Adidas’tan Atık Plastik Ayakkabı

Alman spor giyim üreticisi olan ve aynı zamanda Reebok’ı da içinde bulunduran Adidas Group, özellikle balık ağı ve plastikten oluşan okyanus atıkları ile yapılmış olan yeni bir prototipi tanıttı. Yeni ayakkabı, New York City’de, Ocean Climate Life (Okyanus İklim Yaşamı) sloganlı organizasyonda tanıtıldı. Okyanus İklim Yaşamı sloganı, iklim değişikliği ve okyanusların korunma ihtiyacına dikkat çekme amacını taşıyor.

Aslında plastik ve diğer okyanus atıklarından spor giyim ya da moda yaratmak yeni bir kavram değil. Amerikan outdoor markası Patagonia, 90’lı yıllarda plastik soda şişelerini geri dönüştürerek hırka üretmişti. Geçen yıl, bir Hollanda markası olan G-Star Raw, müzisyen Pharrell Williams ile birlikte okyanustan çıkarılan plastikten kot pantolon serisi üretmişlerdi. Parley for the Oceans da Adidas ile bu projede beraber çalışıyor. [Devamını oku…]

Sualtında 4 Metrelik Şeffaf Yumurta

Geçtiğimiz günlerde Fethiye’de dalış yapan sualtı görüntü yönetmeni Lütfü Tanrıöver, 4 metre çapında dev bir yumurta ile karşılaştı.

Yanında sualtı kamerası olan Tanrıöver, 22 metrede keşfettiği bu devasa yumurtayı görüntülemeyi başardı.

9 Temmuz 2015 perşembe günü arkadaşlarıyla dalış yapan Lütfü Tanrıöver, Af Kule isimli dalış noktasında inanılmaz bir görüntüyle karşılaştı. [Devamını oku…]

GoPro Hero4 Session Satışa Çıkıyor

GoPro, geçtiğimiz hafta yeni üyesini tanıttı: GoPro Hero4 Session

Dalgıçlar olarak bir çoğumuz aksiyon kameraları kullanıyoruz.

Özellikle mağara ve batık gibi özel dalışlarımızı kaydedip paylaşıyoruz.

Bir GoPro sever olarak sizlere hem bu yeni ürünün satışa sunulacağının haberini vermek, hem de GoPro Hero4 Session’ı biraz tanıtmak istedim.

İngilizce blogum olan DiveWithSeaman.com‘da ağırlıklı olarak ürün değerlendirme (product review) yazıları yazıyorum.

Bu nedenle ürün hakkında bir çok bilgiye ulaştım ve buradan da sizlerle paylaşmak istedim. [Devamını oku…]

SeaLife Micro HD Yakında Satışa Çıkıyor

Sualtı kameraları konusunda başarılı ürünler sunan SeaLife, önümüzdeki eylül ayında yeni kamerasını görücüye çıkarmaya hazırlanıyor.

Dünyanın ilk su geçirmez kamerası, 60 metreye kadar suya karşı mükemmel koruma sağlıyor. 

Sealife-Micro-HDHousing ya da O-ringin olmadığı SeaLife Micro HD, sadece sualtı fotoğrafçılığına yeni başlayanlar için değil, her fotoğrafçı için “bavulda bulunması gerekenler” arasında. Çünkü kullanımı ve bakımı oldukça rahat.

Daha önce haousing olmadan suda fotoğraf/video çekmeye yarayan bazı marka ve modeller görmüştük. Ancak hiç biri 5 metreden daha derinde kullanılamıyordu. Bu nedenle bu makineler birer “havuz kamerası” olmanın ötesine geçememişler ve sadece tatilci amatörler tarafından kullanılmaktaydı.

SeaLife Micro HD, sadece 3 büyük düğmeden yönetiliyor. Piyano tuşuna benzetilen bu tuşlar yardımıyla eldiven kullandığınız dalışlarda dahi kameranızı kolay kullanabilirsiniz.


