Dalışta Çişim Geliyor !

Elbiseme işemiyorum diyen dalgıç yalan söylüyordur” derler, ben de buna katılmıyor değilim. Özellikle bayan dalgıçlarda bunu konuşmak bile ‘tabu’dur. Ayıp bir konu olarak algılandığı için genellikle dillendirilmeyen, ancak her dalgıcın bildiği bir gerçek vardır: “dalışta, karaya oranla daha çok çişimiz gelir!

Her dalgıcın başına gelen ve kimi zaman “hayııır, elbiseme bunu yapamam!!” diyen dalgıçların kabusu olan bu durum, çeşitli şehir efsaneleriyle aklanmaya çalışılır. Bunun en güzel örneği “soğuk kış günlerinde dalış yapanlar elbiselerine işer, bu sayede sıcak kalır” bahanesidir.

Konuya biraz daha yakından bakalım…

Örneğin çok sıvı tükettiğinizde çişiniz gelir. Çünkü vücut, kan hacmini sabit tutmaya çalışır. İşeyerek, kanın içinde bulunan sıvının bir miktarını atmış olursunuz. Bu da kanın olması gereken hacme geri dönmesini, vücut fonksiyonlarının düzenle devam etmesini sağlar.

Peki vücut, dolaşım sisteminde fazla kanın olduğunu nasıl anlar?

Vücutta dolaşan kanın hacmi arttığında, fazla kan kalp damarlarına dolar. Kalbe dolan bu fazla kan, kulakçıkların gerilmesine neden olur. Bu gerilme, kulakçıklardaki sinir sensörleri tarafından algılanır ve böbreğin ürin üretmesini sağlar. Bu, dolaşımdaki sıvının atılmasına ve kan hacminin azalmasına (normale dönmesine) sebebiyet verir.

Gelelim dalışta neden çişimizin geldiğine.

Şimdi konumuza dönelim. Dalışta çişimizin gelmesi iki ana etmene bağlıdır. Bunlar ağırsızlık (yer çekiminin olmaması ya da çok az olması) ve soğuktur.

Ağırlıksızlık

Astronot ve dalgıçlarda gözlemlenen bu durumu daha iyi anlayabilmek için dolaşım sistemine göz atmak gerekir.

Vücutta dolaşan kan, organ ve dokuların beslenmesini sağlar. Kol ve bacaklara giden kan, bu yolculuk için yer çekimini de kullanır. Ancak yer çekimsiz bir ortamda bu uzuvlara giden kan miktarında azalma gözlemlenir.

Kanın büyük bir kısmı göğüs bölgesinde toplanmış olur. Vücut, olması gerekenden daha fazla hacme sahip olan kanı azaltmak ister. Bunu da kanın içindeki sıvının bir kısmının atılmasıyla gerçekleştirir.

Dalgıçlar, suyun altında nötr yüzerlikli (okuyun: Sudaki İllüzyon: Yüzerlik) olamaya çalışır. Bu da ağırlıksızlığın, yani yer çekiminin yok olmasının yaşanmasına sebebiyet verir. Bu keyifli hissiyat, maalesef çişimizi de getirir.

Bu nedenle astronot ve dalgıçlarda normale oranla daha fazla sıvı atma ihtiyacı görülür (çişi gelir).

Soğuk

Kış aylarında sıcak evinizden dışarı çıktığınızda neden çişiniz gelir?

Vücutta organlar, el-ayak-kol ve bacaktan daha önemlidir. Çünkü organlar, hayatta kalmamızı sağlarlar. Bu nedenle her şeyin “azlığında” uzuvlara göre (el kol vs.) organların önceliği vardır.

Örneğin serbest dalışta memeli dalış refleksi sayesinde (okuyun: Nedir Bu Serbest Dalış?) vücuttaki kan, küçük dolaşımda kullanılır. Özetle el-ayak-kol ve bacak damarları büzüşür ve kan, bel üzerinde toplanır. Bu sayede değerli olan (serbest dalgıç nefes almıyor) oksijen, kalp ve beyine gönderilir.

Tamamen aynı öncelik, soğuk havada değerli olan ısının uzuvlardan önce organlara sağlanmasını gerektirir. Isıyı, kan sağlar.

Uzuvlardaki kan damarları büzüşür ve kanın göğüs bölgesinde toplanması sağlanır.

Ağırlıksızlık” paragrafında konuştuğumuz gibi kalp, yüksek seviyedeki kan hacmini düşürebilmek için böbrekle paslaşır ve olan yine bize olur: Çişimiz gelir.

Dalışta da karadan daha soğuk bir suya girdiğiniz anda eksremitelerdeki (kol, bacak vs) kan damarları büzülür.

