GoPro Hero4 Session Satışa Çıkıyor

GoPro, geçtiğimiz hafta yeni üyesini tanıttı: GoPro Hero4 Session

Dalgıçlar olarak bir çoğumuz aksiyon kameraları kullanıyoruz.

Özellikle mağara ve batık gibi özel dalışlarımızı kaydedip paylaşıyoruz.

Bir GoPro sever olarak sizlere hem bu yeni ürünün satışa sunulacağının haberini vermek, hem de GoPro Hero4 Session’ı biraz tanıtmak istedim.

İngilizce blogum olan DiveWithSeaman.com‘da ağırlıklı olarak ürün değerlendirme (product review) yazıları yazıyorum.

Bu nedenle ürün hakkında bir çok bilgiye ulaştım ve buradan da sizlerle paylaşmak istedim. [Devamını oku…]

SeaLife Micro HD Yakında Satışa Çıkıyor

Sualtı kameraları konusunda başarılı ürünler sunan SeaLife, önümüzdeki eylül ayında yeni kamerasını görücüye çıkarmaya hazırlanıyor.

Dünyanın ilk su geçirmez kamerası, 60 metreye kadar suya karşı mükemmel koruma sağlıyor. 

Sealife-Micro-HDHousing ya da O-ringin olmadığı SeaLife Micro HD, sadece sualtı fotoğrafçılığına yeni başlayanlar için değil, her fotoğrafçı için “bavulda bulunması gerekenler” arasında. Çünkü kullanımı ve bakımı oldukça rahat.

Daha önce haousing olmadan suda fotoğraf/video çekmeye yarayan bazı marka ve modeller görmüştük. Ancak hiç biri 5 metreden daha derinde kullanılamıyordu. Bu nedenle bu makineler birer “havuz kamerası” olmanın ötesine geçememişler ve sadece tatilci amatörler tarafından kullanılmaktaydı.

SeaLife Micro HD, sadece 3 büyük düğmeden yönetiliyor. Piyano tuşuna benzetilen bu tuşlar yardımıyla eldiven kullandığınız dalışlarda dahi kameranızı kolay kullanabilirsiniz.


 
Butonlardan birine tek dokunuşla kurulum menüsüne ulaşıyorsunuz. Buradan çekim şekli, derinlik ve ışık ayarlarına ulaşabiliyorsunuz.

Video düğmesine bastığınızda görüntü kaydını başlatabiliyor, aynı düğmeyle de sonlandırabiliyorsunuz.

SeaLife Micro HD’nin içinde renk düzenleyici opsiyonu olsa da daha iyi sonuçlar için bir ya da iki adet Sea Dragon sualtı aydınlatma cihazlarından yararlanabiliyorsunuz.

Çok “samimi olmak istemediğiniz” hayvanlarla çekim yapmak isterseniz SeaLife Aqua Pod da kullanabilirsiniz.

Dilerseniz biraz da SeaLife Micro HD’nin teknik özelliklerine göz atalım.

SeaLife Micro HD’nin Teknik Özellikleri

  • Tamamen su geçirmez (O-ring ya da housing yok)Sealife-Micro-HD-3
  • 30 fps’de 1080 p HD video (ya da 60 fps’de 720 p)
  • 13 megapixel görüntü kalitesi
  • 140° Balık Gözü Lens
  • Büyük düğmelerle kolay kontrol (Piyano tuşu)
  • Video içinde fotoğraf (video çekerken aynı zamanda fotoğraf çekme kabiliyeti)
  • Basit ve kolay menü kullanımı
  • 16 GB hafıza
  • 60 metreye kadar su geçirmez
  • 30 cm den başlayan Instant Focus Lens
  • Şoka karşı dayanıklı kauçuk gövde
  • Ergonomik yapı
  • Hafiflik (266 gr, seyahatler için ideal)
  • Rapid Fire Modu (saniyede 10 kare çekim)
  • Zaman Modu (belirlediğiniz zaman aralıklarında devamlı çekim)
  • 3 saat dayanabilen şarj edilebilir pil
  • 2.4″ LCD ekran
  • Sea Dragon dalış ışıklarıyla uyumlu
  • Wireless ile görüntü paylaşımı (destekleyen modelde)

Sealife-Micro-HD-2

İki Ayrı Model

SeaLife Micro HD, karşımıza iki farklı modelde çıkmaya hazırlanıyor.

