Şahika Ercümen Kimdir?

Şahika Ercümen, Çanakkale’’de dünyaya geldi. Şahika, Çanakkale’’de doğduğu için çok şanslı olmalıydı. Çünkü Şahika’nın Çanakkale’de yaşaması, onun hayatını değiştirecek, ona rekorlar kırdıracak ve onu çok önemli bir hastalıktan kurtaracak olan sualtı dalış sporununa başlamasına olanak sağladı.

 

Şahika Ercümen kimdir” sorusu, özellikle son yıllarda genç serbest dalgıçlar ve bu spora başlamak isteyenlerin internette en çok arama yaptığı sorgular arasında yer alıyor. Bunun sebebi, Şahika Ercümen’in serbest dalış konusunda kendisini ispat etmiş bir rol model olması. Ancak “Şahika Ercümen kimdir” sorusunun tek yanıtı bu değil.

İşte bilmediğiniz yönleriyle Şahika Ercümen. [Devamını oku…]

Van Gölü’nde Batık Rus Gemisi Bulundu

Bir yılı aşkın süredir Van Gölü’nün derinliklerinde hummalı bir çalışma vardı ve bu çalışma sonunda amacına ulaştı. 

Van Gölü’nün derinliklerinde, 1915 yılında Ruslar tarafından tasarlanıp, üretilmiş olan Rus Şilebinin, yük ve askeri mühimmat taşımacılığında kullanıldığı belirlendi.

Foto: hurriyet.com.tr

Hürriyet Gazetesi’nin 12 Ocak tarihli haberine göre, tüm sualtı camiasının yakından tanıdığı Sualtı Görüntü Yönetmeni Tahsin Ceylan, VANSAD (Van Gölü Sualtı Araştırmaları Derneği) Başkanı Sn. Mustafa Akkuş ve altı kişilik ekip ile gerçekleştirilen bu çalışma sonucunda, Bitlis’in Reşadiye bölgesi, Çanakdüzü mevkisinde, 40 metrelik Rus yapımı batık, yıllar sonra tekrar insanların karşısına çıktı.  [Devamını oku…]

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

haydar-colakoglu-teb

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık – 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Yeşil ve Sarı Dalış: Sakaryabaşı

Cep telefonumun alarmı çılgınca çalıyor.

Saat sabahın 3’ü… 

Hafta içi olduğu gibi küfrederek uyanmıyorum ama… Hem de saat 3’te! İşin içinde dalış var tabi …

Usulce kalkıp giyiniyorum. İzmir’de serin diyebileceğim bir hava var. Gecenin karanlığı, henüz teslim olmamış aydınlığa tabi.

Giyiniyorum, önce sırt çantamı, ardından da ekipman çantamı alıp kapıyı çekiyorum. 


Saat 03:45

İzmir’den Kemalpaşa yönünde ayrılıyorum. 

Yanımda arkadaşlarım var ama kimse uyanamamış henüz, uykuya kaldığı yerden devam ediyorlar. 

Kırkkız Dalış Noktası - Dalış Öncesi

Daha önce Eskişehir tarafına gitmemiş olanlar için müjde! Yollar gayet geniş ve açık. 

450 kilometrelik yolun yarısından fazlasını geçtiğimizde, kahve içip yeni güne merhaba diyebilmek için adı malum kahveci zincirinden birinde duruyor ve kahvelerimizi yudumluyoruz. 

Artık yol arkadaşlarımın da gözleri açılmaya başlıyor… 

Eskişehir- Sakaryabaşı arası 65 km. 

2 saat daha yol yaptıktan sonra, açıyoruz navigasyonu, buluyoruz Sakaryabaşı’nı… 

İlk İzlenim

Yeşil ve sarı her yer… 

Göl desen değil, nehir desen değil” bir yer karşılıyor sizi. 

Suyun üzerinde, buhar var. Sonradan öğreniyoruz ki, su hep 20 derece, isterse dışarısı 10 derece olsun, isterse kar yağsın. Buharın sebebi bu… 

Sakaryabaşı Genel Görünüm

Etrafta balık, köfte vs. pişirip satan ufak tefek lokantalar ve kafeler var. Salaş yerlerin uyandırdığı samimiyet duygusuyla kaplanıyor içiniz.

Ördekler su üzerinde yüzüyor, ufak tefek şelaleler akıyor her yerde. 

Cennet gibi. 

Burada dalışın güzel olacağı kestirilebiliyor.


