Dalış Yapmak Tehlikeli Midir?

Tüplü dalışa merak salıp, bu spora başlamak isteyen insanların aklına ilk gelen sorulardan biri “dalış yapmak tehlikeli midir” oluyor. Dalış Yapmak Tehlikeli Midir?

Bunun başlıca sebebi, dalışla ilgili yıllar içinde gazetelerde okunan, televizyonda izlenen haberler. 

Kulaktan dolma bilgiler ve bu sporun karada değil, suda yapılıyor olması da dalışın tehlikeli bir aktivite olduğu düşüncesini destekliyor.

Ne zaman yeni birileriyle tanışsam, bana sordukları sorulardan birkaçı şöyle oluyor: 

  • kaç metreye kadar dalıyorsun?
  • sualtında yaşayan canlılar sana bir şey yapmıyor mu? 
  • Türkiye’de köpekbalığı var mı? 
  • kaç kere vurgun yedin (kesin yeniyor demek ki, orası garanti ama kaç kez yedin…)?

liste uzayıp gidiyor ama genellikle bu dört sorudan en az biri kesin geliyor. 

Bu yazıyı okuyan dalgıç arkadaşlarımın şu anda gülümsediğini tahmin edebiliyorum; bu sorularla karşılaşan tek kişinin ben olmadığımı biliyorum. 

Gördüğünüz gibi, bu soruların tamamı endişe taşıyor ve dalışın tehlikeli olduğu görüşünün gölgesinden çıkan bir düşünceyle yöneltiliyor. 

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, hayatımızın her anı aslında risklerle dolu, hatta bunların birçoğu, dalışta oluşabilecek risklerden çok daha yüksek. 

Örneğin, eğer araba kullanıyorsanız, dalış yapmaktan onlarca kat daha fazla risk altındasınız demektir. Çünkü araba kullanırken kontrolünüz dışında gelişen çok fazla durum mevcut. İyi ve dikkatli bir sürücü olabilirsiniz, emniyet kemerinizi her daim takıyor olabilirsiniz, arabanızın bakımını aksatmıyor da olabilirsiniz. Bunlar, kontrol edebileceğiniz unsurlar. 

Ancak trafiğe çıktığınız andan itibaren yönetemeyeceğiniz, kontrol edemeyeceğiniz çok fazla parametre var. 

Örneğin, karşıdan gelen kamyon sürücüsünün o anda uzun bir yolculuk sonrasında direksiyon başında uyuya kalıp kalmadığını bilemez ve yönetemezsiniz. 

Ya da karşıdan gelen arabadaki sürücünün telefonla konuşuyor olduğu için dalgın olup olmadığını bilemezsiniz. 

Bir trafik kazasında ölme ihtimaliniz 8.000’de 1 iken, DAN‘ın (Diver Alert Network) açıklamasına göre bir alış kazasında (kaza geçirme ihtimali değil, geçirilen kazada ölme ihtimali) 100.000’de 0.48.

Okumaktan hoşlanmayanlardansanız aşağıdaki videoyu izleyin. 


 
Konumuza geri dönelim.

Dalış Yapmanın Riskleri Nelerdir?

Bu sorunun cevabını şöyle verebilirim:

Dalış yapmak, tehlikeli olabilecek bazı riskler taşıyor, evet.

Bu riskleri iki alt başlık altında inceleyebiliriz:

Genel Riskler

Bu tarz riskler, karada da aldığınız riskler.

Dalış merkezinde hazırlanırken ayağınızın kayıp düşmenize yol açması gibi. Tıpkı yüzme havuzunun yanından geçerken (ki bu daha yüksek bir ihtimal) düşme riskiniz gibi.

Karada, normal hayatınızda, evinizde otururken kalp krizi, felç ve benzeri rahatsızlıkların oluşturduğu riskler gibi. Bu riskleri azaltabilmek için, düzenli olarak sağlık kontrolünüzü yaptırmanız gerekiyor. 

Bunu dalışla bağlarsak; tıpkı araba ehliyetiniz gibi, dalış sertifikanızı da sadece bir kez alır, ömür boyu kullanırsınız.