  1. SeaLife Micro HD 16 GB 
  2. SeaLife Micro HD 32 GB + Wireless

32 GB’lık modelde wireless bağlantısıyla paylaşım yapabiliyorsunuz. 16 GB’lık modelde bunu USB kablosuyla, bilgisayarınıza bağlanarak yapmanız gerekiyor.

Makinenin üzerinde su geçirmez USB portlar bulunuyor.

Yine bu USB portlar sayesinde kameranızı henüz ıslakken dahi kolaylıkla şarj edebiliyorsunuz.

SeaLife Micro HD’nin Fiyatı

Evet, geldik bizim için en önemli kısma :))

SeaLife Micro HD’nin planlanan Amerika fiyatları modellere göre aşağıdaki gibi:

SeaLife Micro HD 16 GB                              399.95$
SeaLife Micro HD 32 GB + Wireless        499.95$

Tabi ki Türkiye’de bu güzel ürünün fiyatının bunların en az 1.5 katı olacağı aşikar.

Şimdiden iyi fotoğraflar ve videolar diliyorum.

Ufuk Koçak ve Şahika Ercümen’den Dünya Rekoru Geldi

Sizlere daha önce dalalim.com‘da Ufuk Koçak‘ın engelleri aşan bir dünya rekoru girişiminde bulunacağını duyurmuştum. Bu yazıma Ufuk Koçak Dünya Rekoru’na Gidiyor linkinden ulaşabilirsiniz.

Ülkemiz serbest dalış rekortmenlerinden Şahika Ercümen ile aynı gün dünya rekoru denemesinde bulunan Koçak, tüm destekçilerini güldürdü ve kendi kategorisinde dünya şampiyonu oldu!

Cifte Dunya Rekoru

Foto: Facebook

Kaş’ta Çifte Heyecan

Değişken ağırlıklı paletsiz ip destekli” tüpsüz dalış (okuyunuz: Nedir Bu Serbest Dalış?) kategorisinde 91 metreye inmeyi başaran ODTÜ-SAS sporcusu Şahika Ercümen yeni dünya rekorunun sahibi oldu.

Bir diğer milli sporcumuz olan Derya Can, 3 gün önce aynı kategoride 90 metreye dalarak bir rekora imza atmıştı. Şahika Ercümen, bu rekoru 1 metre daha derine taşımış oldu.

Şahika’dan Gazze Mesajı

Rekor sonrası sevincini ODTÜ-SAS’lı arkadaşlarıyla paylaşan Şahika Ercümen, denizde Türk bayrağı ve “Gazze Nefes Alsın” pankartı açtı.

1985 doğumlu milli sporcu, Derya Can’ın 20 temmuzda yine Antalya’nın Kaş ilçesinde bulunan Hidayet Koyu’nda 90 metreye dalarak elde ettiği rekoru bugün (23 temmuz) yine aynı koyda 1 metre daha derine taşıyarak değişken ağırlıklı paletsiz ip destekli kategorisinin yeni dünya rekortmeni olmuş oldu.

Dünya Su Altı Konfederasyonu (CMAS) gözlemcileri Leven Culas, Higor Orel ve CMAS Serbest Dalış Kurulu Başkanı Levent Ucuzal’ın gözlemlediği bu rekor denemesinde 5 güvenlik dalgıcı da çeşitli derinliklerde Şahika Ercümen‘e eşlik etti.

Asansör eşliğinde 1 dakika 9 saniyede 91 metre derinliğe ulaşan Ercümen’in toplam dalışı 2 dakika 49 saniye sürdü.

Ufuk Koçak’tan Engelleri Aşan Rekor

Türkiye’nin ilk engelli dalış eğitmeni Ufuk Koçak, yoğun antrenman sürecinin ardından aynı gün 22 metreye tüpsüz dalarak kendi kategorisinin şampiyonluğuna ulaştı.

38 yaşındaki Koçak’a bu dalışında Şahika Ercümen de eşlik etti.

yurtgazetesi.com.tr adresinde yer alan habere göre Koçak dalıştan sonra şunları söyledi:

Ben bu rekoru 8 milyon engelliyle birlikte kırdım. Onlara armağan ediyorum. Amacım bir farkındalık yaratmaktı. Bunu da başardım

Ufuk Koçak Dünya Rekoruna Gidiyor

Ufuk Koçak, 38 yaşında. Kocaeli’nde yaşıyor. Bir çoğumuz O’nu “Engel Tanımaz Ufuk” olarak tanıyoruz.

