Dalışta İlk ve Son 10 Metrenin Önemi

Tüplü dalış yaptığımızı kimle paylaşsak, üç aşağı beş yukarı aynı sorulara maruz kaldığımızı tahmin ediyorum. 

“Ben 3 metreye dalsam bile kulağım acıyor, siz nasıl onlarca metreye dalabiliyorsunuz?” 

Kaç metreye dalıyorsunuz?” 

Bir tüp ne kadar yetiyor?” 

Dalışta İlk ve Son 10 Metrenin ÖnemiSize de bu soruların sorulduğunu biliyorum. 

Şu anda ekrana bakarken bir taraftan gülümsüyorsunuz, çünkü tanıdık geliyor

Dikkat ederseniz, tüm bu sorular aslında derinlikle, insanoğlunun derine karşı duyduğu ilgi ve merakla alakalı. 

Daha derin, daha güzel, daha gizemli… 

Ama derinlik arttıkça, daha riskli olduğunu düşünüyorlar. 

Bu, tabi ki doğru. 

Azot narkozu, dekompresyon, kulak eşitleme… 

Derinlerden bahsederken bunlar akla geliyor haliyle. 

Yanlış mı? 

Değil. 

Ama eksik. 

Sanki 30 metreden daha sığa yapılan dalışlarda hiç bir istenmeyen durum olmazmış gibi …

Kaç metreye dalıyorsun? 

Abi ben 10-15 metreyi geçmiyorum, daha güzel oluyor, rengarenk, balıklar, canlılar… 

Ha o zaman, iyi, bi şey olmaz.

Gerçek böyle değil. 

Uçak kazalarının en fazla yaşandığı anlar, uçağın iniş ve kalkış zamanları.. 

Dalışta da benzer bir durum söz konusu. 

Tahmin edilenin aksine, ilk ve son 10 metre, oldukça önemli. 

Hatta bu yüzden güvenlik beklemesini 5 metrede yapıyorsun.


Şimdi gel bu işe biraz bilimsel bakalım. 

Çok basitçe, kafayı karıştırmadan.

Yüzeyde iken, henüz dalışa başlamadan yani, BC şişik, dalış liderini ve dalış arkadaşlarını beklerken, üzerinde 1 atm basınç var. 

Bunun adı “atmosferik basınç

Adı üstünde, koskoca atmosferin sana uyguladığı basınç. Az mı? Birazdan bahsedeceğimiz basınçlarla karşılaştırdığımızda az. Çünkü sana basınç uygulayan şey, gaz, yani hava. Aşağıya indiğinde ise, seni havaya göre 800 kat daha yoğun bir şey karşılayıp, basınç uyguluyor; su… 

Dalış lideri “aşağı” işaretini veriyor ve dalış başlıyor. 

10 metreye gelindiğinde, üzerimizdeki toplam basınç 2 atm. Diğer bir deyişle, koskoca atmosferin bize yüzeyde yaptığı basıncı, 10 metrelik bir su kütlesi çat diye geçiriyor başımıza. 

Basınç değişimi, %100. 

1 atm iken, 2 atm oldu. 

Ne oldu? Kulak eşitlemeye daha çok ihtiyaç duydun. Yüzeyde “ulan bu ağarlıkla batar mıyım ben acaba?” dediğin, belki de ilk 1-2 metrede batmakta sana zorluk çektiren ağarlıkların, seni aşağı çekercesine batırmaya başladı (Bknz. Dalışta İdeal Ağırlık Seçimi)

Niye? E anlattık ya işte, basınç değişimi %100 diye. 

Başka ne oluyor mesela? 

3 metrede BC’ne bastın üç beş fıs havayı, nötr yüzerliğe kavuştun. E 10 metrede nötr olamıyorsun, negatif yüzerliklisin? Bunun da sebebi, BC’nin içindeki havanın, %100 basınç değişiminden etkilenip, hacminin yarıya düşmesi. Ne demiş Boyle abi? 

Basınç artarsaaaaaa, hacim azalır demiş. 

Senin de BC’nin içindeki hava (örneğin) yüzeyde 2 litreydi ise, 10 metrede artık 1 litre. 

Böyle olunca da seni nötr yapamıyor artık, biraz daha hava basıyorsun -ya da basman lazım yapmıyorsan da- BC’ne. 