Dalış kursuna başlayabilmeniz için sizden bir doktor raporu istenir. Bu raporu 20 yaşında aldığınızda hiçbir sağlık sorununuz olmayabilir. Dalış kursunuzu tamamladıktan sonra alacağınız sertifika ile hayatınız boyunca dalabileceğinizi düşünürsek, 20 yaş ile 60 yaş arasında ister istemez bir fark olacağını göz ardı etmemeniz gerekir.

Dalış, güç gerektirmese de bazı durumlarda dayanıklılık gerektiren, efor sarf edilen bir spordur ve vücudumuz dalışlarımızda basınca maruz kalır.

Bütün bunları düşündüğümüzde, düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmemiz, sadece dalış için değil, genel olarak sağlığımız için faydalıdır ve hatta zorunludur.

Dalış Ait Riskler

Dalış yaptığımı söylediğimde yukarıda bahsettiğim soruları soran arkadaşlarımın düşüncelerinin aksine, dalışın içerdiği riskler daha teknik konuların birer sonucudur.

Bu riskler, basınç değişiminden kaynaklanan durumların birer sonucudur.

Dekompresyon hastalığı (vurgun), azot narkozu (derinlik sarhoşluğu) ve akciğer genleşme yaralanmaları örnek olarak gösterilebilir.

Bunlar, her dalışta başımıza gelen durumlar değildir. 

Başlıca sebepleri panik, ekipmanın doğru çalışmaması ve bilgi eksikliğidir.

Üç sebep de aldığınız dalış eğitiminizle alakalıdır. 

İyi bir dalış eğitimi aldığınızda ve bilgi birikiminizi artırdığınızda suda rahatlar, panik yapmazsınız. Ekipman kontrolünün önemini ve nasıl yapılacağını öğrenirsiniz, ekipmanla ilgili riskleri minimize eder, orta çıkması halinde, sizin ve dalış arkadaşınızın ekipman hatası durumunu nasıl yönetebileceğinizi öğrenirsiniz.

Özetle dalış ile ilgili istenmeyen durumlar, iyi bir eğitim (sadece suda iyi olmanız değil, teorik bilginizin de iyi olmasından bahsediyorum), iyi bir ekipman (zamanla kendi ekipmanınıza sahip olmanız hem dalış güvenliğiniz hem de rahatlığınız için büyük önem taşı), dalış kurallarına uyulması ve kişisel limitlerin (sertifikanız yeterli olsa dahi kendinizi yoracağını düşündüğünüz dalışları yapmamak gibi) bilinmesi, dalış yapmanın risklerini minimize eder.

Okumanızı tavsiye ederim: Dalış Kazaları Gerçekten Kaza mı?

Güvenilir Marka Uğur Soğutma

Bir markanın güvenilir olduğunu nasıl anlarsınız? Elbette bağımsız ve saygın test kuruluşlarının raporlarını takip ederek. Reklamlar ve promosyonlara aldanmayın, bir markanın ne kadar güvenilir olduğu ve müşteri memnuniyetini ne denli önemsediği, ancak sahip olduğu sertifikalar sayesinde anlaşılabiliyor. Bu bakımdan, Almanya merkezli GC Mark, Avrupa’nın en saygın denetleme ve sertifikalandırma firmalarından biri sayılıyor. Firmaların hammadde işlemesinden üretimine, paketlemesinden satışa sunulmasına dek pek çok farklı unsurunu uluslararası standartlara göre denetleyip değerlendiren bağımsız bir kuruluş olan GC Mark, dünyanın en saygın ve prestijli sertifikalarını veriyor. GC Mark sertifikasına sahip olan bir şirketin ISO 9001, IS0 10001, 2, 3, 4 standartlarına uygun üretim ve kalite kontrolü yaptığına, sürekli olarak gelişime açık bir üretim ve yönetim yapısına sahip olduğuna emin olabilirsiniz.

Dünyada sayılı şirketin sahip olduğu GC Mark Verified Customer Satisfaction (Kanıtlanmış Müşteri Memnuniyeti) sertifikasına sahip olan tek Türk şirketi, hâlihazırda sektörde 60 yılı aşkın bir deneyime sahip olan Uğur Soğutma. Müşteri memnuniyetine verdiği önemi Avrupa’nın en büyük bağımsız denetim kuruluşlarından biri olan GC Mark Verified Curstomer Satisfaction denetimini başarıyla tamamlayarak elde ettiği sertifikayla global düzeyde ispat eden Uğur Soğutma, böylelikle ürünlerinin kalitesi kadar tüketici deneyimine verdiği önemi de bir kez daha göstermiş oluyor. İki yıl boyunca Türkiye’de aynı sektördeki başka hiçbir markanın alamayacağı bu sertifika, Uğur Soğutma’nın müşterilerine vermiş olduğu değer ve önemi mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Uğur Soğutma, ürünlerinde GC Mark sertifikası amblemini kullanma hakkını da elde etmiş oluyor.