Yakında 20 metreye dalarak bir dünya rekoru kırmayı hedefliyor ve bunun için çok çalışıyor.

Dünya Sualtı Konfederasyonu‘nun (CMAS) ilk kez denenmesine izin verdiği bu rekor, Ufuk ve diğer bir çok insan için bir dünya rekorundan çok daha büyük önem taşıyor.

Ufuk KocakUfuk Koçak Kimdir?

Ufuk Koçak, 1999 Gölcük Depremi’nde enkaz altında kaldı. Hem de üç gün boyunca.

Bu talihsiz kaza sonrasında iki bacağını kaybetti.

Yaşamaktan soğumak yerine, ona sarılmayı tercih etti.

Cesaretliydi ve insanlara istenildiğinde neler yapabileceğini göstermek istedi.

Yaşama sporla bağlandı.

İlk etapta tekerlekli sandalyede tenis ve basketbol oynadı. Sonrasında Değirmendere Sualtı Kulübü ile çalışmaya başladı ve su altına adım attı.

Daha da ilerledi ve Türkiye’nin ilk engelli dalış eğitmeni oldu.

Outdoor sporlara olan ilgisine kaya tırmanışıyla devam etti.

Şimdi Dünya Rekoru Zamanı !!

Bütün yaptıkları ve yaşama heyecanıyla dünyada engellerin olmadığını hepimize gösteren ve bir çok engelliye umut veren Fatih Koçak, şimdi bir rekor çalışması içerisinde.

Karaburun’da, cKc Divers Dalış Merkezi ile çalışmalarını yürüten Koçak, nefesini tutarak 20 metreye inmeyi deneyecek.

Bunun Ötesinde…Ufuk-Kocak2

Ufuk Koçak, sadece bir deniz sevdalısı değil. İnsanların, özellikle engelli insanların ilham kaynağı.

Dünya rekoru bir şeydir, ancak Koçak’ın yaşama tutunması ve bunu dünya ile paylaşmaya çalışması her şeydir.

Ufuk Koçak, kendi internet sitesinde şöyle söylüyor:

“Her şeye rağmen hayat devam ediyorsa YAŞAYACAKSIN…” dedim…
İnsanı insan yapan en büyük değerlerden birisi yaşama saygıdır ve onun hakkını verebilmektir. Unutmamalı ki insan “HAYAT SADECE ONU YAŞAMAYI BİLEN CESUR İNSANLARINDIR.”
Yaşama tabiata ve insana olan saygımla hayatımı iğne oyası gibi yeniden örmeye başladım..

Geçtiğimiz günlerde Ufuk Koçak ile görüştüm.

Kendisi son derece kibar ve mütevazi biri. 

Çok çalışıyor. Ancak bu çalışması bir çok sporcu gibi sadece dünya rekoru adına değil, insanlık ve umut vermek adına çalışıyor.

Biraz lafladıktan sonra Dalalim.com için bir röportaj yapmak konusunda kendisinden söz aldım. 

Bunu en yakın zamanda gerçekleştireceğiz.

Yolun açık olsun Ufuk Koçak…

Ufuk Engel Tanımaz

Karaburun’u Korumayalım Mı?

Melis Alphan, Hürriyet gazetesinde  05.06.2014 tarihli yazısında Karaburun’da bir çoğumuzun bilmediği bir çevre ve kültür saldırısına değindi.

Alphan’ın bu yazısı, 5 Haziran’da, yani Dünya Çevre Günü‘nde yayınlanmış oldu.

Hadi çevremizi koruyalım” başlıkları yerine, ben de bugün sizlere bu haberi aktarmanın daha doğru olacağını düşündüm.

Çünkü bir çoğumuz çevreyi korumak istiyoruz, ancak nereden başlayacağımızı, ne yapacağımızı ya da neye itiraz edeceğimizi bilemiyoruz.

Karaburun Rüzgar Tribünleri

Foto: Radikal.com.tr

Rüzgar Enerjisi & Rüzgar Tribünleri

Çevreye duyarlı olan kişiler, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini bilir.

Ancak her şey bir düzende gitmelidir. Rüzgar tribünleri, doğal hayatı ve kültürü yok etmemelidir.