Saat 08:00

Çifteler Dalış Kulübü‘nden Faruk Özen çıkageliyor. Güler yüzüyle selamlıyor bizi. 

Sakaryabaşı Dalış HazırlığıDalış merkezi kapıları açılıyor, başlanıyor ekipman hazırlığına. Scubalar kuruluyor, paletler, maskeler bagajlardan alınıyor…

Necmi abi geliyor o esnada, Çifteler Dalış Kulübü‘nün dalışta asistan eğitmeni (aynı zamanda kano eğitmeni). Aynı samimiyet ve güler yüzle karşılıyor bizi. 

Ekip harika. Ne olursa olsun, soğuk, kış, yağmur, çamur, kar… Her zaman güler yüzle işini yapan, etrafa pozitif enerji yayan insanlar vardır ya hani! İşte o insanlardan birkaç tanesi Çifteler Dalış Kulübü‘ne gönderilmiş.

Sakaryabaşı Nerede?

Sakaryabaşı, Eskişehir’in Çifteler ilçesinde yer alıyor. Ülkemizin üçüncü büyük nehri olan Sakarya’nın kaynağı. 

Yani Sakarya nehri, Çifteler’den doğuyor, yaklaşık 800 kilometre yol yaptıktan sonra da Karadeniz’e dökülüyor. 

Sakaryabaşı Büyük Havuz

Dünyada dağdan değil, yer altından doğan tek kaynak olan Sakaryabaşı, dalış turizmi için çok büyük bir potansiyele sahip.


Bölgede 4 adet dalış noktası var: 

Kırkkız, Karaburgu, Büyük ve Küçük Havuz (Gökgöz)

Biz, dalışımıza Kırkkız ile başlıyoruz. 

Kırkkız, diğer dalış noktalarından biraz uzakta ve bir gölü andırıyor. Büyük havuza mesafesi yaklaşık 600 metre. 

Yüzeyi tamamen yosunla kaplı. Öyle ki, bölgeyi bilmeyen biri akşamüzeri yürüyüşünde rahatlıkla bu alanın içine düşebilir. 

Kırkkız Dalış Noktası

Kırkkız’ın hikayesi biraz buruk…

Rivayet der ki … Vakt-i zamanında 40 kadın aynı anda bu gölde boğularak ölmüş ve bu göl, onların anısına bu ismi almış… 

Noktanın adı, gerçekten ölen 40 kadından gelse de işin aslı bu değil. 

Kırkız’dan baktığınızda görebileceğiniz bir dağ var. 

Savaş zamanında, düşman askerleri civardaki kadınları alıp o dağda tecavüz edip, öldürüyor. 

Bu olayın unutulmaması için de bu göle Kırkkız adı veriliyor… 

Faruk Hoca bunu anlattığında gözlerimiz doluyor. 

Büyük Havuz’dan, Kırkkız’a 600 metrelik mesafeyi yürüyerek gidiyorsunuz. 

Ama merak etmeyin, ekipman konusunda Necmi abi Hızır gibi yetişiyor yardımınıza. 

Çünkü ekipman, kamyonete yükleniyor ve sizden önce dalış noktasına ulaşıyor… 

Ekipmanınızı kuşandıktan sonra Kırkız’ın hemen yanındaki bir noktadan kendinizi arkaya doğru bırakıp, sırtüstü suya düşüyorsunuz. Suya giriş, bu şekilde… 

Derinlik en fazla 5 metre… Kırkkız Dalış Noktası - Sualtı Bitkileri

Dalış ortalaması 3 metrede geçiyor. 

Noktanın dibi oldukça yumuşak kumdan oluşuyor. Yüzeydeki yosunlar, güneş ışıklarının belli aralıklardan geçmesine izin veriyor sadece. 

Bu sayede ışık huzmeleri oluşuyor her yerde. 

Suyun altı, bahçe gibi. Yemyeşil bitkiler var. Bir de sazanlar ve tatlı su yengeçleri… 

Ufak ufak kaynaklardan su fışkırıyor, bazı kaynaklardan çakıllar saçılıyor etrafa. 

Tatlı suyun kaldırma kuvvetinin azlığı, daha az ağırlık almanızı sağlıyor, dudaklarınız deniz dalışlarındaki gibi tuzdan kavrulmuyor… 

Kırkkız Dalış Noktasında DalışHer şey rahat, kafanız rahat… Sadece etrafı izleyip, yeşil ve sarı tonlarının tadını çıkarıyorsunuz. 