Diğer bir deyişle, Uğur Soğutma ürünlerinin kalitesi, global düzeyde bir kez daha tasdik edilmiş oluyor. Uğur Soğutma’nın çevrimiçi mağazasından ve bayilerinden satın aldığınız ürünlerden memnun kalacağınıza emin olabilirsiniz: Hem Uğur Soğutma, hem de GC Mark bunu garanti ediyor!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Dalıcı Mı Yoksa Dalgıç Mı?

Son zamanlarda dikkatimi çeken ve dalışa yeni başlayan arkadaşlara yanlış öğretilmesi sebebiyle hızla yayılan bir hata var.

Dalış Yapan İnsanlara Ne Denir?Dalış yapan insanlara ne deniyor?

-Dalıcı?

-Dalgıç? 

Sizce hangisi? 

Yıllardır, özel donanımla (scuba) sualtında gezen insanlara “dalgıç” deniyordu. 

Ta ki Türkiye Sualtı Sporlar Federasyonu bir gün “dalıcı” sıfatını bazı belgelerinde yayınlayana kadar. 

Dikkat ederseniz, “sıfat” dedim. 

Çünkü “dalıcı” bir sıfattır. Dalış yapma yeteneğine sahip hayvan demektir.  [Devamını oku…]

2017 Yazında Yapılması Gereken 5 Dalış

Kış bitti, bahar geldi, izinleri ayarlayalım, nereye gidelim, uçak mı, otobüs mü, sıcak mı, serin mi derken zaman çabucak geçti ve yepyeni bir yaz önümüzde bizi bekliyor. Bir dalgıç olarak henüz sıcak yaz günleri için bir dalış takvimi oluşturmadıysanız, Dalalim.com olarak size bir kaç tavsiyemiz var. Bu tavsiyeler, birebir olarak denenmiş ve maksimum seviyede keyif alınmış dalış noktaları ve dalış merkezleri baz alınarak sizler için oluşturuldu.

Eğer siz de 2017 yılının yaz aylarını fırsat bulduğunuz zamanlarda dalış yaparak geçirmek istiyorsanız, aşağıdaki listeye mutlaka göz atın. 

İşte 2017 yazında muhakkak yapılması gereken 5 dalış…  [Devamını oku…]

Şahika Ercümen Kimdir?

Şahika Ercümen, Çanakkale’’de dünyaya geldi. Şahika, Çanakkale’’de doğduğu için çok şanslı olmalıydı. Çünkü Şahika’nın Çanakkale’de yaşaması, onun hayatını değiştirecek, ona rekorlar kırdıracak ve onu çok önemli bir hastalıktan kurtaracak olan sualtı dalış sporununa başlamasına olanak sağladı.

 

Şahika Ercümen kimdir” sorusu, özellikle son yıllarda genç serbest dalgıçlar ve bu spora başlamak isteyenlerin internette en çok arama yaptığı sorgular arasında yer alıyor. Bunun sebebi, Şahika Ercümen’in serbest dalış konusunda kendisini ispat etmiş bir rol model olması. Ancak “Şahika Ercümen kimdir” sorusunun tek yanıtı bu değil.

İşte bilmediğiniz yönleriyle Şahika Ercümen. [Devamını oku…]

Yeşil ve Sarı Dalış: Sakaryabaşı

Cep telefonumun alarmı çılgınca çalıyor.

Saat sabahın 3’ü… 

Hafta içi olduğu gibi küfrederek uyanmıyorum ama… Hem de saat 3’te! İşin içinde dalış var tabi …

Usulce kalkıp giyiniyorum. İzmir’de serin diyebileceğim bir hava var. Gecenin karanlığı, henüz teslim olmamış aydınlığa tabi.

Giyiniyorum, önce sırt çantamı, ardından da ekipman çantamı alıp kapıyı çekiyorum. 


Saat 03:45

İzmir’den Kemalpaşa yönünde ayrılıyorum. 