Yani, kaş yaparken göz çıkarılmamalıdır.

Rüzgar Enerji Santralleri‘nin (RES), planlı olarak kurulması önem teşkil eder.

Ancak Karaburun Yarımadası’nda RESlere verilen onay, yarımadanın %61’ine ulaşmış durumda.

Karaburun için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararlarının sonucu olan bu yüksek oran, Karaburun’un bir çok değerini tahrip edebilecek bir potansiyel oluşturuyor.

Karaburun Yarım Adası’ndaki Değerler

Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Karaburun’un biyolojik ve kültürel yapısının korunması adına hazırladığı teklif raporunda, yarımadanın Özel Çevre Koruma Alanı ilan edilmesi gerektiğini yazmış durumda.

Bütün Bakanlıklar bu görüşe olumlu bakıyorlar. Ancak Enerji Bakanlığı‘nın verdiği olumsuz görüş nedeniyle konu Bakanlar Kurulu‘na ulaşamıyor. Çünkü bu alanda Enerji Bakanlığı’nın RES yatırımı söz konusu.

Karaburun köylüleri, SİT alanlarına ellerini süremezken, bir rüzgar tribünü 400-500 metrekare yer kaplıyor, santraller kuruluyor.

Bölge için önemli bir kültürel ve ekonomik değer olan Karaburun Kıl Keçisi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından “halk elinde ıslah” programına alınmış durumda.

Ancak Karaburun Kıl Keçisi’nin yaşaması için gerekli olan otlaklar ve tarım alanları RESler için tahsil ediliyor.

Alphan, yazısında Foça örneğini vermiş.

Foça’da balıkçılık ve turizm ile yılda 59.5 milyon lira gelir elde ediliyor, ekonomiye katkı sağlanıyor, bölge kalkınıyor. Hem de bu, bölge ekolojisine bir gram zarar verilmeden yapılabiliyor.

Peki Ne Yapılıyor?

Karaburun'da RES

Foto: karaburunaiyibak.org

Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir” kararının iptali için Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV), 30 avukatıyla gönüllü olarak hukuk sürecini başlatmış durumdalar.

Lütfen çevre bilincini sadece ağaç ekmek, sualtı ve sahil temizliği yapmak gibi faaliyetler olarak nitelendirmeyelim.

Bu faaliyetler tabi ki çevre adına yararlı, umut vaat eden faaliyetler.

Ancak büyük resmi görmek için uğraşalım.

Sadece olumlu olarak neler yapabileceğimize değil, olumsuz olan faaliyetleri nasıl önleyebileceğimizi de irdeleyelim.

Bunları gündeme taşımak, çevremize bahsetmek, sessiz kalmamak bir duruştur.

Bireylerden gelen bu duruş, ÇEHAV gibi yapılanmalarla birleştiğinde sıkı bir güç oluşturur.

Bu güç, bir çok şeyi değiştirir.

Kaynak: http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/79/Melis-Alphan/21298/Karaburun-un-korunmasi-onundeki-Bakanlik-engeli

Çeşme’de Acı Olay

Cem Karacaoglu

Foto: Facebook

01 Haziran pazar günü saat 11:00 civarında Çeşme-Ilıca’da arkadaşlarıyla zıpkınla balık avına çıkan Cem Karacaoğlu, yüzeyde şnorkelle yüzüyordu.

Kendisine doğru gelen tekne, Karacaoğlu’nu farketmeyip üzerinden geçti.

Pervanenin çarpmasıyla ağır yaralanan Cem Karacaoğlu, tekne personeli tarafından kıyıya çıkarıldı.

Önce Çeşme Devlet Hastanesi’ne, ardından da Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Karacaoğlu, tüm müdehalelere rağmen kurtarılamadı.

Bir dalış malzemeleri satış mağazasında çalışan ve 32 yaşında olan Cem Karacaoğlu’nun, üç aylık bebeği olduğu öğrenildi.

Teknede yer alan kişiler polis tarafından göz altına alındı, konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.

Başta Karacaoğlu ailesi olmak üzere tüm sualtı camiasının başı sağ olsun.

Haber referans: cumhuriyet.com.tr

Gökhan Türe’yi Kaybettik

Gokhan Ture

Foto: www.evrensel.net

Doğa tutkunu ve Türkiye’de sualtı araştırması konusunda ilklere imza atmış olan Gökhan Türe, 52 yaşında tedavisinin yapıldığı İstanbul GATA’da kansere yenik düştü. Uzun süredir bu hastalıkla mücadele eden Türe’nin cenazesi 12 Mayıs Pazartesi günü memleketi Tekirdağ’da toprağa verilecek.