10 metreden, 20 metreye devam ettin. 

Üzerindeki toplam basınç, 2 atm’den 3 atm’ye dönüştü. Dalışta İlk ve Son 10 Metrenin Önemi

Her 10 metrede bir, basınç 1 atm artıyor çünkü. 

Basınç değişimi ne kadar? %50.

Ne demek? Daha az sıklıkta kulak eşitleme, BC’ye daha az hava ikmali.

Bu böyle devam ediyor. 

Derin dalış uzmanı ya da 2* isen ve 30 metreye gidersen de yeni basınç 4 atm. 

Basınç değişimi %33. 

Özetle, sualtında basınç, azalan bir ivmeyle artıyor. 

Yani artıyor ama, daha derine gittikçe, daha az artmaya başlıyor. 

Soruyor ya tanıştığın vatandaş.. 

3 metrede kulaklarım acıyor, sen nasıl gidiyorsun 30 metreye diye… 

O bunu bilmiyor işte. 

Asıl, kulak eşitleme için, ilk 10 metre zorludur zaten” diyoruz bundan sonra bu arkadaşa. 


İniş tamam. 

Ya son 10 metre? 

Ondan da bahsedeyim. 

Dekompresyon hastalığı, bildiğiniz gibi basıncın ani azalmasından oluyor. 

Dalışta İlk ve Son 10 Metrenin ÖnemiAni azalma nerede? 

Basıncın 2 atm’den 1 atm’ye düşen son 10 metrede.

Dalışta yükselirken, her derinlikte yavaş (dakikada 9 metre) yükselmeliyiz, eyvallah. 

Ama konu son 10 metre olunca, buna daha da dikkat etmemiz lazım demek oluyor bu. 

Daha da yavaş belki… 

Hatta o kadar yavaş ki, bildiğin gibi son 5 metrede 3 dakika bekliyoruz bile (güvenlik beklemesi).

Yani, vücuttaki azotun bizlere zarar vermemesi, büyük kabarcıklar şeklinde dokulardan atılmaya çalışılmaması için, bekliyoruz. Bir nevi yüzeydeyken ulaşacağımız 1 atm’lik basınca adapte olmaya çalışıyoruz. 

Başka? 

Akciğer genleşme yaralanmaları? 

Evet. 

Araştırmalar der ki, bir zat-ı muhterem dalgıç, 3.5 metreden dahi nefesini tutarak yükselirse, akciğer genleşme yaralanmalarına maruz kalma ihtimali vardır. 

Nefesimizi asla tutmuyoruz ve sürekli nefes alıp veriyoruz (konuyla ilgili daha fazla bilgi için bknz: Dalışın Altın Kuralı)

Böylece ciğerlerimiz bir balon gibi şişe şişe büyümüyor ve tatsız sonuçlara yol açmıyor. 

Özetle, 20 metreden 25 metreye kadar hasbelkader tutulan nefesle, 10 metreden 5 metreye kadar tutulan nefesin doğurabileceği sonuçlar farklı. 

Çünkü, basınç değişimleri farklı. 


Özetleyecek olursak;

Yüzeyden 10 metreye doğru süzülmeye başladığımızda,Dalışta İlk ve Son 10 Metrenin Önemi

  • daha sık kulak eşitlemesi yapıyoruz
  • 2-3 metreye göre, 10 metrede nötr yüzerliğimizi geri kazanabilmek için, BC’mize biraz daha fazla hava basıyoruz (havanın hacmini geri kazandırıyoruz)

10 metreden yüzeye doğru yükselmeye başladığımızda,

  • her zaman olduğu gibi derin ve yavaş nefes alıp veriyor, asla nefesimizi tutmuyoruz
  • ve yine her zaman olduğu gibi, belki de daha yavaş bir şekilde yükseliyoruz (9 metre/dak’dan daha yavaş)
  • sürekli söylediğim gibi, 5 metrede 3 dakikacık güvenlik beklememizi yapıp, keyifle ve güvenle dalışımızı noktalıyoruz. 

Sizler artık, tüplü dalışta ilk ve son 10 metrenin neden son derece önemli olduğunu biliyorsunuz. 

Yorumlar ve sorular ?

Aşağıdaki yorum bölümünü kullanın lütfen….

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It