Kaş’tan Sokar Balığı Festivali

Kaş’ta bu yıl ilki düzenlenen Sokar Balığı Festivali büyük ilgi gördü. Festival dahilinde gelen konuklara sokar balığı hakkında bilgi sunuldu ve yemek olarak balık verildi.

Sokar Balığı Festivali, Akdeniz Üniversitesi, Kaş Belediyesi ve Kaymakamlığı ile World Wide Fund for Nature (WWF) işbirliğinde gerçekleştirildi. eski Kaş Yat Limanı, ilki yapılan bu festivale ev sahipliği yaptı. Festivale Kaş Kaymakamı, Belediye Başkanı, WWF Türkiye Koruma Direktörü ile Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden isimler ile bazı sivil toplum kuruluşları ve balıkçılar katıldı. Festival sırasında yörede tatil yapan yerli ve yabancı turistler ile Kaş yerlileri de festivale oldukça ilgi gösterdi. 

Kaş Belediye Başkanı Halil Kocaer ise, “Kaş’ta gelecek nesillere suyun altında orfoz, lahoz sürülerinin olduğu bir doğa bırakmak istiyoruz. Kaş’a dalış için gelen sualtı tutkunları, Kızıldeniz’de olduğu gibi muhteşem balık sürüleri, deniz canlıları görsün istiyoruz. Sokarı tüketelim ama orfoza, lahoza dokunmayalım. Bu nedenle bugün Sokar Festivali düzenliyoruz” diye konuştu.

WWF Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem, konuşmasında şu noktalara değindi:

Dünyanın ve Türkiye’nin önemli dalış merkezlerinden biri olan Kaş, zengin tarihi mirasının yanında eşsiz sualtı güzellikleri de sunuyor. Bu sualtı hazinesi her yıl Kaş’ta binlerce turisti ağırlıyor. 2014- 2017 yılları arasında Kaş’ta sürdürdüğümüz projeyle sürdürülebilir turizm ve balıkçılığa odaklandık. Doğa dostu turizmin teşvik edilmesi, sürdürülebilir balıkçılık konusunda çalışmalara devem edeceğiz. Bu nedenle WWF Türkiye olarak başlattığımız küçük ölçekli balıkçılık projemize Kaş’ı da dahil ettik. Bu proje 2022 yılına kadar Kaş’ta devam edecek. Sokar Festivali ile Kaşlı balıkçıların yıllardır yakaladığı, Kızıldeniz’den gelerek Akdeniz’de yayılım gösteren sokar balığının gıda kaynağı olarak insanlar tarafından daha çok tanınmasını, daha çok tüketilmesini hedefliyoruz.

 
Sokar Balığı Festivali esnasında tava ve ızgaralarda pişirilmiş bol miktarda sokar balığı, ziyaretçilere sunuldu.

Kaynak: hurriyet.com.tr/kasta-sokar-baligi-festivali-yapildi-40912026

Dalış Yapmak Tehlikeli Midir?

Tüplü dalışa merak salıp, bu spora başlamak isteyen insanların aklına ilk gelen sorulardan biri “dalış yapmak tehlikeli midir” oluyor. Dalış Yapmak Tehlikeli Midir?

Bunun başlıca sebebi, dalışla ilgili yıllar içinde gazetelerde okunan, televizyonda izlenen haberler. 

Kulaktan dolma bilgiler ve bu sporun karada değil, suda yapılıyor olması da dalışın tehlikeli bir aktivite olduğu düşüncesini destekliyor.

Ne zaman yeni birileriyle tanışsam, bana sordukları sorulardan birkaçı şöyle oluyor: 

  • kaç metreye kadar dalıyorsun?
  • sualtında yaşayan canlılar sana bir şey yapmıyor mu? 
  • Türkiye’de köpekbalığı var mı? 
  • kaç kere vurgun yedin (kesin yeniyor demek ki, orası garanti ama kaç kez yedin…)?

liste uzayıp gidiyor ama genellikle bu dört sorudan en az biri kesin geliyor. 