Bahçelerin üzerinde uçtuğunuz bir rüyadasınız sanki… 

Yarım saatlik dalıştan sonra, yüzeye geliyoruz. 

Kimse konuşmuyor, herkesin ağzı açık, az önce neler olduğunu anlamaya çalışıyor… 

Aynı mesafeyi geri yürüyüp, hiç tüplerimizi değiştirmeden (en derin nokta 5 metre olduğu için, ben 60 bar hava harcadım ilk dalışta) ikinci dalış noktamıza doğru yürüyoruz. 


Dalış noktamızın adı Karaburgu… 

Benim Sakaryabaşı’ndaki kişisel favorim işte tam da burası. 

Sazlıkların arasında yaklaşık 300 metre yürüyorsunuz… Karaburgu Dalış Noktası - Yüzey

Sırtınızda scuba, su seviyesi en fazla dizinizde. 

Yürüyüş bittikten sonra, derinliği 3-4 metre olan doğal bir havuz karşılıyor sizi. 

Bu havuzu, evinizin girişi olarak düşünün. Oradan iki farklı koridorla başka iki noktaya ulaşıyorsunuz. 

Ancak öncelikle bu doğal havuzda dalmak için scubamızı giyiyoruz. 

Aşağıda iki tane kaynak var. Çok ciddi bir dik akıntıyla sizi kendisinden uzaklaştırmaya çalışan iki kaynak… 

Saniyede 6 ton su çıkıyor bu kaynaklardan. Sakarya, doğuyor… 

Karaburgu Dalış Noktası - SualtıKaynaklara indiğinizde, orada durup bu özel ana tanıklık edebilmek için kayalıklara tutunuyorsunuz. Öyle ki, maskeniz yüzünüzden çıkacak gibi oluyor, içine belli bir miktar su alıyor. 

Sadece su fışkırmıyor bu doğal kuyulardan, aynı zamanda yerin altından mozaik taşlar kaynıyor… 

O kadar tazyikle geliyor ki, bu küçük taşlar sıkı sıkı giydiğiniz, içine zor sığdığınız dalış elbisenizin içine bile giriyor! Bunu, dalıştan sonra otelinizde duş alırken daha rahat anlıyorsunuz :)


Bu kaynaklara dalışınızdan sonra, az önce bahsettiğim kanallardan diğer noktalara ulaşabiliyorsunuz. Ancak bu kanallar o kadar sığ ki, scubanızı bırakıp, sadece elbise, maske ve paletlerinizle gidiyorsunuz. Şnorkelinizi de özellikle bu noktada sakın unutmayın. 

Bu kanallardan birinin sonunda, harika görünen bir ağaç kökü var. Karaburgu Dalış Noktası - Yeşil

Suyun altında kalan bu köklerin üzeri, çok estetik küçük yosunlarla (akvaryumcular bilir, Java moss) kaplanmış durumda. 

Diğer kanalın sonunda ise, şanslıysanız içinde büyük sazanlar görebileceğiniz bir sazlık karşılıyor sizi. 

Sualtı, bir akvaryumdan çok daha berrak. Görüş, hayatımda yaptığım 4000’in üzerindeki dalışımda hiç görmediğim kadar sınırsız. 

Arada bir regülatörünüzü çıkarıp, su içiyorsunuz! Bunu mutlaka denemelisiniz.

Büyüleneceğiniz bir nokta…


Üçüncü dalış noktası, Küçük Havuz (Gökgöz)…

Bir balık lokantasının hemen önü. 

Siz yüzeyde ekipmanınızın son kontrollerini yaparken, orada balık yiyen insanlar size meraklı gözlerle bakıyorlar … 

Bu dalış noktası, “yahu küçücük yer, ne olur burada?!” deyip, 2 saat kalabileceğiniz bir yer. 

Hele bir sualtı fotoğrafçısı iseniz, burada 2 tüp bile bitirebilirsiniz. 

Sakaryabaşı Yeraltı Kaynağı7-8 metre çapında olan bu havuzun derinliği 4 metre. 

Ancak aşağıda görüş, Karaburgu’da olduğu gibi muazzam. 

Her yer cam gibi. 

Tatlı su yengeçleri, çöpçü balıkları, salyangozlar, yeşilin her tonunda sualtı bitkileri (benim gibi bitki akvaryumu olan insanların kafayı yiyebileceği bir yer :) ve endemik karidesler… 

Her yerdeler! 

