Gizemli Bir Haftasonu: Antalya Akvaryumu

Güzel, yazdan kalma bir pazar sabahı.

Antalya’dayım.

Antalya AkvaryumuAğustos 2012’de ilk ziyaretçisini ağırlayan ve “dünyanın en büyük tünel akvaryumu” gibi iddialı bir ünvana sahip olan Antalya Akvaryumu’na doğru yürüyorum.

Konyaaltı’nda yer alan Antalya Akvaryumu, 30 dönümlük büyük bir araziye yayılmış durumda.

Girişinde sizi büyük bir havuz bekliyor. İçinde de size doğru su püskürtmeye hazır bir balina maketi var.

Aslına bakarsanız Antalya Akvarumu’nun içinde sadece akvaryum yok.

Fear Trophy adını verdikleri bir sürüngen ve böcek alanı, Kar Dünyası ve bir de Oceanride XD Cinema var.

Dışarıdan bakıldığında dolukça gizemli bir dünyanın sizi beklediğini farkediyorsunuz.

Pazarlama departmanı sıkı çalışmış. Ziyaretçi, algısı açık bir şekilde giriş yapıyor.

Sadece akvaryumu göreceğim derseniz fiyat 45 tl (2014 fiyatı). Diğer alanları görmek için ekstra ücret ödemeniz gerekiyor ama kombineler oluşturulmuş durumda. Örneğin ben, akvaryum ve Fear Trophy için toplam 65 tl ödedim.

Öncelikle size, kendilerinin hazırlamış olduğu tanıtım filmini göstereyim.

 

Böyle bir giriş tablosunu tabi ki bekliyordum. Gülümseyerek içeri girdim.

Bu kadar gidere sahip bir işletmenin girişinin gizemli ve etkileyici olması gerekiyordu. Bu illizyon, normaldi.Antalya Akvaryumu Girişi

Asıl merak ettiğim şey, akvaryumun kendisiydi.

İçeri girdiğimde gördüğüm ortamın, bir çok insan gibi seyri keyifli bir yer olarak görünmesini isterdim gözüme.

Beni yakından tanıyanlar tahmin etmiştir ki öyle olmadı.

Bir tarafım buruktu.

Mürenler, köpek balıkları, orfozlar, deniz atları ve aklınıza gelebilecek diğer tüm canlılar…

Buraya ait değillerdi.

Hele ki böyle bir yere hiç ait değillerdi.

İnsanlar onları izlerken cama “tıngırdatıyor,” fotoğraf çekmek için flaşlar patlıyor (tabi ki bu ikisinin de yasak olduğu her tankta yazılı ama Türkiye’de balık olmak dahi zor:), “ne kadar çirkin” diye yorumlar yapılıyor -hele ki müren için- ve çocuklar ortalıkta çığlık çığlığa koşuşturuyor.

Bu hayvancıklar da oradan oraya yüzüp duruyorlar.

Sürekli çıkış kapısını arayan bir halleri var gibi. Okyanusa geri dönmek istiyorlar, ait oldukları yere.

Ama çıkamıyorlar, çünkü bu balıklar olmazsa ziyaretçiler gelmeyecek, ziyaretçiler gelmezse de para kazanılamayacak.


Amazon TemasıDiğer bir tarafım da böyle yerlerin aslında yararlı olabileceğini söylüyor (ya da belki de kendime teselli arıyorum).

Çünkü okyanusları korumamız gerekiyor. Nedeninden bahsetmiyorum bile, çünkü hepimizin bu konuda az çok bir bilgisi vardır diye düşünüyorum.

Korumak için, önce görmemiz, tanımamız gerekiyor.

Gerek dalalim.com’daki yazilarımda, gerekse tanıdıklarımla yaptığım sohbetlerimde, konuşmalarımda hayatında hiç orfoz görmemiş birine, onları korumaktan bahsetmek biraz havada kalabiliyor.

Bu iki duygu içerisinde yürümeye devam ediyorum.

Sizler için sevgili Can CİNDEMİR bir kaç görüntü alıyor. Teşekkür ederim hocam ;)

Kendi iç dünyamı ve ikilemlerimi bırakıp biraz size Antalya Akvaryumu’ndan bahsedeyim.


Akvaryumun en çok beğendiğim olayı, temalandırma…

Örneğin, Amazon Nehri’nde yaşayan balıkların bulunduğu bir akvaryum var. Bu akvaryumun içinde güzel ağaç kökleri mevcut, orjinaline oldukça benziyor. Ayrıca nehir havası yaratmak için bu tankın üstü açık, su seviyesi de biraz düşük.

Antalya Akvaryumu Müren Tankı

Ülkemiz sularından canlılar da var. Karadeniz temalı tankı izlemek keyifli.

Kişisel favorim, Mısır’dan bir iki ay önce gelmiş bir dalgıç olarak Hint Okyanusu konseptini taşıyan giriş tankı.