Gökhan Türe Kimdir?

ODTÜ Sualtı Araştırmaları Topluluğu‘nun fikir babası ve ODTÜ-SAT kurucularından biri olan Gökhan Türe, ülkemizde sualtı araştırmasını görev edinen pek çok dernek ve projenin hayata geçirilmesinde büyük rol oynadı. Bunlar arasında Batık Araştırma Grubu (BAG), Sualtı Arkeolojisi Araştırma Grubu (SAAG), Akdeniz Foku Araştırma Grubu (AFAG), Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) ve Mağara Dalışı ve Araştırmaları Grubu (MADAG) yer alıyor.

Gökhan Türe, sadece sualtı ile değil, doğa ile ilgili tüm konularda aktif roller üstlenmişti. Likya Kuş Gözlem Topluluğu (LİKKUŞ) da Türe’nin parmak izlerini taşıyor.

www.evrensel.net‘in haberine göre, Sualtı Araştırma Derneği (SAD) başkanı Cem Orkun Kıraç, Gökhan Türe için şunları söyledi:

Gökhan bizim için bir ışık kaynağıydı. Türkiye’deki doğa koruma çabalarının öncülüğünü yapanların başında geliyordu. Özellikle 1984-1987 arasında Dalyan’da deniz kaplumbağalarının yaşam alanlarının korunmasına yönelik ilk girişimlerin gizli kahramanıydı. Bu girişimlerin ardından Türkiye caretta carettaların varlığını öğrendi. Dünyada Akdeniz foklarının korunmasına yönelik ilk topluluk yine onun girişimleriyle oluştu. Öngörüleri çok büyük öncülük yaptı .

Ölüm döşeğindeyken bile bana yapacaklarını anlatmıştı. Onun yarattığı farkındalık hepimizin bakışını değiştirdi. Yıllar önce hepimiz zıpkınla balık avlıyorduk. Bir gün avladığımız balıkların fotoğraflarını Gökhan’a gösterirken bana ‘artık bunları bırakalım. Sen avladığın balıkların fotoğrafları yerine dalarak görüntüsünü avladığın balıkların fotoğraflarını göstermelisin’ dedi. Görüntü avcılığı kavramını bulan da oydu. Teknik dalış konusundaki girişimleri bir yana Türkiye’de sualtı konusunda hepimiz bir yana Gökhan bir yanaydı.

Yaptıkları çalışmaların, ileride yapılacak olan çalışmalara ilham kaynağı olmasını diliyor, bu doğa severliğin gelecek nesillere de yansımasında motivasyon kanyağı olmasını umuyorum.

Bizlere doğa bilincini aşıladığın için teşekkürler…

Huzur içinde yat Gökhan Türe.

Hatay’da Balyoz Köpek Balığı Yakalandı

Foto: milliyet.com.tr

Hatay’a bağlı olan Dörtyol ilçesinde balıkçıların ağına takıldıktan sonra ölen Balyoz Köpek Balığı (Cetorhinus maximus) görenleri hayrete düşürdü. 3.5 metre uzunluğundaki bu köpek balığı, Dörtyol’da balıkçılık yapan Mustafa Oktay’ın ağında bulundu. 

Oktay, “Ölü köpek balığını geri denize atma gibi şansları olmadığı için mecbur iskeleye çıkarmak zorunda kaldık. Akdeniz’de ilk defa gördüğümüz bir köpek balığı cinsi görünce çok şaşırdık. Yıllar önce bölgede çok olan köpek balıkları artık Akdeniz’de derin sularda nadiren görülüyor. Ortaya çıkanlar da balıkçı teknelerinin ağlarına takılıyor” dedi.

Yakalanan Balyoz Köpek Balığı (Cetorhinus maximus), sergilendiği günün sonunda parçalanarak talep edenlere dağıtıldı. Köpek balığı etinin kanser hastalarına iyi geldiği düşünülmektedir.

Kaynak: milliyet.com.tr

Balyoz Köpek Balığı hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

Küllerinden Doğacaklar: Bu Hafta Çok İşimiz Var

Haftasonu kötü bir haber aldım. İrkildim.