Vücudumuz “eli ayağı boş ver, kalbi, beyni ısıtalım önce” sinyalini verdiği için dalıştan sonra (tutabilirlerse) koşa koşa tuvalete giden dalgıçlar görürüz, hatta onlardan biri bazen biz oluruz.

Dalışta Çiş İhtiyacını Azaltabilmek İçin…

Bunun için yapabileceğimiz tek şey vardır: Suyun altında olabildiğince sıcak kalmaya çalışmak.

İçlik, başlık, eldiven ve patik kullanımı dalışta işeme ihtiyacınızı bir tık daha az hissetmenize yardımcı olabilirken, kuru elbise kullanımı bu ihtiyacı ciddi şekilde azaltır. Çünkü vücudunuz bu sayede sıcak kalacak, damarlar büzülmeyecek ve sonuç olarak vücut, sıvıyı vücuttan atma ihtiyacı duymayacaktır.

Ancak sualtında ağırlıksızlık konusunda maalesef yapabileceğimiz bir şey yok. Nötr yüzerlik, bir dalgıcın olmazsa olmazlarından birisi.

Az su içeyim, böylece çişim gelmesin” mantığı yanlıştır. İçtiğiniz su miktarı, çok ufak bir değişiklik yaratacaktır. Tam tersi, su içmemek, zaten çok fazla olan dehidrasyona (su kaybı) sebebiyet verecek ve kramp gibi istenmeyen durumlarla sonuçlanabilecektir.

Sualtında İşemek Normal Bir Reaksiyondur

Aslında bu konuda utanmanın bir anlamı yok. Özellikle ülkemizde bu konuların ayıp sayıldığını, bunu yapan kişilerin “suçlu” hissetmelerinin altında yatan nedenleri sanırım hepimiz biliyoruzdur.

Aslında, yukarıda yazılanları bilen birisi (artık sen de biliyorsun), ne kadar önlem alınsa da bu durumun) yaşanmasının çok doğal olduğunu anlar. Bunun önüne geçemiyorsak, dalgıcın kendini kötü hissetmemesi gerekir.

Yurtdışında bu konu oldukça normal karşılanıyor. Bilimsel bir gerçek ve engellenemeyen bir sonucu var.

Aynı konuyu bir kaç ay önce DiveWithSeaman.com‘da yazmıştım. Okuyuculara, biraz da neşe katabilmek için dalışta elbiselerine işeyip işemediklerini sordum. Kanadalı bir bayan dalgıç bana bir mail ile cevap verdi. Kendisinden aldığım izin ile bu maildeki bir cümleyi sizinle olduğu gibi paylaşmak istedim.

“Ofcourse i pee in my wet-suit sometimes. It is like asking ‘are you using your fins to pull yourself?'”

“Tabiî ki bazen ıslak elbiseme işiyorum. Bu, ‘dalışlarınızda kendinizi ileri itmek için palet kullanıyor musunuz?’ diye sormak gibi”

O Zaman?

“Elbisemize işemek madem doğal ve tam olarak suçlu olan biz değiliz… Haydi o zaman hep beraber!!” demek istemedim tabiî ki.

Özetleyecek olursam, dalışlarınızda çişinizin gelmesi fizyolojik, yani elinizde olan bir şey değil. Medeniyet adına bu ihtiyacı biraz ertelemek tabi ki ilk alternatifimiz olmalı.

Ancak, aksi durumlarda eğer dalış elbisesi sizin ise bu ihtiyaçla çok da savaşmamalısınız.

Ancak dalış sonrasında elbisenizi yıkarken diğer tüm dalgıçların elbiselerini tuzlarından arındırmak için yıkadığı tatlı su tanklarında yıkamayın.

İtiraf Zamanı

Peki, bu kadar bilgiden sonra sanırım artık konu açıklığa kavuşmuştur. Merak etmeyin, yalnız değilsiniz!

Ben itiraf ediyorum.

Dalışlarımda çok sıkıştığımda dalış elbiseme işiyorum

Kimler bunu itiraf edebilecek ?

Yorumlar

  1. Güzel bir inceleme yazısı olmuş elinize sağlık… Yalnız demokraside çare tükenmez :-) Denizde özgürlük hissi baskındır demokrasi vardır :-)iç içebildiğin kadar suyu.. Çaresi bu linkte (reklamları izlediniz) http://www.scubatr.com/scubaforum/index.php/topic,519.msg1027.html#msg1027

    • Murat Demirağ der ki:

      Budak selam,

      Yorumun için teşekkürler. Ancak sen dahil hala kimseden ses çıkmadı.

      O kadar da itirafa davet etmiştim oysaki :)

      Tekrar teşekkürler.

  2. Mayoyla yüzerken salarım gider ve hızla uzaklaşırım. Dalış sırasında hiç elbiseme işemedim inşallahda işemek zorunda kalmam :-) Ayrıca dalış teknesinin yakınlarında fazla durmamaya dikkat ederim.