Girişte sizi bu şekilde irili ufaklı, farklı sulara ait tanklar karşılıyor.

Ortam, karanlık.

Akvaryumlardaki mavi neon lambalar gözünüzü alıyor belli bir süre sonra.

Ana tanka doğru yürüdüğünüzü anlıyorsunuz ilk koridoru geçince.

Antalya Akvaryumu’nun tünel kısmı başlıyor.

Sol tarafta ana tank, sağ tarafında da altından geçeceğiniz tüneli görüyorsunuz. Antalya Akvaryumu Tüneli

Tünel, özellikle daha önce görmemiş olan insanlar için muazzam bir görüntüye sahip.

Başınızın üstünden Akyalar, Köpekbalıkları geçip duruyor.

Burası yıkılsa ne olur?!” diye düşüne düşüne ilerliyorsunuz.

Ana tankın içinde bir uçak var. Batık…

Etrafında köpek balıkları tur atıyor.

Siyah Yüzgeçli Resif Köpekbalığı, Hemşire Köpekbalığı ve Çekiçbaş…

Köpekbalıklarının hemen hepsi yavru. Galiba yeni açılan akvaryumlara yetişkin balık gönderilmiyor (Aynı durum İstanbuk’daki akvaryumlar için de geçerliydi).

Dikkatimi çeken ve beni bir nebze sevindiren şey ise, ana tanka bakan bir camın önünü sınıfa benzetmiş olmaları.

Çocuklar için küçük masa ve sandalyeler var.

Burada okul turlarının yapıldığını öğreniyorum.

Koruma adına, doğru bilinçlendirilme ile güzel bir adım.

Antalya Akvaryumu Ana TankKendimi bir anda, ana tankın önündeki bir pencerenin üstünde uzanırken buluyorum.

Bu güzel, saygı duyulması gereken canlıları uzandığım yerden izliyorum.

Onlara saygı duyuyorum, gıpta ile süzülmelerini izliyorum, üzülüyorum…

Karmaşık duygulara sahibim.

Arkadaşlarım uyarıyor, bu ufak trans halim bozuluyor.


Akvaryuma dalış yaptırılmıyor.

Bu güzellikleri dışarıdan izlemekle yetiniyorsunuz.

Genel olarak baktığımda, ilk paragraflarda belirttiğim ikilemlerim dışında bir kaç şey daha söyleyebilirim.

Öncelikle tür sayısı biraz limitli.

Canlılara ait panolarda yeterli bilgi yok. Tabi ki bir oşınografi müzesi kıvamı beklemiyordum ama yine de biraz daha detay verilebilirdi.

Bazı balıklarda kimi dış parazitlerle karşılaştım.

Hediyelik eşya bölümü dışında ilgili eleman yok. Akvaryumların önünde bilgi veren rehberler mevcut değil. En azındanAntalya Akvaryumu Penceresi ana tankın önünde bir ses kaydı ile -ya da girişte dağıtılacak kulaklıklar gibi- bilgilendirme yapılması akvaryumu çok daha verimli hale getirebilirdi.

Tabi ki ciddi bir emek var ortada.

İşçilik, mühendislik var.

Ama pek de “insanlar balıkları görsün, tanısın, ama tabi ki biz de biraz para kazanalım” mantığında değil gibi her şey. Sıralama tam tersi gibi görünüyor.


En güzel (!) kısım, akvaryum çıkışının sizi direk hediyelik eşya bölümüne çıkarması.

Ben, yukarıda, yani akvaryum alanında biraz bilinç beklerken çok daha kötüsü çıktı karşıma!

Hediyelik eşyaların arasında deniz kabukları var, istemediğiniz kadar hem de!

Bir görevliye soruyorum, bu doğru mu diye…

Ama denizden toplamıyoruz ki, karaya vurmuş olanları alıyoruz” diyor.

Gülümsüyorum.

Söylenilen şey doğru da olsa, neden karada bulunanların dahi denize ait olması gerektiğini anlatmadan geçip gidiyorum.

Bu konuda daha önce yazmış olduğum Bırakın Kabuklar Denizde Kalsın yazımı okumanızı tavdiye ederim.

Dahası da var!

Sadece 25 tl vererek bir denizyıldızı satın alabiliyorsunuz!

Eminim bu denizyıldızları da sahilden toplanmış, denizden çıkarılmamıştır.

Evinize dekor olarak bir ceset asmak istemez misiniz?

Satılık Deniz Yıldızı

Yorumlar

  1. suleyman der ki:

    natura non facit saltum… benzer fikirde dusuncelerin olmasi oldukca guzel

    selamlar

  2. deniz kızı der ki:

    ya hem gezmiş hemde saçmalamışsınız tipik gıcıksınız yazınız kale alınmayacak kadar kötü bencilce bence

Fikrini söyle

*

CLOSE
CLOSE
Pin It