Sosyal medyadan edindiğim ilk bilgi, Saros İbrice Limanı‘nda çıkan bir yangından ibaretti.

Bir kaç hafta önce SSI bölge toplantısında, Edirne-Keşan’dan eğitmen arkadaşlarla tanışmıştım. İbrice limanındalardı.

Biraz daha araştırdım, korktuğum başıma geldi.

Ben bu araştırmayı yaparken Serhat Zorlu, bana bu haberi doğrulayan bir mail attı.

Saros İbrice Limanı’nda Yangın

22 Kasım cuma gece yarısı başlayan yangının sonucunda Saros Körfezi, İbrice Limanı’nda üç dalış merkezi yanarak kül olmuştu…

Henüz kesin bilgiye ulaşılmış olunmasa da yangının elektrik kontağının şase yapmış olmasından kaynaklanmış olabileceği düşünülüyor.

Sabaha karşı çıkan yangın, Mavi Ege Dalış Merkezi‘nin deposunda başlıyor, sonrasında İbrice Dalış Merkezi ve Argos Dalış Merkezi‘ne sıçrıyor.

Kimi kaynaklar limandaki bir kahvehanede bulunan birinin, kimi de bölgedeki balıkçıların itfaiye ekiplerine haber verdiğini belirtiyor.

Bir saatlik çalışmanın ardından, alevler sıradaki Yalçın Dalış Merkezi‘ne ulaşmadan durduruluyor.

Üç dalış merkezinin de durumu aynı: Kullanılabilecek tek bir ekipman bile yok…

Yaklaşık olarak üç dalış merkenin zararı 200 000 tl.

Dalış Merkezlerine Yardım Kampanyası

Sualtı Gazetesi’nde bir yazı yayınlanıyor, yazarı Meltem Kartal Taşdelen.

Taşdelen, Marmara Sualtı Merkezi‘nin kurucusu ve aynı zamanda eğitmeni. Sualtı Gazetesi‘ndeki yazısında şu sözlere yer veriyor:

“Bizler sezonluk çalışan insanlarız ve herkesin tahmin ettiğinin aksine büyük paralar kazanmıyoruz. Kendi kendimizi ancak çevirebiliyoruz belkide. Bu yüzden aynı şekilde bir dalış merkezini sil baştan kurmak çok ciddi zaman ve maliyet gerektirir.”

Kendisiyle yaptığım röportajda Meltem Kartal Taşdelen oldukça duyarlı ancak bir o kadar da üzgündü.

İbrice limanındaki yangında yerle bir olan üç dalış merkezinin sahibi ve çalışanları çok mağdur oldu.” diyor.

Sezon zaten çok kısa, yazın kazanılan para çoğu zaman kışın dalış merkezlerinin çevrilmesine dahi yetmiyor, sırf bu yüzden istediğimiz uzmanlıkların eğitimini alamadığımız oldu.

Ahmet (Ahmet Uz, İbrice Dalış Merkezi) 9 yıl çalıştı, uğraştı ve bu dalış merkezini anca kurabildi. Yılların birikimi vardı, bir gecede yok oldu. Dalışa gittikleri bot arızalanmıştı ve bu nedenle onu da depoya kaldırmışlardı, o da yandı.” diyen Meltem Kartal Taşdelen, sualtı camiasına güveniyor.

“Daha önce de böyle durumlar yaşadık. Sualtı camiası ilginçtir; Ne kadar birbirinden uzak görünseler de dalış merkezleri böyle durumlarda birbirine yardımını esirgemez” diye ekliyor.

Yine Taşdemir’den aldığım bilgiye göre yanan yerler baraka olduğundan dolayı kira sözleşmesi yokmuş ve sözleşme olmayınca da sigorta yapılamıyormuş.

Keşan Güncel Haber’in Youtube kanalında yayınlanan yangın sonrası görüntüler

 

Bu dalış merkezlerine yardım edilmesi amacıyla bir kapmanya düzenlenmiş.

İsteyen maddi yardım, isteyen de ekipman yardımı yapabiliyor. 3 dalış merkezi için ortak bir hesap oluşturulacak.

Olay haftasonu olduğu için hesap henüz açılamamış (haberi size yazdığım anlarda halen hesap numarası belli değildi). Belli olduğunda sizlere Facebook sayfamızdan hesap bilgilerini paylaşacağım.