Bu yazıyı okuyan dalgıç arkadaşlarımın şu anda gülümsediğini tahmin edebiliyorum; bu sorularla karşılaşan tek kişinin ben olmadığımı biliyorum. 

Gördüğünüz gibi, bu soruların tamamı endişe taşıyor ve dalışın tehlikeli olduğu görüşünün gölgesinden çıkan bir düşünceyle yöneltiliyor. 

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, hayatımızın her anı aslında risklerle dolu, hatta bunların birçoğu, dalışta oluşabilecek risklerden çok daha yüksek. 

Örneğin, eğer araba kullanıyorsanız, dalış yapmaktan onlarca kat daha fazla risk altındasınız demektir. Çünkü araba kullanırken kontrolünüz dışında gelişen çok fazla durum mevcut. İyi ve dikkatli bir sürücü olabilirsiniz, emniyet kemerinizi her daim takıyor olabilirsiniz, arabanızın bakımını aksatmıyor da olabilirsiniz. Bunlar, kontrol edebileceğiniz unsurlar. 

Ancak trafiğe çıktığınız andan itibaren yönetemeyeceğiniz, kontrol edemeyeceğiniz çok fazla parametre var. 

Örneğin, karşıdan gelen kamyon sürücüsünün o anda uzun bir yolculuk sonrasında direksiyon başında uyuya kalıp kalmadığını bilemez ve yönetemezsiniz. 

Ya da karşıdan gelen arabadaki sürücünün telefonla konuşuyor olduğu için dalgın olup olmadığını bilemezsiniz. 

Bir trafik kazasında ölme ihtimaliniz 8.000’de 1 iken, DAN‘ın (Diver Alert Network) açıklamasına göre bir alış kazasında (kaza geçirme ihtimali değil, geçirilen kazada ölme ihtimali) 100.000’de 0.48.

Okumaktan hoşlanmayanlardansanız aşağıdaki videoyu izleyin. 


 
Konumuza geri dönelim.

Dalış Yapmanın Riskleri Nelerdir?

Bu sorunun cevabını şöyle verebilirim:

Dalış yapmak, tehlikeli olabilecek bazı riskler taşıyor, evet.

Bu riskleri iki alt başlık altında inceleyebiliriz:

Genel Riskler

Bu tarz riskler, karada da aldığınız riskler.

Dalış merkezinde hazırlanırken ayağınızın kayıp düşmenize yol açması gibi. Tıpkı yüzme havuzunun yanından geçerken (ki bu daha yüksek bir ihtimal) düşme riskiniz gibi.

Karada, normal hayatınızda, evinizde otururken kalp krizi, felç ve benzeri rahatsızlıkların oluşturduğu riskler gibi. Bu riskleri azaltabilmek için, düzenli olarak sağlık kontrolünüzü yaptırmanız gerekiyor. 

Bunu dalışla bağlarsak; tıpkı araba ehliyetiniz gibi, dalış sertifikanızı da sadece bir kez alır, ömür boyu kullanırsınız.

Dalış kursuna başlayabilmeniz için sizden bir doktor raporu istenir. Bu raporu 20 yaşında aldığınızda hiçbir sağlık sorununuz olmayabilir. Dalış kursunuzu tamamladıktan sonra alacağınız sertifika ile hayatınız boyunca dalabileceğinizi düşünürsek, 20 yaş ile 60 yaş arasında ister istemez bir fark olacağını göz ardı etmemeniz gerekir.

Dalış, güç gerektirmese de bazı durumlarda dayanıklılık gerektiren, efor sarf edilen bir spordur ve vücudumuz dalışlarımızda basınca maruz kalır.

Bütün bunları düşündüğümüzde, düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmemiz, sadece dalış için değil, genel olarak sağlığımız için faydalıdır ve hatta zorunludur.

