlamaktan vazgeçtiği nokta da bu oluyor. 

Zaman harcamak ve sıkılmak… Teorik derslere ister istemez böyle bir önyargı ile yaklaşılıyor.

E-Learning ve Self-Study

Yoğun şehir hayatında zaman bulmakta zorlandığımız için genellikle bu iki yöntemden birini tercih ediyoruz.

Şu an için dalış acentelerinin e-learning sistemlerinde malesef Türkçe dil seçeneği bulunmuyor.

Bu nedenle self-study dediğimiz, evde kendi kendinize, bir kitap ve dvd eşliğinde çalışıp dalış kursunun “dalış kısmına” hazırlanmak, derslik dışında eğitimin tek alternatifi olarak karşımıza çıkıyor. 

Ancak bu, interaktif bir yol değil. Çünkü takıldığınız bir noktada sorularınızı yönlendirebileceğiniz, ya da çalıştığınız konu ile ilgili daha fazla bilgi almak isteyebileceğiniz biri o anda karşınızda mevcut değil. Eğitim, tek taraflı. 

Tabi ki sorularınızı ya da detay öğrenmek istediğiniz şeyleri not edip, sonrasında eğitmeninize sorabilir/danışabilirsiniz. Ancak, genellikle bilmek istediğimiz ya da sormak istediğimiz şeyler spontan gelişir. Cevaplarımızı o anda almak isteriz. Alamadığımızda, sorularımızı sonra sormak için beklediğimizde ise bir sonraki konuya yeterince odaklanamayabiliriz. Aklımız, o soruda kalabilir. Ya da hakkında detay öğrenmek istediğimiz bir konuda yanlış kaynaklara başvurup, doğrudan uzak bilgilere sahip olabiliriz.

Teorik Dersin Önemi 

İyi bir dalgıç, sadece iyi yüzerliğe sahip ve tecrübeli biri değil, aynı zamanda teorisi güçlü olan, diğer bir deyişle, aynı zamanda bilgi donanımı yüksek biri olmalıdır.

Neden-sonuç ilişkisini bilen bir dalgıç, daha rahat ve güvenli dalışlar yapabilir. 

Örneğin, dalışta hızlı yükselmemek gerektiğini bilmek, tek başına yeterli değildir. Bunun dekompresyon hastalığı ile ilintili olduğunu, vücutta çözünmüş halde bulunan azotun, ani basınç azalmasından dolayı doku ve damarlarda tıkanmaya yol açabileceğini bilmek, sizi daha bilinçli, daha güvenli bir dalgıç haline getirecektir.

Sadece dalan biri değil, bir dalgıç olabilmek için teorinizin kuvvetli olması gerekir.

O Zaman?

Derslikte yapılan teori, zaman olarak olmasa da bilgi yönünden en verimli yoldur.

Teorik derslerin sıkıcı geçmemesi adına, iyi bir eğitmen bu süreci daha neşeli hale getirmeye çalışır.

Anlatılan konu ile ilgili gerçek dalış hikayeleri, o konuda uzmanlaşmak isteyenler için hangi yolun izlenmesi gerektiği, hangi ekipmanın size göre daha uygun olduğu konuları, sizleri zaten derse odaklayacak, sıkılmamanızı sağlayacaktır.

Eğitmenin başında geçen örnek durumlar, dalış kariyeriniz için oldukça önemlidir.

Yazımın başında da belirttiğim gibi, sorularınız olduğunda, bunlara eğitmeninizden direk cevap alabilir, öğrenme ihtiyacınızı ve isteğinizi ertelemezsiniz.

Soru Sormaktan Çekinmeyin

Sadece dalışta değil, hayatımızın her alanında uygulamamız gereken konu, soru sormaktır.

Genellikle dalgıç adayları, soracağı sorunun “saçma” kaçabileceğini düşündüğü için sorularını gizler.

Ancak, unutulmaması gereken tek şey “en saçma sorunun, sorulmamış soru olduğu gerçeğidir. Ayrıca, eğitmenler kendilerine soru sorulmasından memnuniyet duyar. Bu, sizin dalışa karşı olan ilginizi ifade etme yolunuz olarak düşünülür.

Teorik ders sürecinde aklınıza takılan hiç bir şey olmamalıdır.

 

Belli bir zaman sonra ekipmanınızı ilk dalışınız için hazırlamaya başladığınız ilk andan itibaren, yaptığınız her şeyin nedenini bilmelisiniz. Bu, size özgüven ve sonucunda da rahatlık sağlar.

Kurs Sonrası Teori

Sadece dalışa başlamadan önce değil, dalış kariyeriniz boyunca da teorinizi güçlendirmek, yine size avantaj getirecek en önemli unsurlardan biridir.

Şu an içinde bulunduğumuz kış ayları, dalışa çok fazla zaman ayıramadığımız için teorimizi geliştirmemiz için ideal zamandır.

Dalış dergilerine göz gezdirmek, dalış kitabımızın sayfalarını karıştırmak, dalalim.com’u ziyaret etmek ;) size hem unutabileceğiniz bilgileri hatırlamanıza, hem de yeni şeyler öğrenmenize fırsat verir.

Tüm bunlar da, yeni dalış sezonunuza daha bilgili, daha rahat ve daha güvenli girmenizi sağlayacaktır. 

Yorumlar

  1. Yücel Ergüneş der ki:

    Böyle bir çalışma gördüğüm için teşekkür ediyorum sizlere. istanbul Avrupa yakasında oturan orta yaşlı bir adam olarak dalmaya çok yıllar öncesinden merakım olduğunu söylemek istiyorum. Emekli olduğum halde bu hevesimi artık gidermenin vakti geldi diye düşünüyorum. Bana ilk bilgiler için yol göstericilik yapar mısınız? Özgeçmişinizi ve yazdıklarınızın bir kısmını okudum. Tekrar teşekkürler. Bu arada 1. yıldır ve 2 yıldız başlangıç arasında ne gibi bir fark var. Anlayamadım. Sagyılarımla.

    • Murat Demirağ der ki:

      Yücel selam,

      Yorumun için teşekkürler.

      Dalış macerası bazı seviyelerden oluşuyor.

      Giriş seviyesi kurslarında (CMAS için 1*, PADI için Open Water Diver vb.), amaç 18 metreye kadar dalabilen, temel dalış becerilerine hakim, kendine güvenen dalgıçlar yetiştirmektir.

      Ama bir dalgıç daha derine dalışlar yapmak (derin dalış eğitimine sahip bir dalgıç bile maksimum 40 metreye dalış yapabilir), sualtında yönünü bulmak (vavigasyon), ya da daha sualtında dengeli yüzmek istiyorsa (hassas yüzerlik) seviyesini yükseltmelidir. Yani ileri kurslara katılmalıdır. 2* kursu da bir “ileri kurs”tur.

      Bu basamaklar, eğitmenliğe kadar devam eder. Hatta hemen hemen tüm dalış sistemlerinde (dalış sisteminin ne demek olduğunu bilmiyorsanız bu yazıyı okuyun) eğitmenliklerin de seviyeleri vardır. Seviye arttıkça, daha fazla branşta kurs verebilirler.

      Tekrar teşekkür ederim.

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It