Elinizi bir kayanın üzerinde 10 saniye tutuyorsunuz, çöpçü balıkları gelip elinizi gıdıklamaya Sakaryabaşı - Küçük Havuz Dalış Noktasıbaşlıyorlar… Aslında yaptıkları şey bir nevi temizlik. Elinizin üzerinde, sizin çıplak gözle göremediğiniz mikro-organizmaları yiyorlar sizin için… 

Karidesler geziniyor etrafta, el kadar bir yengeç size kıskaçlarıyla el sallıyor. 

Onlarca salyangoz, size merhaba dercesine önünüzden geçiyor… 

Bu küçücük havuzun içinde, tam 40 dakikalık bir dalış yapıyoruz… Siz düşünün. 


Günün son dalışı, büyük havuza. 

Ancak görüş, bu noktada diğerlerine göre oldukça düşük. 

Sakaryabaşı - Büyük Havuz PencereKüçük havuzla bağlantılı olduğu için aynı türler burada da var. 

Bir de çok büyük sazanlar dolaşıyor etrafınızda… 

Arada bir yüzeyde hareketlenmeler oluyor, sonrasında bu hareketlenmenin ördeklerin perdeli ayaklarından olduğunu anlayıp gülümsüyorsunuz… 

Bu noktadaki görüş noksanlığından ve günün yorgunluğundan dolayı, 20 dakikalık dip zamanı sonrası dalışımızı bitiriyoruz. 

Hepimizin suratında gülümseme var… 

Dalış sonrası ekipman temizliği yok … Zaten tatlı sudan çıkmış oluyorsunuz. Böyle bir ihtiyaç yok. 

Tatlı su dalışı olduğu için, deniz dalışlarına göre çok daha az ağırlık kullanıyorsunuz. 

Örneğin ben, deniz dalışlarımda 4 kilogram ağırlık kullanıyorum, Sakaryabaşı’nda ise 1 kilogram ile dalışlarımı gerçekleştirdim. 

Yani denizde yaptığınız dalışlarınızdaki ekipmanın aynısını kullandığınızı düşünürsek, 2-3 kilogram daha az ağırlık ile rahatlıkla batabiliyorsunuz…

Sakaryabaşı’nda yaptığımız dalışları özetleyen aşağıdaki video için Can Cindemir’e teşekkür ederim. Videoda beni bulmanız kolay; keli takip edin :))
 


 
Bizim yaptığımız gibi, biraz hızlı davranarak bir gün içinde tüm dalış noktalarına rahat rahat dalışlarınızı gerçekleştirebilirsiniz. 

Bundan sonra yapılacak şey kendinizi Eskişehir’e atıp, güzel bir şehir turu ve tabi ki tatar böreği!  

Sakaryabaşı’nda dalış yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum…

 

Çeşme’den Çıkan Dev

Bir süredir İzmir’in Çeşme ilçesinde trol ile balık avı esnasında ekonomik değeri olmayan türler için çalışmalar yapılıyordu. Ege Üniversitesi’nin, balıkçı tekneleriyle yaptığı bu çalışma esnasında, 100 metreden çekilen ağda dev bir vatoz türü görüldü.

Kanat açıklığı 2 metrenin üzerinde olan ve Dasyatis pasticana türüne ait olan bu dev vatoz, tekne personelini ilk etapta oldukça korkuttu. [Devamını oku…]

GoPro 5 Ne Zaman Çıkacak?

Geçtiğimiz yıl yeni bir atılım yaptığını söyleyemeyeceğimiz GoPro, bu sefer karşımıza bizi sallayacak şekilde geliyor. Hem de sadece bildiğimiz formatta değil, uçarak geliyor!

GoPro 5 ne zaman çıkacak sorusuna sizler gibi ben de bir yıldır cevap arıyordum.

Aslında GoPro firması, yeni aile üyesi olan GoPro 5’i, 2016 ilk baharında, yani outdoor severler yapacakları aktivitelere koşmaya hazırlanırken çıkaracaktı, ancak işler o kadar hızlı gelişemedi.

2016 yaz sezonu da GoPro Hero 4 serisiyle geçti.

GoPro Karma: GoPro'nun drone teknolojisi.

Görsel: gopro.com

[Devamını oku…]

Kolay Dalış Elbisesi Giymenin 2 Pratik Yolu

Dalış elbisesi nasıl giyilir, nasıl daha kolay giyilir, dalış elbisesi giymek neden bu kadar zordur gibi soruları hemen her dalışımızın başında kendi kendimize ve etrafımızdakilere soruyoruz.

Dalış ekipmanı hazırlamak, dalış için sabah erken uyanmak, seyahat ve soğuk, konu dalış elbisesi giymek olduğunda devede kulak kalıyor.