Yanımda arkadaşlarım var ama kimse uyanamamış henüz, uykuya kaldığı yerden devam ediyorlar. 

Kırkkız Dalış Noktası - Dalış Öncesi

Daha önce Eskişehir tarafına gitmemiş olanlar için müjde! Yollar gayet geniş ve açık. 

450 kilometrelik yolun yarısından fazlasını geçtiğimizde, kahve içip yeni güne merhaba diyebilmek için adı malum kahveci zincirinden birinde duruyor ve kahvelerimizi yudumluyoruz. 

Artık yol arkadaşlarımın da gözleri açılmaya başlıyor… 

Eskişehir- Sakaryabaşı arası 65 km. 

2 saat daha yol yaptıktan sonra, açıyoruz navigasyonu, buluyoruz Sakaryabaşı’nı… 

İlk İzlenim

Yeşil ve sarı her yer… 

Göl desen değil, nehir desen değil” bir yer karşılıyor sizi. 

Suyun üzerinde, buhar var. Sonradan öğreniyoruz ki, su hep 20 derece, isterse dışarısı 10 derece olsun, isterse kar yağsın. Buharın sebebi bu… 

Sakaryabaşı Genel Görünüm

Etrafta balık, köfte vs. pişirip satan ufak tefek lokantalar ve kafeler var. Salaş yerlerin uyandırdığı samimiyet duygusuyla kaplanıyor içiniz.

Ördekler su üzerinde yüzüyor, ufak tefek şelaleler akıyor her yerde. 

Cennet gibi. 

Burada dalışın güzel olacağı kestirilebiliyor.


Saat 08:00

Çifteler Dalış Kulübü‘nden Faruk Özen çıkageliyor. Güler yüzüyle selamlıyor bizi. 

Sakaryabaşı Dalış HazırlığıDalış merkezi kapıları açılıyor, başlanıyor ekipman hazırlığına. Scubalar kuruluyor, paletler, maskeler bagajlardan alınıyor…

Necmi abi geliyor o esnada, Çifteler Dalış Kulübü‘nün dalışta asistan eğitmeni (aynı zamanda kano eğitmeni). Aynı samimiyet ve güler yüzle karşılıyor bizi. 

Ekip harika. Ne olursa olsun, soğuk, kış, yağmur, çamur, kar… Her zaman güler yüzle işini yapan, etrafa pozitif enerji yayan insanlar vardır ya hani! İşte o insanlardan birkaç tanesi Çifteler Dalış Kulübü‘ne gönderilmiş.

Sakaryabaşı Nerede?

Sakaryabaşı, Eskişehir’in Çifteler ilçesinde yer alıyor. Ülkemizin üçüncü büyük nehri olan Sakarya’nın kaynağı. 

Yani Sakarya nehri, Çifteler’den doğuyor, yaklaşık 800 kilometre yol yaptıktan sonra da Karadeniz’e dökülüyor. 

Sakaryabaşı Büyük Havuz

Dünyada dağdan değil, yer altından doğan tek kaynak olan Sakaryabaşı, dalış turizmi için çok büyük bir potansiyele sahip.


Bölgede 4 adet dalış noktası var: 

Kırkkız, Karaburgu, Büyük ve Küçük Havuz (Gökgöz)

Biz, dalışımıza Kırkkız ile başlıyoruz. 

Kırkkız, diğer dalış noktalarından biraz uzakta ve bir gölü andırıyor. Büyük havuza mesafesi yaklaşık 600 metre. 

Yüzeyi tamamen yosunla kaplı. Öyle ki, bölgeyi bilmeyen biri akşamüzeri yürüyüşünde rahatlıkla bu alanın içine düşebilir. 

Kırkkız Dalış Noktası

Kırkkız’ın hikayesi biraz buruk…

Rivayet der ki … Vakt-i zamanında 40 kadın aynı anda bu gölde boğularak ölmüş ve bu göl, onların anısına bu ismi almış… 

Noktanın adı, gerçekten ölen 40 kadından gelse de işin aslı bu değil. 

Kırkız’dan baktığınızda görebileceğiniz bir dağ var. 

Savaş zamanında, düşman askerleri civardaki kadınları alıp o dağda tecavüz edip, öldürüyor. 