Dalış Ait Riskler

Dalış yaptığımı söylediğimde yukarıda bahsettiğim soruları soran arkadaşlarımın düşüncelerinin aksine, dalışın içerdiği riskler daha teknik konuların birer sonucudur.

Bu riskler, basınç değişiminden kaynaklanan durumların birer sonucudur.

Dekompresyon hastalığı (vurgun), azot narkozu (derinlik sarhoşluğu) ve akciğer genleşme yaralanmaları örnek olarak gösterilebilir.

Bunlar, her dalışta başımıza gelen durumlar değildir. 

Başlıca sebepleri panik, ekipmanın doğru çalışmaması ve bilgi eksikliğidir.

Üç sebep de aldığınız dalış eğitiminizle alakalıdır. 

İyi bir dalış eğitimi aldığınızda ve bilgi birikiminizi artırdığınızda suda rahatlar, panik yapmazsınız. Ekipman kontrolünün önemini ve nasıl yapılacağını öğrenirsiniz, ekipmanla ilgili riskleri minimize eder, orta çıkması halinde, sizin ve dalış arkadaşınızın ekipman hatası durumunu nasıl yönetebileceğinizi öğrenirsiniz.

Özetle dalış ile ilgili istenmeyen durumlar, iyi bir eğitim (sadece suda iyi olmanız değil, teorik bilginizin de iyi olmasından bahsediyorum), iyi bir ekipman (zamanla kendi ekipmanınıza sahip olmanız hem dalış güvenliğiniz hem de rahatlığınız için büyük önem taşı), dalış kurallarına uyulması ve kişisel limitlerin (sertifikanız yeterli olsa dahi kendinizi yoracağını düşündüğünüz dalışları yapmamak gibi) bilinmesi, dalış yapmanın risklerini minimize eder.

Okumanızı tavsiye ederim: Dalış Kazaları Gerçekten Kaza mı?

Çeşme’de Osmanlı Döneminden Kalan Venedik Batıkları Keşfedildi

Kaptan-ı Derya Mezomorto Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması ile Venedik Cumhuriyeti donanması arasında, 9 Şubat 1695 tarihinde bir deniz savaşı yaşanmıştır.

Bu savaş, Karaburun Yarımadası açıklarında gerçekleşmiş, ancak yeri şimdiye kadar gizemini korumayı başarmıştır. 

Bölgedeki balıkçıların ağlarına takılan bazı parçalar, bu gizem perdesinin ağır ağır aralanmasında öncü olmuş, Çeşme açıklarında, Türk bilim insanlarının muhteşem çalışmasıyla bu batıkların ortaya çıkarılmasına yardımcı olmuştur. 

Ahşap Batıkların Keşfi

Bu savaştan yıllar sonra, 2018 yılında, balıkçıların ağlarına kimi zaman tarihi gemilere ait olabilecek ahşap parçaların takıldığını öğrenen sualtı araştırmacısı Selçuk Kolay, bu bölgede keşif dalışları yapmaya başlamıştır. 

Bu dalışlarda, 70 metre ara ile iki ahşap gemi ve sayısız top ile karşılaşan Kolay, bu durumu Türkiye Batık Envanteri Projesi’ne bildirmiştir.

Türkiye Batık Envanteri Projesi ekiplerince bölgede yapılan araştırmada, bu batıkların Koyun Adaları Muharebesi esnasında, Osmanlı donanması tarafından batırılan batıklar olduğunu doğrulamıştır. 

Seksen beş metre derinlikte uyuyan bu iki batığın, Bizanslılara ait olan amiral gemisi ile bu gemiye yardıma gelen gemi olduğu tespit edilmiştir. 