Sonuçta dalış elbisesi giymek, bizler için olmazsa olmaz bir durum.

Su sıcaklığı 22-25 derecenin üzerinde değil ise dalış elbisesini giyeceğiz; 2 kere 2 eşittir 4!

Dalış elbisesi nasıl giyilir

İyi güzel de bu elbise sık kumaştan, neoprenden yapılıyor. (Dalış elbiseleri hakkında detaylı bilgi için Dalış Elbiseleri sayfasını buraya tıklayarak ziyaret edin) Bizi sıkıyor, sıkması da lazım ki suyun altında bizi sıcak tutsun, değil mi?

Sımsıkı elbise içine elimizi sokuyor, diresekten sonra yürümüyor, ayağımızı sokuyoruz, dizden sonrası gitmiyor, gitse tam oturmuyor, T-zip, yani sırttan fermuarlı dalış elbiselerinde kafamızı sokmamız gerekiyor elbisenin boyunluk kısmından içeri, onu giyerken girdiğimiz şekiller zaten kendi kendine ayrı bir hikaye.

Pekiiiiii….

Bunun kolay bir yolu yok mudur?

Kolay dalış elbisesi giymek diye bir şey var mı?  [Devamını oku…]

Acı Kaybımız: İhsan Polat

Bugün Türkiye sualtı dünyası, bir üstadını kaybetti.

Şişli Sualtı Sporları Kulübü başkanı ve Mavi Balina Turizm Acentesi’nin sahibi sevgili İhsan Polat, 21.08.2016 tarihinde aramızdan ayrıldı.

İhsan Polat’ı Kaybettik

Bir çok kişinin hayatına dokunmuş ve ilelebet değiştirmiş olan bu güzel insanı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz.

Ben, İhsan Polat’ı SSI seminerlerinde tanıdım ve hayatımda tanıdığım için minnet duyduğum insanlar arasında yer alıyor.

Sohbetlerimiz her zaman keyifli ve motive edici olmuştur.

Bugün bir ağabeyi, iyi bir insanı, iyi bir dalış eğitmenini, daha çok sayıda insanın hayatına dokunması gereken bir akıl hocasını kaybettik.

Bir süredir kanser hastalığı ile mücadele eden İhsan Polat, bu zor günlerinde bile gülümsemeyi, insanlara örnek ve umut olmayı bırakmadı.

Sevgili İhsan Polat’ı saygı ve hüzün ile anıyor, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.

Hepimizin başı sağ olsun.

Dalış “Kazaları” Gerçekten “Kaza” Mı?

Dahab - Blue Hole'de DalışDalış hastalıkları, dalış kazaları, vurgun, dekompresyon, azot narkozu, derinlik sarhoşluğu ve buna benzer bir çok negatif kavramla zaman zaman karşılaşıyoruz.

Dalışla alakası olmayan kimseler televizyonu açtığında, gazete sayfalarını çevirdiğinde “dalgıç sualtında vurgun yedi” haberleriyle karşılaşıyor. Zaten bir dalgıç herhangi bir sebeple kaza geçirdiğinde, ülkemiz basınında sadece “vurgun” olarak geçiyor.

75 yaşında bir dalgıç, bundan yıllar önce Marmaris’te dalışa giriyor, güzel bir dalış geçiriyor, güvenlik beklemesini yaptığı sırada kalp krizi geçiriyor ve hayatını kaybediyor. Otopsi raporu, bu ölümün dalışla hiç bir alakası olmadığını, aynı kişi o anda kaldırımda yürüseydi de bunun başına gelebileceğini söylese de basında yine “vurgun” olarak geçiyor.

Peki, bizler ne yapıyoruz? Dalış profesyonelleri? [Devamını oku…]

Bravo SeaWorld: Tilikum da Ölüyor!

Son yıllarda yunus parkları gibi yerlere gidenleri kınamaya başladık, doğrudur. Gerek dalalim.com olarak, gerek Murat Demirağ olarak yunus parklarına gidilmesini sadece yanlış bulmuyor, aynı zamanda bir insanlık ayıbı olarak görüyorum.

Peki, çocuğumuzu, eşimizi, dostumuzu alıp yunus parkı gibi “masum” bir mekana gitmek neden yanlış oluyor, hatta bir de üzerine suç oluyor?

Aslında hikaye, buradan binlerce kilometre ötede başlıyor. [Devamını oku…]

CLOSE
CLOSE
Pin It