Bu olayın unutulmaması için de bu göle Kırkkız adı veriliyor… 

Faruk Hoca bunu anlattığında gözlerimiz doluyor. 

Büyük Havuz’dan, Kırkkız’a 600 metrelik mesafeyi yürüyerek gidiyorsunuz. 

Ama merak etmeyin, ekipman konusunda Necmi abi Hızır gibi yetişiyor yardımınıza. 

Çünkü ekipman, kamyonete yükleniyor ve sizden önce dalış noktasına ulaşıyor… 

Ekipmanınızı kuşandıktan sonra Kırkız’ın hemen yanındaki bir noktadan kendinizi arkaya doğru bırakıp, sırtüstü suya düşüyorsunuz. Suya giriş, bu şekilde… 

Derinlik en fazla 5 metre… Kırkkız Dalış Noktası - Sualtı Bitkileri

Dalış ortalaması 3 metrede geçiyor. 

Noktanın dibi oldukça yumuşak kumdan oluşuyor. Yüzeydeki yosunlar, güneş ışıklarının belli aralıklardan geçmesine izin veriyor sadece. 

Bu sayede ışık huzmeleri oluşuyor her yerde. 

Suyun altı, bahçe gibi. Yemyeşil bitkiler var. Bir de sazanlar ve tatlı su yengeçleri… 

Ufak ufak kaynaklardan su fışkırıyor, bazı kaynaklardan çakıllar saçılıyor etrafa. 

Tatlı suyun kaldırma kuvvetinin azlığı, daha az ağırlık almanızı sağlıyor, dudaklarınız deniz dalışlarındaki gibi tuzdan kavrulmuyor… 

Kırkkız Dalış Noktasında DalışHer şey rahat, kafanız rahat… Sadece etrafı izleyip, yeşil ve sarı tonlarının tadını çıkarıyorsunuz. 

Bahçelerin üzerinde uçtuğunuz bir rüyadasınız sanki… 

Yarım saatlik dalıştan sonra, yüzeye geliyoruz. 

Kimse konuşmuyor, herkesin ağzı açık, az önce neler olduğunu anlamaya çalışıyor… 

Aynı mesafeyi geri yürüyüp, hiç tüplerimizi değiştirmeden (en derin nokta 5 metre olduğu için, ben 60 bar hava harcadım ilk dalışta) ikinci dalış noktamıza doğru yürüyoruz. 


Dalış noktamızın adı Karaburgu… 

Benim Sakaryabaşı’ndaki kişisel favorim işte tam da burası. 

Sazlıkların arasında yaklaşık 300 metre yürüyorsunuz… Karaburgu Dalış Noktası - Yüzey

Sırtınızda scuba, su seviyesi en fazla dizinizde. 

Yürüyüş bittikten sonra, derinliği 3-4 metre olan doğal bir havuz karşılıyor sizi. 

Bu havuzu, evinizin girişi olarak düşünün. Oradan iki farklı koridorla başka iki noktaya ulaşıyorsunuz. 

Ancak öncelikle bu doğal havuzda dalmak için scubamızı giyiyoruz. 

Aşağıda iki tane kaynak var. Çok ciddi bir dik akıntıyla sizi kendisinden uzaklaştırmaya çalışan iki kaynak… 

Saniyede 6 ton su çıkıyor bu kaynaklardan. Sakarya, doğuyor… 

Karaburgu Dalış Noktası - SualtıKaynaklara indiğinizde, orada durup bu özel ana tanıklık edebilmek için kayalıklara tutunuyorsunuz. Öyle ki, maskeniz yüzünüzden çıkacak gibi oluyor, içine belli bir miktar su alıyor. 

Sadece su fışkırmıyor bu doğal kuyulardan, aynı zamanda yerin altından mozaik taşlar kaynıyor… 

O kadar tazyikle geliyor ki, bu küçük taşlar sıkı sıkı giydiğiniz, içine zor sığdığınız dalış elbisenizin içine bile giriyor! Bunu, dalıştan sonra otelinizde duş alırken daha rahat anlıyorsunuz :)


Bu kaynaklara dalışınızdan sonra, az önce bahsettiğim kanallardan diğer noktalara ulaşabiliyorsunuz. Ancak bu kanallar o kadar sığ ki, scubanızı bırakıp, sadece elbise, maske ve paletlerinizle gidiyorsunuz. Şnorkelinizi de özellikle bu noktada sakın unutmayın. 