Kaynak: aa.com.tr

En Derin Arkeolojik Proje

Bu keşif, uzaktan kumandalı kameraları ve sonar sistemlerinin kullanıldığı, Piri Reis araştırma gemisinde çalışan yirmi Türk bilim insanı ile yürütülen proje, bu benzersiz keşfe ek olarak, Türkiye’de ve Türk bilim insanlarıyla yapılmış en derin sualtı arkeolojisi çalışması olarak da bizler için önem arz ediyor. 

Kaynaklar:

wikipedia.org

aa.com.tr

Dalış Yapmak İçin Yüzme Bilmek Gerekir Mi?

Dalış yapmak için yüzme bilmek gerekir mi gerekmez mi konusu, dalışa başlamak isteyen arkadaşların cevabını en çok aradıkları sorulardan biri. 

Cevap EVET, dalış yapmak için yüzme bilmek gerekiyor.

Bu yazımda sizlere, dalış yapmak için yüzme bilmenin neden gerektiğini üç başlık altında toplayacağım.

  1. Dalış sistemleri 
  2. Dalış kariyeriniz
  3. Güvenliğiniz 

Dalış sistemleri hakkında bir bilginiz yoksa Dalış Sistemleri sayfasına giderek bu konu hakkında daha fazla bilgiye sahip olabilirsiniz. 

Dalış Sistemleri

Dünyada yüzlerce dalış sistemi mevcut. 

Türkiye’de en fazla bilinenleri PADI, SSI ve CMAS

Hepsi de dalış eğitmenlerine, dalış eğitimlerini yaparken uyması gereken kurallarını dalış standartları adı altında yayınlayıp gönderiyor ve bu standartlara uyulmasını mecburi kılıyor. 

Bu standartlar arasında, dalış eğitiminde eğitmenlerin, öğrencilerine yaptırması gereken dalış becerileri de yer alıyor. 

Konumuzla alakalı olan ve bu standartlarda yer alan beceriler, “waterman skills” yani “su adamı becerileri” olarak karışımıza çıkıyor. Sistemler arasında farklılıklar olsa da su adamlığı becerilerinden bazıları;

  • boyumuzu geçen bir derinlikte belirli bir süre için (ekipmansız) minimum el ve kol yardımıyla yüzeyde kalabilmek 
  • suda belli bir mesafeyi yüzebilmek 
  • temel yüzme becerilerini sergilemek

Gördüğünüz gibi, dalış sistemleri zaten dalış eğitmenlerinden bir anlamda dalgıç adaylarının yüzme bilip bilmediğini kontrol etmelerini istiyor.  [Devamını oku…]

Sararmış Maske Silikonunun Beyazlatılması

Geçtiğimiz günlerde Dalalim.com’un YouTube kanalında yapılan bir yoruma gözüm takıldı. 

Çektiğim video, aslında dalış maskelerinin dalışlarımızda buğu yapmamaları için ne gibi işlemlere tabi tutulması gerektiğini içeren bir tavsiye videosuydu. 

Ancak anladığım kadarıyla tam olarak aradığını bulamamış olan bir izleyici, bu videoya denk gelmiş, sorununu bu videonun yorum kısmında benimle paylaşmıştı. 

Soru tam olarak şu;

Benim deniz gözlüğümün plastik kısmı sarılaştı nasıl temizliycem, burun kısmı sapsarı, çamaşır suyu kullansam olur mu?

Deniz gözlüğü derken maskeyi kastediyor sevgili izleyici…

Bu konuda arkadaşa tavsiyelerimi verdikten bir gün sonra, yine yorumlardan bana “teşekkürler, işe yaradı” diye bir mesaj gönderildi, çok da memnun oldum. 

Aynı sorunu yaşayan emektar dalalim.com okuyucuları için de bir kaç tavsiyede bulunmak istedim. 

 Şimdi bu sararma dediğimiz şey nedir, neden olur, bundan başlayalım.  [Devamını oku…]

Köpekbalıkları İnsanlara Neden Saldırır?