 
Butonlardan birine tek dokunuşla kurulum menüsüne ulaşıyorsunuz. Buradan çekim şekli, derinlik ve ışık ayarlarına ulaşabiliyorsunuz.

Video düğmesine bastığınızda görüntü kaydını başlatabiliyor, aynı düğmeyle de sonlandırabiliyorsunuz.

SeaLife Micro HD’nin içinde renk düzenleyici opsiyonu olsa da daha iyi sonuçlar için bir ya da iki adet Sea Dragon sualtı aydınlatma cihazlarından yararlanabiliyorsunuz.

Çok “samimi olmak istemediğiniz” hayvanlarla çekim yapmak isterseniz SeaLife Aqua Pod da kullanabilirsiniz.

Dilerseniz biraz da SeaLife Micro HD’nin teknik özelliklerine göz atalım.

SeaLife Micro HD’nin Teknik Özellikleri

  • Tamamen su geçirmez (O-ring ya da housing yok)Sealife-Micro-HD-3
  • 30 fps’de 1080 p HD video (ya da 60 fps’de 720 p)
  • 13 megapixel görüntü kalitesi
  • 140° Balık Gözü Lens
  • Büyük düğmelerle kolay kontrol (Piyano tuşu)
  • Video içinde fotoğraf (video çekerken aynı zamanda fotoğraf çekme kabiliyeti)
  • Basit ve kolay menü kullanımı
  • 16 GB hafıza
  • 60 metreye kadar su geçirmez
  • 30 cm den başlayan Instant Focus Lens
  • Şoka karşı dayanıklı kauçuk gövde
  • Ergonomik yapı
  • Hafiflik (266 gr, seyahatler için ideal)
  • Rapid Fire Modu (saniyede 10 kare çekim)
  • Zaman Modu (belirlediğiniz zaman aralıklarında devamlı çekim)
  • 3 saat dayanabilen şarj edilebilir pil
  • 2.4″ LCD ekran
  • Sea Dragon dalış ışıklarıyla uyumlu
  • Wireless ile görüntü paylaşımı (destekleyen modelde)

Sealife-Micro-HD-2

İki Ayrı Model

SeaLife Micro HD, karşımıza iki farklı modelde çıkmaya hazırlanıyor.

  1. SeaLife Micro HD 16 GB 
  2. SeaLife Micro HD 32 GB + Wireless

32 GB’lık modelde wireless bağlantısıyla paylaşım yapabiliyorsunuz. 16 GB’lık modelde bunu USB kablosuyla, bilgisayarınıza bağlanarak yapmanız gerekiyor.

Makinenin üzerinde su geçirmez USB portlar bulunuyor.

Yine bu USB portlar sayesinde kameranızı henüz ıslakken dahi kolaylıkla şarj edebiliyorsunuz.

SeaLife Micro HD’nin Fiyatı

Evet, geldik bizim için en önemli kısma :))

SeaLife Micro HD’nin planlanan Amerika fiyatları modellere göre aşağıdaki gibi:

SeaLife Micro HD 16 GB                              399.95$
SeaLife Micro HD 32 GB + Wireless        499.95$

Tabi ki Türkiye’de bu güzel ürünün fiyatının bunların en az 1.5 katı olacağı aşikar.

Şimdiden iyi fotoğraflar ve videolar diliyorum.

Ufuk Koçak ve Şahika Ercümen’den Dünya Rekoru Geldi

Sizlere daha önce dalalim.com‘da Ufuk Koçak‘ın engelleri aşan bir dünya rekoru girişiminde bulunacağını duyurmuştum. Bu yazıma Ufuk Koçak Dünya Rekoru’na Gidiyor linkinden ulaşabilirsiniz.

Ülkemiz serbest dalış rekortmenlerinden Şahika Ercümen ile aynı gün dünya rekoru denemesinde bulunan Koçak, tüm destekçilerini güldürdü ve kendi kategorisinde dünya şampiyonu oldu!

