Bravo SeaWorld: Tilikum da Ölüyor!

Son yıllarda yunus parkları gibi yerlere gidenleri kınamaya başladık, doğrudur. Gerek dalalim.com olarak, gerek Murat Demirağ olarak yunus parklarına gidilmesini sadece yanlış bulmuyor, aynı zamanda bir insanlık ayıbı olarak görüyorum.

Peki, çocuğumuzu, eşimizi, dostumuzu alıp yunus parkı gibi “masum” bir mekana gitmek neden yanlış oluyor, hatta bir de üzerine suç oluyor?

Aslında hikaye, buradan binlerce kilometre ötede başlıyor.

Japonya, Taiji…

Yunusların Cehennemi

Taiji'de Yunus Katliamı

Taiji’de Yunus Katliamı

Burada yunuslar ağlar, tahtalar, sopalar yardımıyla bir koya toplanıyor.

Tiji’nin kana bulanan bu koyunda, “gösteri işine yaramayan” erkek ya da yaşlı yunuslar etleri için öldürülüyor. Öldürülme derken, bilimum işkenceyle. Demirlerle kafalarına vurularak, şanslılarsa 5-10 paslı kanca darbesiyle.

Geç gelen ölüm, acı içinde, genellikle kanamadan kaynaklanıyor. Çığlıklar, koyun etrafındaki kayalıklara çarpıp, yankı olarak geri dönüyor. O anda Avrupa ve Amerika’da, yunus parklarında dondurmalarını yalayıp, yunuslara gülerek bakan insanlara ulaşamıyor.

The Cove’u izlemişsinizdir.

Bütün bu furya, aslında Flipper ile hayatımıza girdi. Çok masum görünüyordu her şey. Flipper yüzeye çıkıp insanları selamlıyor, onlara hadi gelin denizde sarmaş dolaş olalım diye çıklıkla sesleniyor, her şey mükemmel, herkes çok mutlu.

Set kapanıyor, ışık kapanıyor.

 

O dönem Flipper dizisindeki yunusların eğitiminden sorumlu olan Ric O’Barry, The Cove’da şunları söylüyor:

Beni etkileyen ve değişmemi sağlayan şey, Katy’nin (Flipper karakterini oynayan birkaç şişe burunlu yunustan biri) ölümüydü. O kadar stresliydi ki, kendi hayatını sonlandırmaya karar vermişti. Yunuslarda nefes almak bizdeki gibi bir refleks değildir, istemli gerçekleşir. Katy, bir gün kollarımdayken bana baktı, gözlerimin içine. Sonra hava deliğini kapattı, suya daldı, tankın dibine doğru süzüldü ve orada kaldı. Ölmüştü. Bu olaydan sonra, hayatımı tutsak halde yaşayan yunusları serbest bırakmaya çalışmaya adadım

Konu şu ki, gerek yunuslar, gerek orkalar, ya da diğer tüm aqua parklarda yaşamaya zorlanan su canlıları, mutlu değiller.

Çok dar havuzlarda, sığ sularda, yalnız yaşamaya zorlanıyorlar.

Numara yapıp, bilet satın almış olan insanları eğlendirmeleri gerekiyor, çünkü ticaret bunu gerektiriyor.

Kolay eğitilebilmeleri için uyuşturucu kullanılıyor, bazen de şiddet.

Bunun sonucunda, strese giren hayvanlar eğitmenlerini öldürüyor, kavga ediyor, hırçınlaşıyorlar.

Bunlar olunca uyuşturucu dozu artıyor, şiddet artıyor…

Bu hayvanların Taiji’den başlayan hikayeleri, onlarca yıl boyunca kafeste harap ediliyor.

Parklarda doğum yapan yunusların bebekleri, bu nedenle ölü doğuyor.

Tilikum, SeaWorld’de Tanınan Orkalardan Biri

Henüz iki yaşındayken, 1983’te İzlanda açıklarında yakalanmış. O zamandan beri tutsak ve yalnız.

24 yıldır da Florida’daki SeaWorld’de.

2010 yılında, kendisine yapılan zulme dayanamayan Tilikum, öfkeden çıldırıyor, ancak izleyenler her şeyden habersiz onu alkışlamaya devam ediyordu. Bu hayvancağız, uyuşturucu, şiddet ve esaretten oldukça hırçınlaşmış, birilerinin onu anlamasını istiyordu.

Beklediğim şey (maalesef), 24 Şubat 2010’da oldu.

Gösteri sırasında, eğitmeni Dawn Brancheau’yu havuzun dibine çekti ve vahşi bir şekilde öldürdü. İzleyenlerin gözü önünde.

Bu ölümü gizleyememişlerdi. Gizleyememişlerdi dedim, çünkü aslında Dawn olayı, Tilikum’un üçüncü vakasıydı.

İlk iki ölüm, sorgulanmaması adına gizli tutulmuştu. Yoksa Tilikum’un neden bu kadar çıldırdığı araştırılacak, belki de park kapatılacak, kanlı ticaret zora girecekti.

Başınızı çok ağrıtmayayım, ama Tilikum’un hayatı başlı başına bir olay ve yunus parklarının ne derece hayvan düşmanı olduğunun birebir kanıtı.

İzlememiş olanlar için BlackFish filmini hemen şu anda izlemeye başlamalarını şiddetle tavsiye ediyorum. BlackFish, direkt olarak Tilikum’un hayatını anlatıyor.

Black Fish’in yönetmeni Gabriela Cowperthwaite;

BlackFish’in konusu Tilikum’un hayatıydı. Ancak filmi çekmeye başladığımda, onun için çok endişeliydim. Tilikum’la ilgili kabuslar görüyordum” diyor.

Ve sonunda Orlando SeaWorld’den beklediğim açıklama geldi.

Sözde çok üzgün bir veteriner kameraların karşısında geçti ve Tilikum’un progresif ve kronik bir hastalığı olduğunu açıkladı. Bu hastalık, ilaça karşı dirençli, bakteriyel akciğer enfeksiyonu imiş.

Malesef Tilikum’un bu hastalığına bir çare bulamadık” dedi bu duygusal veterinerimiz.

Aslında bu, SeaWorld’ün dünyaya “Tilikum ölecek, hazır olun, çok gürültü yapmayın, arıza çıkarmayın” demesiydi.

Hastalığın muhtemelen stresten kaynaklandığı öğrenilirse kim bilir ne cezalar ödenir, park kim bilir kaç gün kapatılabilirdi? Ya insanlar ayaklanır da gelmeyi bırakırlarsa? Gösterilere kimse para ödemek istemezse?

Artık nedenleri biliyorsunuz.

Siz bu parklara gitmezseniz, Taiji’de bu kıyım olmaz, yavru yunuslar, orkalar annelerinden ayrılmaz, tutsak bir yaşam sürmez.

Bu, bizlere bağlı.

Yunus parklarına gitmeyin.

Bu kanlı ticaretin devam etmesini sağlayan bir zincir halkası da siz olmayın.

Bravo SeaWorld! Tilikum’u da öldürdün!

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It