Özellikle dalış merkezlerinden beklenen asıl yardım ekipman yardımı.

Bir tüp, bir elbise, bir maske, bir BC.

Öyle sıfır, gıcır gıcır olacak değil elbette.

Dalış merkezleri için bir maske, regülatör ya da tüp olağanüstü bir şey ifade etmese de bu dalış merkezleri için şu anda hayati önem taşıyor.

Önümüzdeki sezon başlangıcına kadar Türkiye’deki tüm dalış merkezleri el ele verip bu üç dalış merkezini desteklerse önemli adımı atmış oluruz. Sonrasında sezonda ve sezon sonrasında bu dalış merkezleri zaten geri kalan eksiklerini tamamlayabilecektir.

Göndermek istediğiniz ekipmanları aşağıdaki isim ve adrese gönderebilirsiniz:

Meltem Kartal Taşdelen

Mimar Sinan Mahallesi

Atlas Çıkmazı

Belediye Çarşısı

No: 5/6/7

Üsküdar/İstanbul

Detaylar için Meltem Kartal Taşdelen’e Facebook üzerinden ulaşabilirsiniz.

Çok üzücü olan bu durum, ancak yardımlaşma ile aşılabilir.

Ben, Türkiye dalış camiasının duyarlılığına inanıyorum.

Daha şimdiden, SSI Türkiye Bölge Müdürü Barış Güntekin‘in, Facebook’ta ilgili dalış merkezlerinden 2014 yılı için aidat alınmayacağını ve yine aynı dalış merkezlerinin 2014’te keseceği sertifikaların da ücretlendirilmeyeceğini bildirmesi bunu doğruluyor.

İbrice Dalış Merkezi, Argos Dalış Merkezi ve Mavi Ege Dalış Merkezi’ne büyük geçmiş olsun.

Böyle tatsız olayların yaşanmaması dileğiyle.

Kaynaklar: 

http://www.haberler.com/dalis-okullarina-ait-3-malzeme-deposu-yanarak-kul-5342797-haberi/

http://www.aktueldeniz.com/gundem/edirne_ibrice_limani–nda_yangin_hasara_yol_acti

Derya Can’dan İki Dünya Rekoru

Türkiye su altı milli takımından Derya Can, aynı hafta içinde iki ayrı dünya rekoruna imzasını attı. “İp destekli paletsiz sabit ağırlık” ve “değişken ağırlık ip destekli paletsiz derin dalış” branşlarında lider konuma gelen Derya Can, dalışlarını Antalya’nın Kaş ilçesinde, Çukurbağ Yarımadası, Hidayet Koyu’nda gerçekleştirdi. 
 

Foto: http://www.skyturk360.com/

Geçtiğimiz hafta perşembe günü “değişken ağırlık ip destekli paletsiz derin dalış” disiplininde 71 metreye dalarak dünya rekoru kıran Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sualtı Sporları Kulübü üyesi Derya Can, bugün de “ip destekli paletsiz sabit ağırlık” kategorisinde yine 71 metrelik dalışıyla dünya rekoruna ulaştı. Bu rekor, daha önce 61 metreyle yine bir Türk sporcu olan Şahika Ercümen’e aitti.

Dalışını dün yapması planlanan Derya Can, hava muhalefeti nedeniyle dalışını bugüne ertelemişti. Bugün sabah saatlerinde yapılan dünya dalışı denemesinde başarıya ulaşan Can’ın 71 metreye inmesi 1 dakika 12 saniye, yüzeye çıkışı ise 1 dakika 19 saniyede tamamlandı. Toplam dip zamanı 2 dakika 31 saniye süren dalıştan sonra Derya Can sevincini yüzeyde Türk bayrağı açarak gösterdi.

cnnturk.com‘da Derya Can’ın rekorla ilgili aşağıdaki mesajı yayınlandı:

İlk rekorumun ardından bir dünya rekoru daha kırdım, bundan dolayı çok mutluyum. Benim için hem sabahın erken saatleri olması hem de yaşadığımızolumsuzluklar nedeniyle biraz zor oldu ancak arkadaşlarımın desteğiyle bunu başardım ve 71 metreye daldım. Bu rekor, Türkiye’nin tanıtımına yapacağı katkı açısından benim için çok önemli. Bundan dolayı rekorun Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kullanılmasını arzu ediyorum

CLOSE
CLOSE
Pin It