Cifte Dunya Rekoru

Foto: Facebook

Kaş’ta Çifte Heyecan

Değişken ağırlıklı paletsiz ip destekli” tüpsüz dalış (okuyunuz: Nedir Bu Serbest Dalış?) kategorisinde 91 metreye inmeyi başaran ODTÜ-SAS sporcusu Şahika Ercümen yeni dünya rekorunun sahibi oldu.

Bir diğer milli sporcumuz olan Derya Can, 3 gün önce aynı kategoride 90 metreye dalarak bir rekora imza atmıştı. Şahika Ercümen, bu rekoru 1 metre daha derine taşımış oldu.

Şahika’dan Gazze Mesajı

Rekor sonrası sevincini ODTÜ-SAS’lı arkadaşlarıyla paylaşan Şahika Ercümen, denizde Türk bayrağı ve “Gazze Nefes Alsın” pankartı açtı.

1985 doğumlu milli sporcu, Derya Can’ın 20 temmuzda yine Antalya’nın Kaş ilçesinde bulunan Hidayet Koyu’nda 90 metreye dalarak elde ettiği rekoru bugün (23 temmuz) yine aynı koyda 1 metre daha derine taşıyarak değişken ağırlıklı paletsiz ip destekli kategorisinin yeni dünya rekortmeni olmuş oldu.

Dünya Su Altı Konfederasyonu (CMAS) gözlemcileri Leven Culas, Higor Orel ve CMAS Serbest Dalış Kurulu Başkanı Levent Ucuzal’ın gözlemlediği bu rekor denemesinde 5 güvenlik dalgıcı da çeşitli derinliklerde Şahika Ercümen‘e eşlik etti.

Asansör eşliğinde 1 dakika 9 saniyede 91 metre derinliğe ulaşan Ercümen’in toplam dalışı 2 dakika 49 saniye sürdü.

Ufuk Koçak’tan Engelleri Aşan Rekor

Türkiye’nin ilk engelli dalış eğitmeni Ufuk Koçak, yoğun antrenman sürecinin ardından aynı gün 22 metreye tüpsüz dalarak kendi kategorisinin şampiyonluğuna ulaştı.

38 yaşındaki Koçak’a bu dalışında Şahika Ercümen de eşlik etti.

yurtgazetesi.com.tr adresinde yer alan habere göre Koçak dalıştan sonra şunları söyledi:

Ben bu rekoru 8 milyon engelliyle birlikte kırdım. Onlara armağan ediyorum. Amacım bir farkındalık yaratmaktı. Bunu da başardım

Ufuk Koçak Dünya Rekoruna Gidiyor

Ufuk Koçak, 38 yaşında. Kocaeli’nde yaşıyor. Bir çoğumuz O’nu “Engel Tanımaz Ufuk” olarak tanıyoruz.

Yakında 20 metreye dalarak bir dünya rekoru kırmayı hedefliyor ve bunun için çok çalışıyor.

Dünya Sualtı Konfederasyonu‘nun (CMAS) ilk kez denenmesine izin verdiği bu rekor, Ufuk ve diğer bir çok insan için bir dünya rekorundan çok daha büyük önem taşıyor.

Ufuk KocakUfuk Koçak Kimdir?

Ufuk Koçak, 1999 Gölcük Depremi’nde enkaz altında kaldı. Hem de üç gün boyunca.

Bu talihsiz kaza sonrasında iki bacağını kaybetti.

Yaşamaktan soğumak yerine, ona sarılmayı tercih etti.

Cesaretliydi ve insanlara istenildiğinde neler yapabileceğini göstermek istedi.

Yaşama sporla bağlandı.

İlk etapta tekerlekli sandalyede tenis ve basketbol oynadı. Sonrasında Değirmendere Sualtı Kulübü ile çalışmaya başladı ve su altına adım attı.

Daha da ilerledi ve Türkiye’nin ilk engelli dalış eğitmeni oldu.