Bu kanallardan birinin sonunda, harika görünen bir ağaç kökü var. Karaburgu Dalış Noktası - Yeşil

Suyun altında kalan bu köklerin üzeri, çok estetik küçük yosunlarla (akvaryumcular bilir, Java moss) kaplanmış durumda. 

Diğer kanalın sonunda ise, şanslıysanız içinde büyük sazanlar görebileceğiniz bir sazlık karşılıyor sizi. 

Sualtı, bir akvaryumdan çok daha berrak. Görüş, hayatımda yaptığım 4000’in üzerindeki dalışımda hiç görmediğim kadar sınırsız. 

Arada bir regülatörünüzü çıkarıp, su içiyorsunuz! Bunu mutlaka denemelisiniz.

Büyüleneceğiniz bir nokta…


Üçüncü dalış noktası, Küçük Havuz (Gökgöz)…

Bir balık lokantasının hemen önü. 

Siz yüzeyde ekipmanınızın son kontrollerini yaparken, orada balık yiyen insanlar size meraklı gözlerle bakıyorlar … 

Bu dalış noktası, “yahu küçücük yer, ne olur burada?!” deyip, 2 saat kalabileceğiniz bir yer. 

Hele bir sualtı fotoğrafçısı iseniz, burada 2 tüp bile bitirebilirsiniz. 

Sakaryabaşı Yeraltı Kaynağı7-8 metre çapında olan bu havuzun derinliği 4 metre. 

Ancak aşağıda görüş, Karaburgu’da olduğu gibi muazzam. 

Her yer cam gibi. 

Tatlı su yengeçleri, çöpçü balıkları, salyangozlar, yeşilin her tonunda sualtı bitkileri (benim gibi bitki akvaryumu olan insanların kafayı yiyebileceği bir yer :) ve endemik karidesler… 

Her yerdeler! 

Elinizi bir kayanın üzerinde 10 saniye tutuyorsunuz, çöpçü balıkları gelip elinizi gıdıklamaya Sakaryabaşı - Küçük Havuz Dalış Noktasıbaşlıyorlar… Aslında yaptıkları şey bir nevi temizlik. Elinizin üzerinde, sizin çıplak gözle göremediğiniz mikro-organizmaları yiyorlar sizin için… 

Karidesler geziniyor etrafta, el kadar bir yengeç size kıskaçlarıyla el sallıyor. 

Onlarca salyangoz, size merhaba dercesine önünüzden geçiyor… 

Bu küçücük havuzun içinde, tam 40 dakikalık bir dalış yapıyoruz… Siz düşünün. 


Günün son dalışı, büyük havuza. 

Ancak görüş, bu noktada diğerlerine göre oldukça düşük. 

Sakaryabaşı - Büyük Havuz PencereKüçük havuzla bağlantılı olduğu için aynı türler burada da var. 

Bir de çok büyük sazanlar dolaşıyor etrafınızda… 

Arada bir yüzeyde hareketlenmeler oluyor, sonrasında bu hareketlenmenin ördeklerin perdeli ayaklarından olduğunu anlayıp gülümsüyorsunuz… 

Bu noktadaki görüş noksanlığından ve günün yorgunluğundan dolayı, 20 dakikalık dip zamanı sonrası dalışımızı bitiriyoruz. 

Hepimizin suratında gülümseme var… 

Dalış sonrası ekipman temizliği yok … Zaten tatlı sudan çıkmış oluyorsunuz. Böyle bir ihtiyaç yok. 

Tatlı su dalışı olduğu için, deniz dalışlarına göre çok daha az ağırlık kullanıyorsunuz. 

Örneğin ben, deniz dalışlarımda 4 kilogram ağırlık kullanıyorum, Sakaryabaşı’nda ise 1 kilogram ile dalışlarımı gerçekleştirdim. 

Yani denizde yaptığınız dalışlarınızdaki ekipmanın aynısını kullandığınızı düşünürsek, 2-3 kilogram daha az ağırlık ile rahatlıkla batabiliyorsunuz…

Sakaryabaşı’nda yaptığımız dalışları özetleyen aşağıdaki video için Can Cindemir’e teşekkür ederim. Videoda beni bulmanız kolay; keli takip edin :))
 


 
Bizim yaptığımız gibi, biraz hızlı davranarak bir gün içinde tüm dalış noktalarına rahat rahat dalışlarınızı gerçekleştirebilirsiniz. 