Köpekbalığı saldırılarının çoğu kıyı şeritlerinde, sığlıkta ve dik deniz yataklarında meydana gelir. Çünkü köpekbalıkları buralarda toplanır. Öncelikle bilmemiz gereken şey köpekbalıklarının, eğlenmek için ya da insanlar çok lezzetli olduğu için saldırmadıklarıdır. Köpekbalıkları, ihtiyaç duyduklarından daha düşük seviyede yağ içerdiğimizden dolayı, insanları pek de leziz bulmaz. Bu nedenle “doğuştan insan yiyici” değillerdir. Bakmayın siz Jaws serisine.

Köpekbalıkları Neden İnsanlara Saldırır

Image courtesy of Geerati at FreeDigitalPhotos.net

Saldırıların hemen hiç biri doğal olmayan bir saldırganlıktan kaynaklanmaz. İnsanlar, köpekbalıklarının bölgesine (deniz ve okyanuslar) girdiklerinde, köpekbalıkları da kendine ait olduğunu bildikleri bu bölgede haliyle yiyecek arıyor olabiliyorlar. Sen de ben de evimizde yiyecek arıyoruz ya bazen mutfağa gidip hani, o misal. Köpekbalıkları da bölgelerinde gezinirken, onların gözüne çekici (hareketli, rengarenk mayolu, bikinili bizler) görünen “potansiyel yiyecekleri” ararlar. Doğal olarak bu durum, köpekbalığı için bölgedeki insanların tipik bir yemek olup olmadığını kontrol etme, bizim içinse ısırılma ihtimalini arttırır.

[Devamını oku…]

Güvenilir Marka Uğur Soğutma

Bir markanın güvenilir olduğunu nasıl anlarsınız? Elbette bağımsız ve saygın test kuruluşlarının raporlarını takip ederek. Reklamlar ve promosyonlara aldanmayın, bir markanın ne kadar güvenilir olduğu ve müşteri memnuniyetini ne denli önemsediği, ancak sahip olduğu sertifikalar sayesinde anlaşılabiliyor. Bu bakımdan, Almanya merkezli GC Mark, Avrupa’nın en saygın denetleme ve sertifikalandırma firmalarından biri sayılıyor. Firmaların hammadde işlemesinden üretimine, paketlemesinden satışa sunulmasına dek pek çok farklı unsurunu uluslararası standartlara göre denetleyip değerlendiren bağımsız bir kuruluş olan GC Mark, dünyanın en saygın ve prestijli sertifikalarını veriyor. GC Mark sertifikasına sahip olan bir şirketin ISO 9001, IS0 10001, 2, 3, 4 standartlarına uygun üretim ve kalite kontrolü yaptığına, sürekli olarak gelişime açık bir üretim ve yönetim yapısına sahip olduğuna emin olabilirsiniz.

Dünyada sayılı şirketin sahip olduğu GC Mark Verified Customer Satisfaction (Kanıtlanmış Müşteri Memnuniyeti) sertifikasına sahip olan tek Türk şirketi, hâlihazırda sektörde 60 yılı aşkın bir deneyime sahip olan Uğur Soğutma. Müşteri memnuniyetine verdiği önemi Avrupa’nın en büyük bağımsız denetim kuruluşlarından biri olan GC Mark Verified Curstomer Satisfaction denetimini başarıyla tamamlayarak elde ettiği sertifikayla global düzeyde ispat eden Uğur Soğutma, böylelikle ürünlerinin kalitesi kadar tüketici deneyimine verdiği önemi de bir kez daha göstermiş oluyor. İki yıl boyunca Türkiye’de aynı sektördeki başka hiçbir markanın alamayacağı bu sertifika, Uğur Soğutma’nın müşterilerine vermiş olduğu değer ve önemi mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Uğur Soğutma, ürünlerinde GC Mark sertifikası amblemini kullanma hakkını da elde etmiş oluyor.