Outdoor sporlara olan ilgisine kaya tırmanışıyla devam etti.

Şimdi Dünya Rekoru Zamanı !!

Bütün yaptıkları ve yaşama heyecanıyla dünyada engellerin olmadığını hepimize gösteren ve bir çok engelliye umut veren Fatih Koçak, şimdi bir rekor çalışması içerisinde.

Karaburun’da, cKc Divers Dalış Merkezi ile çalışmalarını yürüten Koçak, nefesini tutarak 20 metreye inmeyi deneyecek.

Bunun Ötesinde…Ufuk-Kocak2

Ufuk Koçak, sadece bir deniz sevdalısı değil. İnsanların, özellikle engelli insanların ilham kaynağı.

Dünya rekoru bir şeydir, ancak Koçak’ın yaşama tutunması ve bunu dünya ile paylaşmaya çalışması her şeydir.

Ufuk Koçak, kendi internet sitesinde şöyle söylüyor:

“Her şeye rağmen hayat devam ediyorsa YAŞAYACAKSIN…” dedim…
İnsanı insan yapan en büyük değerlerden birisi yaşama saygıdır ve onun hakkını verebilmektir. Unutmamalı ki insan “HAYAT SADECE ONU YAŞAMAYI BİLEN CESUR İNSANLARINDIR.”
Yaşama tabiata ve insana olan saygımla hayatımı iğne oyası gibi yeniden örmeye başladım..

Geçtiğimiz günlerde Ufuk Koçak ile görüştüm.

Kendisi son derece kibar ve mütevazi biri. 

Çok çalışıyor. Ancak bu çalışması bir çok sporcu gibi sadece dünya rekoru adına değil, insanlık ve umut vermek adına çalışıyor.

Biraz lafladıktan sonra Dalalim.com için bir röportaj yapmak konusunda kendisinden söz aldım. 

Bunu en yakın zamanda gerçekleştireceğiz.

Yolun açık olsun Ufuk Koçak…

Ufuk Engel Tanımaz

Karaburun’u Korumayalım Mı?

Melis Alphan, Hürriyet gazetesinde  05.06.2014 tarihli yazısında Karaburun’da bir çoğumuzun bilmediği bir çevre ve kültür saldırısına değindi.

Alphan’ın bu yazısı, 5 Haziran’da, yani Dünya Çevre Günü‘nde yayınlanmış oldu.

Hadi çevremizi koruyalım” başlıkları yerine, ben de bugün sizlere bu haberi aktarmanın daha doğru olacağını düşündüm.

Çünkü bir çoğumuz çevreyi korumak istiyoruz, ancak nereden başlayacağımızı, ne yapacağımızı ya da neye itiraz edeceğimizi bilemiyoruz.

Karaburun Rüzgar Tribünleri

Foto: Radikal.com.tr

Rüzgar Enerjisi & Rüzgar Tribünleri

Çevreye duyarlı olan kişiler, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini bilir.

Ancak her şey bir düzende gitmelidir. Rüzgar tribünleri, doğal hayatı ve kültürü yok etmemelidir.

Yani, kaş yaparken göz çıkarılmamalıdır.

Rüzgar Enerji Santralleri‘nin (RES), planlı olarak kurulması önem teşkil eder.

Ancak Karaburun Yarımadası’nda RESlere verilen onay, yarımadanın %61’ine ulaşmış durumda.

Karaburun için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararlarının sonucu olan bu yüksek oran, Karaburun’un bir çok değerini tahrip edebilecek bir potansiyel oluşturuyor.

Karaburun Yarım Adası’ndaki Değerler

Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Karaburun’un biyolojik ve kültürel yapısının korunması adına hazırladığı teklif raporunda, yarımadanın Özel Çevre Koruma Alanı ilan edilmesi gerektiğini yazmış durumda.