Bundan sonra yapılacak şey kendinizi Eskişehir’e atıp, güzel bir şehir turu ve tabi ki tatar böreği!  

Sakaryabaşı’nda dalış yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum…

 

Dalış “Kazaları” Gerçekten “Kaza” Mı?

Dahab - Blue Hole'de DalışDalış hastalıkları, dalış kazaları, vurgun, dekompresyon, azot narkozu, derinlik sarhoşluğu ve buna benzer bir çok negatif kavramla zaman zaman karşılaşıyoruz.

Dalışla alakası olmayan kimseler televizyonu açtığında, gazete sayfalarını çevirdiğinde “dalgıç sualtında vurgun yedi” haberleriyle karşılaşıyor. Zaten bir dalgıç herhangi bir sebeple kaza geçirdiğinde, ülkemiz basınında sadece “vurgun” olarak geçiyor.

75 yaşında bir dalgıç, bundan yıllar önce Marmaris’te dalışa giriyor, güzel bir dalış geçiriyor, güvenlik beklemesini yaptığı sırada kalp krizi geçiriyor ve hayatını kaybediyor. Otopsi raporu, bu ölümün dalışla hiç bir alakası olmadığını, aynı kişi o anda kaldırımda yürüseydi de bunun başına gelebileceğini söylese de basında yine “vurgun” olarak geçiyor.

Peki, bizler ne yapıyoruz? Dalış profesyonelleri? [Devamını oku…]

Şebnem Sarvazlar: Metal Deniz Kızı

Bundan iki yıl önce, İngilizce blogum divewithseaman.com‘da Sex Underwater diye bir yazı yazmıştım. Amacım bazı “sazanları” bu yazıya çekmekti.

Çünkü aslında bu bir oyundu. İngilizce’de “sex“, birden fazla anlama geliyor. Bunlardan birini zaten doğmuş olduğumuza göre hepimiz biliyoruz.

Diğer anlamı ise “cinsiyet

Aslında bu yazımda, dünya genelindeki dalgıçların kadın-erkek oranını ele almış, nedenlerini sorgulamıştım.

Japonya dışındaki her ülkede, erkek dalgıç sayısı açık ara önde.

Bizim ülkemiz de bunu kanıtlar nitelikte.


 

Hal böyle iken, şahsen ben, bir dalış teknesinde kadın dalgıçların var olduğunu ve özellikle iyi birer dalgıç/su altı fotoğrafçısı/su altı videocusu vb. olduklarını gördüğümde çok seviniyorum.  [Devamını oku…]

Kızıldeniz Dalış Günlüğü 4

Heyecanlı bir güne uyanıyoruz.

Hava, her zamanki gibi güneşli.

Gün, erken doğuyor bu topraklarda.

Hızlı bir kahvaltı sonrası bu kez tekneye doğru değil, minibüslerimize doğru yürüyoruz.

Çünkü bugün, Sharm El Sheikh’den ayrılıp, Dahab’a gidiyoruz.

Ünlü Blue Hole’de dalış yapmaya… [Devamını oku…]

Kızıldeniz Dalış Günlüğü 3

Bir önceki gün Ras Bob ve Middle Garden‘da yaptığımız dalışların tadı damağımızda.

Türkiye-Mısır yolculuğu ve uykusuzluktan kaynaklanan yorgunluğu üstümüzden atmış durumdayız.

Maceramızın ikinci günü ve bizi yepyeni Kızıldeniz dalışları bekliyor.

Bu sefer sabah 07:00’de uyanıp, hemen kahvaltıya iniyoruz.

Bir önceki sabah, sadece 1-1.5 saatlik uykuyla kahvaltıyı ayak üstü yapmak zorunda kalmış ve gün içinde bundan çok çekmiştik.

Yemek salonuna inip, güzel bir kahvaltı yaptık.

Ufak bir öneri: Kızıldeniz’de havanın çoğu zaman rüzgarlı, denizin de bu sebeple dalgalı olduğundan bahsetmiştim. Bu nedenle kahvaltınızı olabildiğince hafif tutmanızı öneririm.

Saat 08:00’de Camel Dive Center’ın önündeyiz. [Devamını oku…]

CLOSE
CLOSE
Pin It