Diğer bir deyişle, Uğur Soğutma ürünlerinin kalitesi, global düzeyde bir kez daha tasdik edilmiş oluyor. Uğur Soğutma’nın çevrimiçi mağazasından ve bayilerinden satın aldığınız ürünlerden memnun kalacağınıza emin olabilirsiniz: Hem Uğur Soğutma, hem de GC Mark bunu garanti ediyor!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

GoPro Hero 6 İnceleme

2017 yılının sonlarına yaklaşırken, GoPro Sony’nin yaptığı atağa karşılık olarak GoPro Hero 6’yı piyasaya sürdü. 

GoPro’nun yeni üyesi, abisi GoPro Hero 5’e göre oldukça önemli yeni özelliklerle karşımıza çıktı.

GoPro Hero 6 teknik özelliklerine, GoPro Hero 5 ile farklarıne ve göze çarpan yeniliklerine bir göz atalım. 

GoPro Hero 6 Öne Çıkan Özellikleri

  • 4K @ 60 fps video çekimi 
  • 12 MP fotoğraf çekimi
  • 10 metreye kadar sualtı çekimi
  • Ses ile kontrol edebilme
  • GP1 işlemci
  • Zoom yapılabilen arka ekran

[Devamını oku…]

Van Gölü’nde Neler Oluyor?

Van Gölü, son bir kaç yıldır dalış turizmi açısından önemli bir nokta haline geldi. 

Şahika Ercümen, endemik (dünya üzerinde sadece belirli bir bölgede yaşayan) bir tür olan İnci Kefali‘ne (Chalcalburnus tarichi) dikkat çekebilmek adına, 2013 yılında değişken ağırlıklı paletsiz kategorisinde, 61 metre ile serbest dalış tatlı su dünya rekorunu kırmak için Van Gölü’nde dalış yapmış ve bu hedefine de ulaşmıştı. 

Foto: milliyet.com.tr

Burada amaç,  dünya üzerinde sadece Van Gölü’nde yaşayan İnci Kefali’ni hem Türkiye’ye, hem de dünyaya tanıtmaktı. Bana kalırsa başarılı da olundu, bu konu uzun süre Trend Topic olarak kaldı, Türkiye ve dünyadan bir çok yerli ve yabancı turist bölgeye akın etti. (İnci Kefali hakkında daha fazla bilgili için: İnci Kefali)

Aynı zamanda Şahika, TRT için bir belgesel sundu. 

Yine Van’da, Van Gölü’ndeki İnci Kefali’nin göçü esnasında gerçekleştirilen festivalde…  [Devamını oku…]

Kuşadası’nda Yeni Keşfedilen Uçak Batığı

Kuşadası’nda yaklaşık 30 metrede dalış yapıldığı sırada rastlanan uçak batığı, dalgıçlar için yeni bir batık dalışı noktası, sualtı fotoğrafçıları için ise oldukça güzel bir kompozisyon oluşturmuş oldu. 

Kuşadası Uçak Batığı

Foto: cnnturk.com

Aydın’ın Kuşadası ilçesi, Dilek Yarımadası’nda keyif dalışları yapılırken, dalış eğitmeni Cüneyt Çakın, bir karartı gördü. 

Bu karartıya yaklaştığında bunun tek pervaneli bir uçak batığına ait olduğunu farketti. 

30 metre derinlikte yatan bu uçak batığı, yaklaşık 30 yıldır keşfedilmeyi bekliyordu. 

Bölgede bulunan ve yıllardır hem Türk, hem de yabancı turistlere hizmet veren Active Blue Dalış Merkezi’nin sahibi ve dalış eğitmeni Tağmaç Saraçoğlu, “böyle bir uçağın motor arızası sebebiyle denize çakıldığını, pilotların sağ olarak kurtarıldığını, ancak uçağın tam olarak nereye battığının bilinmemesi sebebiyle, bu batığın 30 yılı aşkın süredir gizemini koruduğunu” söyledi. 

CLOSE
CLOSE
Pin It