Bütün Bakanlıklar bu görüşe olumlu bakıyorlar. Ancak Enerji Bakanlığı‘nın verdiği olumsuz görüş nedeniyle konu Bakanlar Kurulu‘na ulaşamıyor. Çünkü bu alanda Enerji Bakanlığı’nın RES yatırımı söz konusu.

Karaburun köylüleri, SİT alanlarına ellerini süremezken, bir rüzgar tribünü 400-500 metrekare yer kaplıyor, santraller kuruluyor.

Bölge için önemli bir kültürel ve ekonomik değer olan Karaburun Kıl Keçisi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından “halk elinde ıslah” programına alınmış durumda.

Ancak Karaburun Kıl Keçisi’nin yaşaması için gerekli olan otlaklar ve tarım alanları RESler için tahsil ediliyor.

Alphan, yazısında Foça örneğini vermiş.

Foça’da balıkçılık ve turizm ile yılda 59.5 milyon lira gelir elde ediliyor, ekonomiye katkı sağlanıyor, bölge kalkınıyor. Hem de bu, bölge ekolojisine bir gram zarar verilmeden yapılabiliyor.

Peki Ne Yapılıyor?

Karaburun'da RES

Foto: karaburunaiyibak.org

Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir” kararının iptali için Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV), 30 avukatıyla gönüllü olarak hukuk sürecini başlatmış durumdalar.

Lütfen çevre bilincini sadece ağaç ekmek, sualtı ve sahil temizliği yapmak gibi faaliyetler olarak nitelendirmeyelim.

Bu faaliyetler tabi ki çevre adına yararlı, umut vaat eden faaliyetler.

Ancak büyük resmi görmek için uğraşalım.

Sadece olumlu olarak neler yapabileceğimize değil, olumsuz olan faaliyetleri nasıl önleyebileceğimizi de irdeleyelim.

Bunları gündeme taşımak, çevremize bahsetmek, sessiz kalmamak bir duruştur.

Bireylerden gelen bu duruş, ÇEHAV gibi yapılanmalarla birleştiğinde sıkı bir güç oluşturur.

Bu güç, bir çok şeyi değiştirir.

Kaynak: http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/79/Melis-Alphan/21298/Karaburun-un-korunmasi-onundeki-Bakanlik-engeli

Çeşme’de Acı Olay

Cem Karacaoglu

Foto: Facebook

01 Haziran pazar günü saat 11:00 civarında Çeşme-Ilıca’da arkadaşlarıyla zıpkınla balık avına çıkan Cem Karacaoğlu, yüzeyde şnorkelle yüzüyordu.

Kendisine doğru gelen tekne, Karacaoğlu’nu farketmeyip üzerinden geçti.

Pervanenin çarpmasıyla ağır yaralanan Cem Karacaoğlu, tekne personeli tarafından kıyıya çıkarıldı.

Önce Çeşme Devlet Hastanesi’ne, ardından da Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Karacaoğlu, tüm müdehalelere rağmen kurtarılamadı.

Bir dalış malzemeleri satış mağazasında çalışan ve 32 yaşında olan Cem Karacaoğlu’nun, üç aylık bebeği olduğu öğrenildi.

Teknede yer alan kişiler polis tarafından göz altına alındı, konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.

Başta Karacaoğlu ailesi olmak üzere tüm sualtı camiasının başı sağ olsun.

Haber referans: cumhuriyet.com.tr

Gökhan Türe’yi Kaybettik

Gokhan Ture

Foto: www.evrensel.net

Doğa tutkunu ve Türkiye’de sualtı araştırması konusunda ilklere imza atmış olan Gökhan Türe, 52 yaşında tedavisinin yapıldığı İstanbul GATA’da kansere yenik düştü. Uzun süredir bu hastalıkla mücadele eden Türe’nin cenazesi 12 Mayıs Pazartesi günü memleketi Tekirdağ’da toprağa verilecek.

Gökhan Türe Kimdir?