  3. mustafa der ki:

    25 yıldır daliyorum. Bu sure icinde toplam 6.785 kez elbiseme isedim.ne elbiselerim ne de vucudum bundan zerre zarar gormedi. Hatta cildim pamuk gibi olur uzun dalislar sonrasi :) …eklemek istediğim konu basinc etkisi ; 10 metre derine indigimizde , yani basinci 2 atm seviyesine yukselttigimizde tum damarlar ve kan tasiyan sistem basınç etkisi ile sıkışir ancak sıvı Sıkıştırılamaz dolayısıyla sistemin potansiyeli uzerine cikan sıvı vücuttan atılır. Kimi hemen atar rahat eder., kimi de kivranir durur. Son söz .. rahat olun arkadaşlar. ..

    • Murat Demirağ der ki:

      Merhaba Mustafa,

      Yorumunuz ve katkınız için teşekkürler. Cildin pamuk gibi olma olayını bilmiyordum, bir sonraki uzun dalışımızda hepimiz deneyelim :)))

      İyi dalışlar

  4. Hakan Murat der ki:

    Yaklaşık olarak haftada 5 gün dalıyorum. Bu konuda yapabilecek pek bir şey yok. Herkes gibi ben de elbiseme çişimi yapmak zorunda kalıyorum. Utanılacak bir şey olması düşüncesini bugüne kadar hiç düşünmedim. Hepinize güvenli dalışlar. Murat bey bir konuda bilginize başvurmak istiyorum. Hemen hemen her gün yaklaşık olarak maksimum 10-12 metre de 1 saatimi geçiriyorum ( genelde 8 – 9 metreyi geçmiyorum 2 saat ) Toplam 3 saat. Dip süreme dikkat etmeye çalışıyorum fakat her gün dalış yaptığım için azot miktarı kanda birikiyor. Bunun için hastanedeki oksijen tüplerinden almayı düşünüyorum. günde 1-2 dakika soluyarak kandaki azot miktarını düşürmeme ne kadar yardımcı olur? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.

    • Murat Demirağ der ki:

      Hakan Murat selam,

      Dalalim.com’a hoşgeldin.

      Bu yazı, başlığından dolayı çok sidikli olmuştu, farklı bir alanda soru sorduğun için teşekkürler :))))

      Şimdi sorunun cevabına geçelim.

      Günde iki dalış yaptığını ve dalışların ilkini 12 metreye 60 dakika, ikincisini de 9 metreye 120 dakika yaptığını zaten söylemişsin. İki dalış arasında 1 saatlik yüzey zamanı olduğunu varsayıyorum. 1 saat, zaten iki dalış arasında kolaylıkla geçiyordur, muhtemelen daha fazladır ama güvenli tarafta kalabilmek adına minimumdan gidelim, 1 saat diyelim.

      PADI dalış tablosuna göre:

      12 metreye 60 dakikalık dalışın sonunda N basınç grup harfine ulaşıyorsun. 1 saatlik yüzey beklemesinden sonra yeni basınç grup harfin D oluyor, yani vücudundaki azotun büyük bir kısmı solunum ile dışarı atılıyor.

      İkinci dalışını 9 metreye 120 dakika yapabiliyorsun rahatlıkla. Çünkü D basınç grup harfi ile 9 metreye dalmak isteyen biri, tabloya göre 176 dakikaya kadar o derinlikte kalabiliyor. Biz, 120 dakika kalıyoruz, bu da sportif dalış limitleri dahilinde.

      Gün sonunda güncel basınç grup harfin W. Yani, Z (limitte) bile değil. Bu nedenle bu profil, oldukça güvenli görünüyor.

      Yeni bir güne uyandığında ise vücudundaki azot zaten sıfırlanmış oluyor (ertesi günkü ilk dalışın ile bugün yaptığın son dalışın arasında minimum 12 saat olduğunu düşünüyoruz).

      Özetlersek, bana vermiş olduğun dalış profili, sportif dalış limitleri dahilinde ve güvenli. Bu nedenle işi solunuma bırakabiliriz. Haftada iki gün de day-off yapıyorsun, o zaman da vücudu dünlendirmiş, azotu tamamen atmış oluyorsun. Hastanedeki oksijen tüplerinden almana gerek yok.

      Umarım yardımcı olabilmişimdir.

      Kolay gelsin.

  5. Safar Scuba Insructor der ki:

    Öncelikle böyle bir konuyu ele alıp güzel bir açıklama getirdiğiniz için teşekkür ederim.15 yıldır serbest dalıştan sonra 4 yıldır da scuba dalış eğitmenliği yapıyorum bu insan üstü olaya tepki vermeyi hiç düşünmedim bile, bizim musluk hep açık hiç kapanmadıki

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It