ODTÜ Sualtı Araştırmaları Topluluğu‘nun fikir babası ve ODTÜ-SAT kurucularından biri olan Gökhan Türe, ülkemizde sualtı araştırmasını görev edinen pek çok dernek ve projenin hayata geçirilmesinde büyük rol oynadı. Bunlar arasında Batık Araştırma Grubu (BAG), Sualtı Arkeolojisi Araştırma Grubu (SAAG), Akdeniz Foku Araştırma Grubu (AFAG), Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) ve Mağara Dalışı ve Araştırmaları Grubu (MADAG) yer alıyor.

Gökhan Türe, sadece sualtı ile değil, doğa ile ilgili tüm konularda aktif roller üstlenmişti. Likya Kuş Gözlem Topluluğu (LİKKUŞ) da Türe’nin parmak izlerini taşıyor.

www.evrensel.net‘in haberine göre, Sualtı Araştırma Derneği (SAD) başkanı Cem Orkun Kıraç, Gökhan Türe için şunları söyledi:

Gökhan bizim için bir ışık kaynağıydı. Türkiye’deki doğa koruma çabalarının öncülüğünü yapanların başında geliyordu. Özellikle 1984-1987 arasında Dalyan’da deniz kaplumbağalarının yaşam alanlarının korunmasına yönelik ilk girişimlerin gizli kahramanıydı. Bu girişimlerin ardından Türkiye caretta carettaların varlığını öğrendi. Dünyada Akdeniz foklarının korunmasına yönelik ilk topluluk yine onun girişimleriyle oluştu. Öngörüleri çok büyük öncülük yaptı .

Ölüm döşeğindeyken bile bana yapacaklarını anlatmıştı. Onun yarattığı farkındalık hepimizin bakışını değiştirdi. Yıllar önce hepimiz zıpkınla balık avlıyorduk. Bir gün avladığımız balıkların fotoğraflarını Gökhan’a gösterirken bana ‘artık bunları bırakalım. Sen avladığın balıkların fotoğrafları yerine dalarak görüntüsünü avladığın balıkların fotoğraflarını göstermelisin’ dedi. Görüntü avcılığı kavramını bulan da oydu. Teknik dalış konusundaki girişimleri bir yana Türkiye’de sualtı konusunda hepimiz bir yana Gökhan bir yanaydı.

Yaptıkları çalışmaların, ileride yapılacak olan çalışmalara ilham kaynağı olmasını diliyor, bu doğa severliğin gelecek nesillere de yansımasında motivasyon kanyağı olmasını umuyorum.

Bizlere doğa bilincini aşıladığın için teşekkürler…

Huzur içinde yat Gökhan Türe.

Hatay’da Balyoz Köpek Balığı Yakalandı

Foto: milliyet.com.tr

Hatay’a bağlı olan Dörtyol ilçesinde balıkçıların ağına takıldıktan sonra ölen Balyoz Köpek Balığı (Cetorhinus maximus) görenleri hayrete düşürdü. 3.5 metre uzunluğundaki bu köpek balığı, Dörtyol’da balıkçılık yapan Mustafa Oktay’ın ağında bulundu. 

Oktay, “Ölü köpek balığını geri denize atma gibi şansları olmadığı için mecbur iskeleye çıkarmak zorunda kaldık. Akdeniz’de ilk defa gördüğümüz bir köpek balığı cinsi görünce çok şaşırdık. Yıllar önce bölgede çok olan köpek balıkları artık Akdeniz’de derin sularda nadiren görülüyor. Ortaya çıkanlar da balıkçı teknelerinin ağlarına takılıyor” dedi.

Yakalanan Balyoz Köpek Balığı (Cetorhinus maximus), sergilendiği günün sonunda parçalanarak talep edenlere dağıtıldı. Köpek balığı etinin kanser hastalarına iyi geldiği düşünülmektedir.

Kaynak: milliyet.com.tr

Balyoz Köpek Balığı hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

CLOSE
CLOSE
Pin It